Önceki gün ABD uçakları, El Tanf’ta Suriye ordusunu vurdu.
Pentagon, Suriye ordusuna ait olan bir konvoyun “çatışmasızlık bölgesini ihlal ettiği” gerekçesiyle vurulduğunu açıkladı. Amaçlarının konvoyun geri dönmesi için bir güç gösterisi olduğunu, konvoy durmayınca da ateş açıldığını belirtti. Tabi, bu ABD cenahının açıklaması…
ABD’den gelen açıklamaların genellikle hep yanlış olduğunu kabul ettiğimizde –ki bunun birçok örneği var- sadece bu açıklamayla olayı anlamak asla mümkün değil.
Saldırıyla ilgili Rusya’dan da açıklama geldi.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Gennadiy Gatilov, ABD'nin, Ürdün sınırında Suriye hükümet güçlerine düzenlediği hava saldırısının 'kabul edilemez' olduğunu söyledi. Gatilov ayrıca, söz konusu saldırının, Suriye'nin egemenliğinin ihlali olduğunu, bu adımın ülkedeki siyasi sürece yardımcı olmadığını belirterek, "Bu, hiçbir çerçeveye sığmayan bir eylem" dedi.
Bir açıklamada Suriye Savunma Bakanlığı’ndan geldi. Savunma Bakanlığı yetklisi, ABD’nin, Pentagon tarafından açıklandığı gibi “çatışmasız bölgeye giren askeri araçları” değil, bölgedeki Suriye hükümetine ait olan askeri noktalardan birini hedef aldığını söyledi.
Bu, ABD’nin Suriye ordusunu direkt olarak hedef aldığı ikinci saldırı oldu.
İlk saldırı hatırlarsanız, 7 Nisan’da Suriye’nin İdlib kenti yakınlarında bulunan Şayrat Hava Üssü’ne gerçekleşmişti, ABD 59 Tomahawks füzesiyle üssü vurmuştu.
ABD’nin bu saldırısı gerek Rusya, gerekse Suriye tarafından ciddi bir tepkiyle karşılaşmamış, hatta üssün saldırı öncesi boşaltılması, saldırıdan bir gün sonra da yeniden kullanıma açılması “danışıklı dövüş” yorumlarına neden olmuştu.
Rusya Devlet Başkanı Putin Şayrat saldırısından sonra yaptığı açıklamada, bu saldırının tekrarının olmaması konusunda ABD yönetiminin garanti verdiğini belirtmişti.
Yine o günkü değerlendirmelerde, ABD’nin yeni Başkanı Trump’ın iç poltikaya yönelik bir güç gösterisi yapmaya çalıştığı da ifade edilmişti.
Ama ABD’nin her türlü garantisine rağmen bu ikinci saldırıyı, yine sahte gerekçelerle yapması, bunun sadece bir iç politika malzemesi olmadığını gösteriyor. 
Görünen o ki, ABD Şayrat saldırısıyla tepki ölçtü, büyük bir direnç görmeyince de ikincisini gerçekleştirdi. Ve bence asıl amacı da, kılıfına uydurarak, gerekçelerini de üreterek bu direkt saldırılara devam etmek…
Burada en dikkat çeken şey ise, Rusya’nın tepkisizliği… Hadi, YPG konusunda ABD ile ortak bir politikası var; Rusya da ABD gibi YPG’ye her türlü desteği veriyor, Rus generaller YPG’li üst düzey yetkililerle YPG bayrakları altında pozlar veriyor, Türk askeri Münbiç’te, Afrin’de YPG’li unsurlara saldırmasın diye de koruma vazifesi yapıyor.
Bunları anladık ama ABD ilk saldırıda da, ikinci saldırıda da direkt olarak Rusya’nın koruduğu Suriye hükümetinin üslerini ve askerlerini vuruyor.
Normalde Rusya için bu bir savaş nedeni olması gerekmiyor mu? En azından bu lokal olaylarla ilgili bir misilleme yapması gerekmiyor mu? ABD, Rusya’nın himayesi altında olan Suriye’ye elini kolunu salayarak, hatta öncesinde saldırmayacağının garantisini de vererek saldırıyor ama Rusya sadece “kabul edilemez” diyerek geçiştiriyor.
Öncelikle şunu ifade etmek lazım, bir uçağını düşürdü diye Türkiye’ye yapmadığını bırakmayan Rusya’nın, ABD’nin bu saldırılarına tepkisizliği, Rusya’nın ABD ile mücadeleden vazgeçetiğinin ve ABD ile anlaştığının en bariz göstergesidir.
Rusya, eski Rusya olsa idi, sizce ABD Suriye’de böyle rahat hareket edebilir mi?
Prof. Dr. Haydar Baş, Rusya’daki bu değişimi önce Rus uçağı düşürüldüğü günlerde ifade etmiş, ABD ile Suriye özelinde anlaştıklarını belirtmiş, ardından da bu yılın Şubat ayında da özellikle de Rus uçakları El Bab’da bulunan askerlerimizi vurduğu günlerde Rusya’nın ABD ile mücadele etmekten vazgeçtiğini, anlaştığını ifade etmişti.
ABD, bugün bunun rahatlığını yaşıyor. Bir taraftan Suriye’nin kuzeyinde YPG’nin bulunduğu bölgelere yatırımlarını sürdürürken, buralarda yeni üsler açıp bayraklarını dalgalandırıp askeri yığınaklar yaparken, diğer taraftan da Suriye hükümetinin kontrolündeki sahalara sortiler yapıyor.
Bu da sadece Suriye’nin kuzeyiyle yetinmeyeceğini gösteriyor. Çünkü ABD’nin vatan projesi kapsamında Suriye’nin tamamı var.
Ama Prof. Dr. Haydar Baş’ın altını çizdiği gibi, asıl hedef Türkiye’dir.
Suriye, Rusya gibi bir koruması olduğu halde bunları yaşıyor, bizler ise hem yalnızlaşıyoruz, hem de Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı kurumlarımızın gücü zayıflıyor. 
Ayıkmazsak, bunun sonucu Irak ve de Libya gibi olmaktır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100