Ülke gündeminde, yeni bir İstiklal Marşı’nın yazımı, veya ABD Dışişleri Bakanı’nın twetter mesajı ile kovulması, ya da Kur’an’ın güncellenmesi konuşula dursun esasen belki Kurtuluş Savaşı şartlarından da hassas günleri yaşıyoruz.
Zira, sapla saman birbirine karışmış; görünenler ile gerçekler bambaşka.
Bu süreçte Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in ülke ve Türk milleti için yıllardır dedikleri de, yazdıkları da daha bir değerli…
Zira Sayın Baş’ın kalemi, ne koltuk sevdası, ne cebini doldurmak için yazmıyor.
Söylemleri, ikazları birilerinin gönlünü hoş tutmak için değil.
Sadece devlet ve millet menfaatine; onların bekası için…    
Hafta içinde Kur’an ayetlerinin güncellenmesi, dinde reform ve insanı çileden çıkaran fetvalarla ilgili iki makale kaleme aldı.
Onun farkını ortaya koyan iki makale.
İkisinde de olayı ele alışı, diğerlerinin asla göremeyeceği bir pencereden..
2000 senesinde yazdığı, “Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler” isimli muhteşem eserinin bugünleri anlatan satırlarını lütfen okuyunuz.
İslam coğrafyasında vuku bulan oryantalist çalışmaların dünya ve Türkiye üzerindeki yıkıcı etkilerini, Dinlerarası Diyalog oyununu, Türkiye’deki sahte hocaların dış bağlantılarını, sömürgeciliğin destek kolu olarak çalışan bu sahte din âlimleri ile Müslümanların itikadının nasıl zayıflatıldığını ve neticenin işgale hazır halklar sağlamak olduğunu bir bir anlatıyor.
Siz bazı sakallı, cübbeli hocaların veya bir takım akademisyen geçinenlerin ağzından çıkanların aslında Türkiye’nin bütünlüğüne kast edebileceğini başka birinden duydunuz mu?
Türkiye’de siyasi, ekonomik, sosyal ve inanç konusunda denilenler ile arka planındaki gerçeklerin bambaşka olması ne acı… Ama gerçek.
İşte suni gündemlere aldanmadan önümüzü ve geleceği görerek hareket etmeye bunun için mecburuz.
Ve Türk milleti olarak ‘cambaza bak’ oyununa gelmeden “ferasetle” yol gösterecek bir kılavuza da acil ihtiyacımız var.
Atatürk, böyle bir liderdi.
İşgale karşı, ne mandayı ve himayeyi kabul edelim diyenlere, ne sahte hocaların fetvaları ile İngiliz’den Yunan’dan medet umanlara kulak asmadı.
Yeni bir devlet kurarak, etnik çeşitliliği İslam hamuru ile yoğurarak dini ve milli bütünlüğü sağladı.
Prof. Dr. Haydar Baş Bey de bugünün ikinci Atatürk’ü.
İster inanın, ister inanmayın.
ABD’siz olmaz diyenler, dışişleri eski bakanı Tillerson ile şahitsiz ve tutanaksız yapılan görüşmelerin ve verilen sözlerin akıbetini konuşmaya başladı.
İsrail, ABD, Suud cephesine karşı; Rusya, İran, Suriye bloğu. Türkiye bunların neresinde?
Ya da Almanya’nın yeni İçişleri Bakanı Seehofer, göreve başlar başlamaz, “İslam Almanya'ya ait değildir. Almanya Hıristiyan değerlerden oluşuyor.” deme ihtiyacı duydu.
Kısaca, içeride ve dışarıda her alanda ve her an sırtımızdan hançerleniyoruz.
Hakikaten, Prof. Dr. Haydar Baş’ın kılavuzluğuna, ferasetle olayları ele alan aklına ihtiyacımız var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
TC Arif Başkaya 2018-03-29 10:00:31

Doğru söze ne denir katılıyorum.

banner131

banner137