Piyasalar

30 Ağustos 2014, Cumartesi tsi
°C
REKLAM

En Sıcak Konular

Prof. Dr. Haydar Baş



Prof. Dr. Haydar Baş
27 Eylül 2012

Çiftçinin yüzünün gülmesi, milletin karnının doyması demektir



Küresel savaş sadece silahlarla devam etmiyor. Tarım gibi stratejik öneme sahip sahalarda da ciddi bir baskı söz konusu. Bu baskılara maruz kalan ülkelerin başında Türkiye geliyor. 1999 - 2010 yıllarının değerlendirildiği çalışmalarda, dünya genelinde tarım nüfusu yüzde 2 oranında artış gösterirken, Türkiye’de yüzde 15.4 oranında azalmıştır. Tarım sektöründe çalışanlar 2.7 milyon azalarak yaklaşık 15 milyon inmiştir ve bu eğilim son 2 yılda da devam etmektedir.
IMF ve Dünya Bankası kanalı ile alınan krediler karşılığında mutlaka uygulanması zorunlu kaideler arasında tarım kesimine yönelik kısıtlamalar önemli yer tutmakta. Ülkemizde IMF kredileri sebebiyle hayata geçirilen düzenlemeler tarım sektöründe pek çok ürüne kotalar ile üretim kısıtlaması getirmiştir. Tahditler neticesinde Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelerin tarım ürünlerine pazar yapılmıştır. Çiftçimizi açlığa mahkûm ederken, başka ülkelerin çiftçilerini zengin etmekteyiz.
Kendi kendine yetebilen ve hatta dünyaya tarım ürünü ihraç eden bir ülke iken bugün tütün, buğday, şeker pancarı, çay, mısır vesaire ürünlerin ekimini nerede ise yok ettik.
Buğdayı bile dışarıdan ithal eder bir haldeyiz.
AB direktifleri doğrultusunda hazırlanan 2013 Stratejik Kalkınma Programı çerçevesinde 10 milyona yakın kişinin tarım sahasından çıkarılması hedeflenmektedir.
Hedefe şimdiden ulaşılmıştır diyebiliriz.
Tarımla uğraşan nüfusta gözlenen bu gerilemenin birkaç tehlikesi vardır.
‘İlk’i kişilerin aç kaldıklarında yaşanabilecek vahim durumdur.
ABD dışişleri bakanlarından Kissenger, “Birleşik Devletler’in yiyecek silahı, Arap petrol kartellerinin petrol silahı ile boy ölçüşecek durumdadır” diyerek bunu ifade etmiştir.
Açlık, yiyecek bulma arzusundaki kişilere istenilenin yaptırılması için bir silahtır.
İkincisi ve bugün karşılaşmaya başladığımız problem, tamamen dışa bağımlı hale getirilen tarım sektöründe çalışmanın artık para etmemesi nedeniyle çiftçimizin toprağını satma kararı almasıdır. Bu topraklara yabancıların ederinin de üstünde paralar ile talip olması sonuçlarını düşünemeyen vatandaşımızın toprağını yabancıya satması demektir.
Böylece topraklarımız meşru yollarla yabancıların tapulu malı yapılmaktadır.
Gelinen noktada tarım sektörü küresel güçlerin pazarı halindedir. Dışa bağımlı ve ithalata zorunlu bir tarım sektörü söz konusudur. Aynı zamanda vatan topraklarının silahsız ele geçirilebileceği hassas bir ortam da oluşmuştur. Öyleyse milli bir tarım politikası uygulamamız şarttır.
Tarım konusunda hazırlanmış bir programı olan tek parti Bağımsız Türkiye Partisi’dir.
Bizim stratejik bir saha olarak ele aldığımız bu sektör için uygulamaya geçirmek istediğimiz projelerin başında, tarım ürünlerine IMF ve Dünya Bankası talimatları ile getirilen kotaların kaldırılması gelmektedir. Bu yerli üretimi teşvik edecektir.
Toprağı olmayan köylüye, üretim yapılması şartı ile toprak vereceğiz.
Yine çiftçimize tohumunu henüz toprağa atmadan, ürünün tahmini bedelin yüzde 50’sini altı ay önce avans vereceğiz.
Ürünlerin satımı devlet garantisinde olmalıdır.
Yerli üretim, ithal ürünlere karşılık gümrük duvarları ile korunmalıdır.
Çiftçilerin belini büken vergiler kaldırılmalıdır.
Bugün çiftçilerin kâbusu haline gelen mazot fiyatlarındaki artışın önüne geçmek için mazot çiftçimize bedava verilmelidir.
Bütün bunlar Milli Ekonomi Modeli’ndeki kaynaklarla sağlanabilir.
Milletin efendisi köylünün ve çiftçinin yüzünün gülmesi, aslında Türk milletinin karnının doyması demektir.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Ağustos 2014 Günümüzün asıl sıkıntısı
    • 28 Ağustos 2014 Asıl gaye üniter yapıdır
    • 27 Ağustos 2014 Son nokta MEM
    • 26 Ağustos 2014 IŞİD ve Türkiye
    • 25 Ağustos 2014 Türkiye yıllardır dinleniyormuş
    • 21 Ağustos 2014 Acı olan
    • 20 Ağustos 2014 Rusya ile ticaret
    • 19 Ağustos 2014 Örgütler ve Türkiye
    • 16 Ağustos 2014 Euro Bölgesi çatırdıyor
    • 15 Ağustos 2014 Allah akıbetimizi hayreylesin
    • 14 Ağustos 2014 İyilikten maraz doğar
    • 13 Ağustos 2014 Erdoğan ya kahraman ya da...
    • 8 Ağustos 2014 Pazar günü sandık başındayız
    • 7 Ağustos 2014 IŞİD, BOP ve Türkiye'nin akıbeti
    • 6 Ağustos 2014 Milli Ekonomi Modeli'nden çekinen ABD
    • 5 Ağustos 2014 Seçim manzaraları
    • 4 Ağustos 2014 İstiklal Marşı'nı hatırlamak neyin ölçüsü?
    • 25 Temmuz 2014 Bayramınız mübarek olsun
    • 24 Temmuz 2014 Filistin'in sessiz çığlığı
    • 23 Temmuz 2014 Hz. Yusuf misali


    Zapkolik
    EmlakDevri

    Haber Sistemi eticaret
    İcmal Yayıncılık ve Reklamcılık San. Tic. Ltd. Şti. © 1997 - 2014
    65177 µs