Piyasalar

23 Nisan 2014, Çarşamba tsi
°C
REKLAM

En Sıcak Konular

Muharrem Bayraktar
BAŞYAZI


Muharrem Bayraktar
29 Kasım 2012

Haydar Baş gerçeği



Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın son yıllara damgasını vuran bir “açılımı” var: Ehl-i Beyt açılımı. Bugüne kadar yazdığı bütün eserler dikkatle incelendiğinde aslında Ehl-i Beyt ruhunun bu eserlerin her satırına sindiği görülecektir.
Ama sonunda bu “ruhu” bir kutlu açılım haline getirdi. Hz. Ali’yi, Hz. Fatıma’yı yazdı. On iki İmam adlı bir külliyatı kaleme almaya karar verdi. Çoğunu da tamamladı. Ehl-i Beyt kongreleri düzenledi. Bu kongrelerde, hiçbir uluslararası rüzgârın etkisinde kalmadan, Alevi-Sünni ayrımcılığının, Şii-Ehli Sünnet kutuplaşmasının nasıl bir oyun olduğunu, aralarında itikadı fark bulunmadığını, bu bölünmenin körüklenerek Müslüman cemaatlerin ve ülkelerin küresel güçlerin oyuncağı haline getirilmek istendiğini delilleriyle anlattı.
Hz. Ali’yi sevmenin, O’nun yoluna bağlı olmanın, O’nun yoluna bağlı olanlara gönül vermenin kutsal bir aşkın gereği olduğunu anlattı.
Aslında O, bugüne kadar pek çok kaynağın gizlediği ama Kuran’da ve İslam tarihinde ayan beyan var olan bir gerçeği ortaya koymaya çalışıyordu.
Nasıl olurdu da Hz. Peygamberin dizinden ayrılmayan damadı, yeğeni Hz. Ali’den rivayet edilen hiçbir hadisi şerif neredeyse belli başlı hadis külliyatlarında hiç yoktu?
Nasıl oluyordu da “Ben kimin velisi isem Hz. Ali de onun velisidir” gibi bir “kesin emir” çeşitli kelime oyunları ve anlam farklılıkları yüklenerek göz ardı edilmişti?  
Nasıl olurdu da Hz. Hüseyin’i katleden bir zihniyet bugün Sünnilik adı altında kutsanırdı?
“Ben Sünni’yim, bu yaştan sonra zaten istesem de Alevi olamam” diyerek bir Sünni âlim, bu sorulara bütün Müslümanları kucaklayan, ta Emevilerden bu yana oynanan oyunları bozacak şekilde cevap vermeye çalıştı.
Çalıştı ama bazıları çok rahatsız oldu.
“Bir kişi durduk yere Hz. Ali, Hz. Ali” demeye başlayınca “olsa olsa gizli Alevidir” diyerek Haydar Baş’ın doğduğu yer olan Akçaabat’ın mezhep durumunu araştırmaya başladılar. Adamlar gönderdiler, “Hz. Ali’yi sevmek” gibi müthiş bir suç işleyen Haydar Baş’ın “gerçek mezhebini” deşifre etmeye çalıştılar.
Heyhat!
Baktılar ki; ne Akçaabat’ta ne de Trabzon’un genelinde tek bir Alevi var. Bu ilimiz, “tarihsel ve demografik olarak hiç Alevi’nin bulunmadığı bir yer.”
Aslında bugün bazı sahtekârlar sözüm ona “din adına” Akçaabat’a eleman göndermişlerdi ama dün de bazı AB’ci, Amerikancı, derin medyanın elemanları Akçaabat’ı mesken tutmuştu. Herkesin Avrupa Birliği diye çırpındığı günlerde Haydar Baş, “AB felaket getirecek, AB Türkiye’nin intiharıdır” diye kükreyince bugün çoğu  “hapiste olan” bazı derin medya yöneticileri Akçaabat’a muhabir göndermişlerdi. Haydar Baş’ın mahallesine, köyüne hatta evinin etrafına varıncaya kadar bütün ahlak ve insanlık değerlerini hiçe sayarak muhabir gönderdiler.
“AB’ye karşı çıkan bu din adamının arkasında bir gizli güç olmalıydı” diye düşündüler.
Bir şey bulamayınca o dönem akademik olarak görev yaptığı Bakü Devlet Üniversitesine muhabir gönderdiler. Orada, Tasavvuf Kürsüsü Profesörü Vasım Mehmedaliyev’e mikrofon uzatarak Haydar Baş’ın aleyhine birkaç cümle almak için çırpındılar.
Vasım Hoca onlara şu muhteşem cevabı verdi:
“Siz kardeş ülke Türkiye’den buraya boşuna geldiniz. Biz burada Türkiye’nin muhteşem âlimi Haydar Baş’ın ilminden, fikrinden, gönlünden istifade etmeye çalışırken siz ona çamur atma peşindesiniz. İyi bilin ki yel kayadan bir şey aparabilmez (alıp götüremez.)”
Bu cevap üzerine görevli kıtalar gerisin geri Türkiye’ye döndü.
Gerçekten yel kayadan bir şey aparabilmiyor.
Dün AB’ciler, bazı din düşmanları bugün dindar geçinen bazı sahtekarlar Haydar Baş’ın ortaya koyduğu fikirleri konuşmak yerine kendi fikirsizliklerini, çapsızlıklarını cehaletlerini, kullanılmışlıklarını, zavallılıklarını kamufle etmek istercesine “hazineye” çamur atma yolunu seçtiler.
Dün “nasıl olur da bir din adamı Avrupa Birliği’ne karşı çıkar, nasıl oldu da onu devşiremedik” diyenlerin yolundan gidenler bugün, “nasıl olur da Hz. Ali’den, Ehl-i Beyt’ten bu kadar rahat bahsediyor, ezber bozuyor” diye telaşa kapılıyorlar.
Aslında birbirlerinden farkları yok.
İslam’ın Öz’ünden ve Anadolu’dan beslenmeyince “hepsi aynı ittifakta” birleşiyor. Dün Avrupa Baharı’na aşık olanlarla bugün Arap Baharı meftunları aslında “aynı kişiler.”
Omuz omuza, yürek yüreğeler.
Ama Ehl-i Beyt âşıkları da aynı saftalar.
Ve görsünler artık “yel kayadan bir şey aparabilmez.”






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Nisan 2014 Cumhurbaşkanı kim olacak?
    • 22 Nisan 2014 Eyi ki bizim vatanımızdan getti!
    • 21 Nisan 2014 Dinlerarası diyalog
    • 18 Nisan 2014 Erdoğan'la Fethullah'ın savaşı bitti mi?
    • 17 Nisan 2014 Çetelerin inine gerçekten girecekler mi?
    • 16 Nisan 2014 Birinci Dünya Savaşı'na da böyle girmiştik
    • 15 Nisan 2014 Vatan hainliği
    • 14 Nisan 2014 Devleti daha da "derinleştiriyorlar!"
    • 10 Nisan 2014 Yargıya saygı duymamak ne demek?
    • 9 Nisan 2014 Başbakan'ın bayrak aşkı!
    • 8 Nisan 2014 Erdoğan zafer kazandı mı?
    • 5 Nisan 2014 Rusya'yla savaşa hazır mıyız?
    • 4 Nisan 2014 Siyasette Stockholm Sendromu
    • 3 Nisan 2014 Millet kaybetti!
    • 22 Mart 2014 Siz ne biçim Müslümansınız?
    • 18 Mart 2014 Erdoğan'ın iki yüzü
    • 13 Mart 2014 Toplumsal çürüme
    • 12 Mart 2014 'Saf bir Başbakan' saf dışı olur
    • 11 Mart 2014 Başbakan'a zor soru
    • 10 Mart 2014 Suriye tahminimiz doğru çıktı


    Zapkolik
    EmlakDevri

    Haber Sistemi eticaret
    İcmal Yayıncılık ve Reklamcılık San. Tic. Ltd. Şti. © 1997 - 2014
    64392 µs