Piyasalar

31 Ekim 2014, Cuma tsi
°C
REKLAM

En Sıcak Konular

Mustafa Aslan



Mustafa Aslan
21 Mart 2013

'Aşan' bilir karlı dağın ardını



"Herşeyin yenisi, dostun eskisi makbûldür" diye öğrendik! Yollar geçen, dağlar aşan dostların varlığını hissetmekle huzûrlu, duygu paylaşımlarıyla onurluyuz hamd olsun...
Ya siz olmasaydınız ne yapardım dostlar?
Ya varlıklarını hissederek sıkıntılı ânlarımızda kendimizi tesellî etmemize yeten dostlar olmasaydı, ne yapardım ben?
Kırk beş yıl, kalabalık oluşturmadan veya kalabalıklara karışmadan yaşadığım bir kulvarı, terk ettim! Kelimeleri seçerek yazacak, çok dikkat ederek bu hâlimi anlatmaya çalışacağım!
Dikkatinizi çektiyse terk ettim dedim!
Hayatım boyunca, terk edildiğim olmuştur! Hiç bir terk edenime; "Neden?" diye sormaya tenezzül etmedim! Hiç terk etmediğim için terk etmenin ne olduğunu ve neden olduğunu da bilememişim! Her şeyin bir ilki varmış!
Artık terk edilmenin karşıtı olan terk etmeyi de biliyorum!
Biliyorum bilmesine de!... Bir bilene ihtiyâcım var! Kendimi işkencelere tâbi tuttuğum bu zor ânımda bir bilenin dostluğuna ihtiyâcım var!
Hani Seyyit Nesîmi:
"Ben yitirdim, ben ararım, yar benimdir kime ne?
Gâh girerim öz bağıma, gül dererim kime ne?

Gâh giderim medreseye, Hû çekerim Hak için
Gâh giderim meyhâneye dem çekerim kime ne?

Sofular haram demişler bu aşkın şarâbına
Ben doldurur, ben içerim, günah benim kime ne?

Ben melâmet hırkasını kendim giydim eğnime
Âr u nâmus şişesini taşa çaldım, kime ne?

Gâh çıkarım gökyüzüne, hükmederim kaf ve kaf
Gâh inerim yeryüzüne, yâr severim kime ne?

Kelp rakip diyormuş ki; güzel sevmek pek günah!
Ben severim sevdiğimi, günah benim kime ne?

Sofular secde ederler mescîdin mihrâbına
Yar eşiği secdegâhım, yüz sürerim, kime ne?

