Dün medya ve basının gündeminde 2 önemli konu vardı; Birincisi, Rusya’da yaşanan terör olayları; ikincisi, Kerkük Meclisi’nin Barzani’ye bağlanmak için aldığı referandum kararı…
Bir ülkede terör canlanıyor, diğeri ise resmen bölünmeye gidiyor.
Peki, bunların ABD’ye yakınlık ile ne alakası var diyebilirsiniz, çok alakası var.
Irak, 1991 yılında Körfez Harekatı’yla ve 2003’te de bilfiil işgalle ABD’nin sözde demokrasi getirdiği bir ülke… Yani o gün bugündür Irak’ta ABD demokrasisi var.
Rusya ise, Prof. Dr. Haydar Baş’ın öngörüp ifade ettiği gibi, 24 Kasım 2015’te Rus uçağı düşürüldüğü zaman Suriye özelinde, Şubat 2017’den sonra da dünya genelinde ABD ile anlaştı ve ABD’ye ram oldu, mücadeleden vazgeçti, geri adım attı.
Yani ABD’nin kontrolünde olan bir Irak ve ABD’ye ram olmuş bir Rusya’dan bahsediyoruz. Sonuç?
2005 yılından bu yana uyguladığı Milli Ekonomi Modeli ile milli bir duruş yakalayan, diğer ülkelerle ciddi birliktelikler kuran, 2008 küresel krizini MEM’le fırsata çeviren, kendi içinde de belirli bir huzuru yakalayan, ABD’nin dolarını eriten, Suriye’de, ukrayna’da bilek güreşini kazanan Rusya, ABD’yle anlaştığından bu yana belini doğrultamıyor.
Tabi bu anlaşma, karşılıklı çıkarlar doğrultusunda, iki süper gücün anlaşması şeklinde değil, Sayın Baş’ın altını çizdiği gibi, bütün politikalarında geri adım atma şeklinde…
Geçen ay, yıllardır hiçbir çatışma yaşanmayan Çeçenistan bölgesinde Rus askeri üssüne DEAŞ’ın üstlendiği bir terör saldırısı gerçekleşti ve 6 Rus askeri öldürüldü.
Önceki gün, Rusya’nın St. Petersburg şehrinde, bir metro istasyonunda canlı bomba eylemi gerçekleştirildi 14 kişi öldü, 51 kişi yaralandı. Bu saldırıdan 2 hafta önce, DEAŞ terör örgütü “Rusya’yı yakacağız” yazılı bir afişle tehdit etmişti. Saldırganın Orta Asya kökenli Kırgız asıllı bir Rus vatandaşı olan 1995 doğumlu Ekbercan Celilov olduğu duyuruldu.
Bu saldırıdan birkaç saat sonra da terör, bu sefer Rusya’nın Astrahan şehrinde bir polis aracını hedef aldı, 2 polis öldürüldü. Valilik saldırının bir grup radikal İslamcı terörist tarafından geçekleştirildiğini duyurdu.
Gazetemizde yayınlanan 5 Ocak 2017 tarihli “Rusya için bir terör hazırlığı mı?” başlıklı yazımızda, İngiliz Times gazetesinin bir analizine yer vermiş ve şunları ifade etmiştik:
“İngiliz Times gazetesinde çıkan bir analiz oldukça dikkat çekici… Gazete, Reina saldırısını gerçekleştiren kişinin Orta Asya kökenli olmasının bir tesadüf olmadığını, örgütün Orta Asya’daki destekçilerinin sayısını artırmak için çabaladığını yazıyor. Analizde şu bilgiler var: ‘Bugüne kadar 2000 ila 4000 Orta Asyalının IŞİD’e katıldığı sanılıyor. Bunların arasında Uygurlar da var, Kazaklar da Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler ve Tacikler de. İngiltere’deki King College Üniversitesi’nden cihatçı propaganda takibi yapan Charlie Winter, Orta Asyalı militanların IŞİD içerisinde en özel birlikler olarak görüldüğünü söylüyor ve intihar saldırılarını da çoğunlukla bu ülkelerden gelen militanların gerçekleştirdiğini ifade ediyor.’”
Bunları aktardıktan sonra bu hazırlıklarla Rusya içinde bir terör hazırlığı yapıldığını ifade etmiştik. Trump’ın ifadesiyle, radikal İslamcı görünümlü terörizmin kaynağının ABD olduğunu dikkate aldığımızda, Rusya’ya ABD ile anlaşma terör olarak geri döndü. 
Sadece bu da değil, Rusya; Gürcistan, Karadeniz, Ukrayna, Suriye, Çin, Hindistan, ekonomi gibi birçok konuda da ABD’nin rayına girdi. Bundan sonra ABD’ye elini verip kolunu kaptıran Rusya’da sık sık her yerde terör eylemlerine şahit olacağız.
Gelelim Irak konusuna… Barzani’nin bayrağını göndere çeken, Kürtçe’yi Kerkük’te resmi dil haline getiren Kerkük İl Meclisi dün Barzani’ye bağlanmak için referandum kararı aldı. Irak’ta toprak bütünlüğü deyip durdular ve sonuç Irak’ın resmen bölünmesi oluyor.
Kerkük’ün Barzani’ye bağlanması, Barzani’nin bağımsızlığını ilan etmesi demek…
2003 yılından bu yana Irak merkezi hükümeti ABD’nin kontrolünde, Irak’tan kopma kararı alan Barzani ABD’nin kontrolünde, Irak’ı talan eden küresel terör de yine ABD’nin kontrolünde… ABD’ye yakınlık, ABD demokrasisi Irak’a bölünme, çatışma ve terör getirdi, o gün bugündür Iraklı bir gün bile huzur göremedi.
Peki, ya Türkiye farklı mı? Yıllardır Türkiye’de iktidar da, muhalefet de ABD’nin icazetiyle olunuyor. Bunu biz demiyoruz, kendileri söylüyor. Zaten ifade şu: “ABD icazet vermezse Meclis’e giremezsin, iktidar olamazsın.”
ABD’nin icazetiyle yıllardır siyaset yapanlar bugün birbirlerine “vatan haini”, “terörist” diyorlar. ABD icazetiyle hareket eden FETÖ, Türkiye’de ABD icazetiyle siyaset yapanlara darbe yapmaya çalıştı. Türkiye’yi 40 yıldır kan gölüne döndüren 40 binden fazla insanımızın kanını döken PKK terörü ise yine ABD icazetiyle, finansıyla, desteğiyle iş yapıyor.
Her taraf ABD icazeti kokuyor ama herkes birbirini kırıyor.
İşte ABD ile yakınlaşma, ABD demokrasisi, ABD ile stratejik müttefiklik bu…
Mustafa Kemal Atatürk, “Manda ve himaye kabul edilmez” derken; Prof. Dr. Haydar Baş, “Ne AB, ne ABD tek çözüm Bağımsız Türkiye” derken ne kadar haklılarmış değil mi?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner137