Adı: Zehra
Yaşı: 7
Mesleği: Mendil satıcısı
İş yeri adresi: Metrobüs durakları
Ülkenin ve dünyanın ağır gündemleri altında ezilen, kaybolup giden yüzlercesinden biri Zehra…
Güzel gözlü, güzel yüzlü küçük Zehra’ya akşam saatlerinde metrobüste rastlıyorum. Kalabalıktan kımıldayacak yeri bile kalmamış olan metrübüste, koca koca insanlara, hanımlara ve beylere yalvara yalvara mendil satmaya çalışırken görüyorum onu ilk kez. Her gün yüzlercesini görmeye alışık olduğumdan, sıradan bir görüntü geliyor ilk önce gözlerime.
Metrobüs o kadar kalabalık ki, insanların canları burnunda adeta. Zaten akşama kadar kimi işte, kimi okulda bin bir türlü mücadele vermiş durmuş. Çetin geçen mücadeleli bir günün ardından evine gitmeye çalışıyor insanlar. Kiminin aklında ödeyemediği faturalar var, kimi ise ev sahibiyle karşılaşmak istemiyor, birikmiş kiraları yüzünden. Kimi kocasıyla kavgalı, kiminin çocuğuyla derdi var. Kimi hasta ziyaretinden geliyor, kimi yaşlı anasına nasıl bakacağını düşünüyor…
Sonra izlemeye başlıyorum küçük kızın hayat mücadelesini. Böylesine zorlu bir insan topluluğunun olduğu ortamda küçücük bir kız, kalabalığı yara yara ve her birine yalvara yalvara mendil satmaya çalışıyor. Sadece bir mendil…
Derken, koca koca insanlardan biri olan sıra bana geliyor. Bir tane mendil almam için yalvarıyor iri iri gözleriyle. Yüzüne bakıyorum, yüzüme bakıyor; gözlerine bakıyorum, gözlerime bakıyor. Ve onun sadece bir mendil satıcısı küçük bir kız olmadığını, aslında bir insan olduğunu fark ediyorum.
O, benim koca koca insanlardan sadece biri ve potansiyel bir müşteri olmamın dışında, bir insan olduğumu fark etti mi bilmem, ama ben onun küçük bir kız çocuğu olduğunu fark ettim. O yaşta, o saatte anasının yanında, sıcacık evinde olması gerektiğini fark ettim.
Adını sordum, “Zehra” dedi.  
Anasını babasını sordum, “Suriye’de” dedi.
“Peki, sen burada kiminle kalıyorsun” dedim. “Teyzemle ve amcayla” dedi! 
“Teyzeni anladık, AMCA kim?” diye sordum. Cevap vermedi!..
“Metrobüslerde mendil satmanı AMCA mı istiyor?” dedim, yine cevap vermedi…
“Kazandığın paraları AMCA’ya mı götürüyorsun?” dedim, yine cevap yok… 
Anladım ki onun tek derdi, kendisine denileni yapmak. Yani mendil satacak ve parasını AMCA dediği kişiye götürüp verecek!
Küçük Zehra’nın okulu ne olacak? Önemli değil.. 
Hayalleri ne olacak? Önemli değil..
İstikbali ne olacak? Önemli değil..
Peki, küçük Zehra’ya ne olacak, onun gibi yüzlerce ve binlercesi ne olacak, bunlarla kim ilgilenecek? AMCA!..
İşte, ülkemizin ve dünyanın ağır gündemleri altında bir nesil böylelikle yok olup gidiyor. Ülkeler talan olmuş, savaş bütün Müslümanların yaşadığı coğrafyayı harap etmiş. Küçük Zehralar ana kucağından savrulup gitmiş… Bunların sorumluları kim? Küçük Zehraların yuvasını dağıtanlar kim? 
Yuvaları yıkanların yuvası mamur olur mu? Bu kadar ah ve gözyaşı insanın peşini hiç bırakır mı? Cehennemi yaratan Allah, Onu boşuna mı yarattı; küçük Zehraların dünyasını yıkanlar için değil mi!..
Uyanın ey yetkililer! Bir nesil yok olup gidiyor. Kimi denizlerde boğuluyor, kimi İstanbul’un kalabalığında… Sahip çıkılmayan bu nesle, tanımadıkları AMCA’lar sahip çıkıyor. 
Uyanın artık ey yetkililer, uyanın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayşegül Torun 2017-12-04 07:53:08

bi̇ze ki̇m sahi̇p çikiyor i̇nanin bi̇z onlardan kötü durumdayiz gelmeseydi̇ler bi̇zi̇m geleeği̇mi̇z gi̇bi̇ daha bugünümüz bi̇le garanti̇ deği̇l gelmeseydi̇ler o kadar uzaktan gelen yarininda kurtarir

banner100