Nesimi ye sordular ki; yârin ile hoş musun?
Hoş olayım olmayayım, o yar benim kime ne?"
diye feryâd etmiş ve biz de söyleriz ya; "Haydar, Haydar! Kime ne?" diye!...
Bir daha "Kime ne?" demeden önce; zamâna, zamâneye, yalnızlıktan korkanların oluşturduğu kalabalıklara, terk etmeyi mahâret zanneden zavallılara, kurt bakışımla cevap vermeden önce, yeni girdiğim bir yolda yeniden Türk'çe yürümeğe başladığımı söylemeliyim! Girdiğim bu yeni yolda karşılaştığım, kırk yıldır tanışıyormuşuz gibi kaynaştığım II. Kuva-yı Milliye yolcularından bazılarını, tanıdığım kadarıyla tanıtmağa çalışacağım...
Aslında bu yaptığım; girdiğim yolda gördüklerimi hem hafızâma, hem de "Yazı Dünyası"na emânet edip bu yola girecek olan her "Kuva-yı Seyyâre"ye kılavuzluk etsin diye -geçtiğim yerlere- bıraktığım işâretlerimdir!
Kırk beş yıl önce girdiğim ve son on beş yıldır dolapçı beygiri gibi dönüp durduğum güzergâhı terk ederek girdiğim bu yeni kutlu yolda, bana yabancılık çektirmeyen güzellikler var! Bu güzellikler, paylaşılmazsa bereketlenmez!
Bu güzellikler bereketlenmezse yolu bu duraktan geçen bir yolcunun kendisi için aldıkları, başkalarına vermeğe yetmez diye korkarım!
21 Ocak 2013 günü; "Eksiğimizle Selâm Olsun" diyerek girdiğim bir Kutlu Yolda, her durakta karşılaştıklarımı, terk ettiğim yoldaki yoldaşlarıma da bildirmek gibi bir mecbûriyet yükledim kendime!
Son 15 yıl dönüp durduğum kulvarda dönmeğe devâm edenlere, yeni girip dolapçı beygirliğine heveslenenlere; yollarının, her sabah başladıkları yere dönen fasit bir dâire olduğunu, bir hedefinin olmadığını, hedefsiz yolculukların yerinde sayma olduğunu hatırlatarak olur ya sesimi duyup gelen olursa, geldiklerinde asla yabancılık çekmelerine izin verilmeyeceğini de söylemek istiyorum!
Meselâ; Yeni Mesaj Gazetesi'nin hazırlayıp sunduğu; her hafta bir başka ilde Müslüman Türk Milletiyle buluşurken oluşturduğu -doyum olmayan- mânevî atmosferden kokular yaymağa çalışacağım!
Avrupa'da başlayıp Anadolu'yu karış karış harmanlayarak yapılan "Ehl-i Beyt Sempozyumları"nın, sonra aynı coşku ve hevesle Hace Ahmet Yesevî'ce, Yunus'ça, Hacı Bektaş'ça ayak bastıkları her yeri millîleştiren Prof. Dr. Haydar Baş'ın ve O'nun halkasına dâhil olan II. Kuva-yı Milliyeciler'in, geçtikleri yerlere nöbetçi bıraktıkları Sevgi Süvarilerinden birinden kısaca bahsetmek istiyorum:
I. Kuva-yı Milliyecilerin Başbuğu Atatürk'ün; "Az zamanda çok ve büyük işler yaptık" diye tarif ettiği kulvarda, II. Kuva-yı Milliyecilerin aynı heyecanla yaptıkları, az zamandaki büyük işlere şâhitlik ederken program kulislerinde bir nûrlu yüzle tanıştım!
Popüler yaşadığını zanneden kirlilerin içinden ayrılarak bu Kutlu Yola kendi rızasıyla düşmüş olan Ayhan Aşan'la tanıştım! Program süresince o, kuliste tek başına, gelip geçenleri koşuşturanları izlerken takıldı gözüme! Sessizce yanaştık, sessizce selamlaştık ve sessizce kısa, doyurucu, bereketli sohbetler ettik! Bir yolcunun yoluna veya bir yolun yolcusuna ne kadar yakıştığını gözlemledim ve benzedikleri için Çalab'ımın buluşturduğu II. Kuva-yı Milliyeciler'in Levazım Deposunda gönüllü nöbet tutan Ayhan Aşan'ı tanıdım. "Öğrenmenin yaşı yok" der ya atalarımız."Bin bilsen de, bir bilene danış" der ya! Öğrenmek için sormak, sormak için bilmek, bilmek için araştırmak, araştırabilmek için çıkılan yolda mutlaka bir kılavuz, bir rehber, bir yolbaşçı lâzım der ya büyüklerimiz!
Prof. Dr. Haydar Baş Hoca'nın katkılarıyla tarifsiz güzelleşen Yeni Mesaj Gazetemizin hazırlayıp sunduğu "Milli Kahramanları Anma Programları"nda, hep kuliste tek başına otururken bulduğum sevgili Ayhan Aşan ile yaptığımız kaçak muhabbetleri çok sevdiğimi ve tadının damağımda kaldığını, paylaşmak istedim!
Bu konuda ve girdiğim yolda karşılaştığım güzellikler hakkında bilgi vermeğe Çalab'ımın izniyle devâm edeceğim...
"YOL GÜZEL OLUNCA YOLCU DA GÜZELLEŞİRMİŞ" vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...

Bu yazı 1,624 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 91 kere maşallah
    • 30 Ekim 2014 Yerli yabancılar!
    • 29 Ekim 2014 "Analar ağlamasın"mışşş!
    • 28 Ekim 2014 İnsanca
    • 26 Ekim 2014 Türkiye, Türk milletinindir...
    • 25 Ekim 2014 Seçim var, seçiiiim!
    • 24 Ekim 2014 Milli hafıza notları...
    • 23 Ekim 2014 On günlük milli Recep/tion
    • 22 Ekim 2014 Sürek cadı avı başlayacak!
    • 21 Ekim 2014 Recep Ağamın bir çiftliği var
    • 20 Ekim 2014 Yeni Lawrence'lar varmış!
    • 17 Ekim 2014 Millet biz, biz milletiz
    • 16 Ekim 2014 Başınıza Türk kadar, Kürt kadar taş düşsün!
    • 15 Ekim 2014 Sokak paranoyaları!
    • 14 Ekim 2014 Baş, başta; çare Başta
    • 13 Ekim 2014 Nasihattan evla musibet
    • 10 Ekim 2014 Ya Hayy! Meydan kızıştı! Ya Hakk!
    • 9 Ekim 2014 Ayn el-Arab (Kobani) düşmüşmüşş!
    • 8 Ekim 2014 Bayramdan bayrama...
    • 3 Ekim 2014 Firar


    EmlakDevri

    Haber Sistemi eticaret
    İcmal Yayıncılık ve Reklamcılık San. Tic. Ltd. Şti. © 1997 - 2014
    78607 µs