Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP), “genişleterek” Afrika’ya da yayan ABD, son yıllarda bu kıtaya ciddi yığınaklar yapmaya başladı ve de Ortadoğu’yu işgal bahanesi olarak kullandığı terör örgütlerini buraya kaydırmaya başladı.
Konu önceki gün ABD Senatosu’nun gündemindeydi.
ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu’nda yapılan, ABD Savunma Bakanı jim Mattis ve Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın da katıldığı oturumda ABD’nin terörle mücadele operasyonlarının daha ziyade Afrika’ya kayabileceği belirtildi.
Toplantı, Nijer’de üç Amerikan askerinin pusuya düşürülerek öldürülmesiyle ilgili tartışmaların gölgesinde gerçekleşti. Yani bahane de hazır…
Gerek Mattis, gerekse Tillerson DEAŞ, El Kaide ve Taliban’la mücadele için yeni bir “Askeri Güç Kullanma Yetki Yasası”nın çıkartılması gündemiyle ilgili olarak, “Yeni yasa çıkacaksa operasyonlar için süre sınırı ve coğrafi sınırlama olmamalı” dediler.
İki bakan da DEAŞ operasyonlarının Afrika’ya kayabileceğini belirtirken, Tillerson ayrıca, “Temmuz ayındaki kapalı bir DEAŞ ile mücadele oturumunda sizlere ABD’nin Çad Gölü havzasında Fransa dahil ortaklarımızı desteklemek için yeterli askeri varlığının olmadığını anlatmıştık. DEAŞ’ın Irak ve Suriye’deki sözde halifeliğinin yıkılması yeni ülkelere sızıp yeni sığınak arayacakları anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Afrika’da ciddi sayıda ABD askeri var ama Mattis, bu askerler için, “Şu anda Afrika’da Amerikan askerlerinin daha çok danışma nitelikli roller üstlendiğini” söyledi.
Görünen o ki yeni yasa ile sadece danışmanlık değil, aktif operasyon planlanıyor.
ABD’nin resmi verilere göre, Afrika’da 53 ülkede 6 bin faal askeri bulunuyor. Afrika’nın özellikle başta uranyum, kobalt olmak üzere birçok maden rezervlerinde zengin olması göz kamaştırıyor. Ve Çin’in bölgeye askeri bir üs kurması da ABD’yi telaşlandırıyor.
The İntercept sitesinin haberine göre, bugünlerde Pentagon’da eğitim amaçlı gerçekleştirilen savaş oyununun senaryosunda, askerlere 23 Mayıs 2023 yılında New York’ta gerçekleştirilen bir terör saldırısı gösteriliyor. Bu saldırıda senaryo gereği 453 kişi ölüyor, 618 kişi yaralanıyor. Ve en önemlisi, bu terör tehdidi Afrika üzerinden geliyor.
ABD, askeriyle, halkıyla Afrika’nın işgaline hazırlanıyor.
Havacılık ve savunma sanayisine ilişkin haberler yapan The Drive isimli ABD merkezli bir haber sitesi ise Mart 2017’de ABD’nin Afrika’yı gizli veya açık askeri üslerle bir örümcek ağı gibi ördüğünü haber yaptı. ABD, son 15 yılda Afrika’da geniş ve derin bir askeri yapılanma oluşturdu. 2008 yılında kurulan AFRICOM, kıtanın özellikle Orta Afrika ve Sahel bölgelerinde faaliyetler yürütüyor. Faaliyetlerin ana gövdesini özel harekât kuvvetleri, casus uçaklar ve insansız hava araçları (drone) oluşturuyor.
Afrika Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Ortak Özel Kuvvetler Komutanlığı (JSOC) Afrika’da en az altı ülkede, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Cibuti, Somali, Güney Sudan ve Uganda’da aktif faaliyet gösteriyor. Bu unsurlar arasında Blackwater benzeri özel güvenlik şirketleri de yer alıyor. Cibuti’de bulunan askeri üste 3 bin Amerikan askeri bulunuyor. ABD Kuzey ve Batı Afrika merkezli operasyonları için Nijer’de bir üssü kullanıyor.
Ayrıca ABD, birçok Afrika ülkesi ile de AFRICOM bünyesinde kullanılmak üzere üs anlaşmaları yapıyor. Müşterek Güvenlik Bölgeleri olarak adlandırılan bu üsler, ülkelerin ana havaalanlarında ya da çevresinde bulunuyor. Bu üslerde kalıcı bir askerî varlık bulunmazken, gerektiği zaman ABD askerleri tarafından kullanılıyor.
Irak’ta Barzani’yi kızağa çekerek, Peşmerge bölgesini de daha küçük parçalara bölmeyi hedefleyen, Afganistan işgaline NATO kapsamında devam eden, Suriye’de 4 bin tırla desteklediği YPG’nin etki sahasını genişletip, bu bölgedeki askeri üslerinin sayısını artıran ve de Doğal Kararlılık Operasyonu Özel Kuvvetler Ortak Görev Gücü Komutanı Tümgeneral James Jerard’in ağzından kaçırdığı şekliyle 4 bin askerini bu üslere yerleştiren ABD, şimdi Çin’e, Rusya’ya kaptırmak istemediği zengin kaynaklı Afrika’yı işgale odaklanıyor. Bütün bu gerçekler bizlere, Atatürk’ün miras bıraktığı Cumhuriyeti koruyamadığımız,  tam bağımsız ve güçlü bir ülke olamadığımız takdirde, başımıza nelerin geleceğini açıkça göstermektedir. Siyasilerimizin yanlışları sebebiyle Türkiye, adım adım bir Irak, Suriye, Libya, Afganistan ve de bir Afrika olmaya doğru hızla gitmektedir. Bunun sonucu, görüldüğü gibi işgaldir, parçalanmadır, kan ve gözyaşıdır.
O halde bu tehlikeleri bize en az 20 yıl öncesinden haber veren ve de milli çözümleriyle, modelleriyle bu karanlık kuyudan nasıl çıkılacağının da yolunu gösteren Prof. Dr. Haydar Baş Bey’le millet olarak bir ve beraber olmalıyız, hep beraber “Ne AB, ne ABD tek çözüm Bağımsız Türkiye” deyip vatanımıza, devletimize, Ata’mıza sahip çıkmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100