Yazımıza yeni bir haberle başlayalım: “Et ve Süt Kurumu, 100 bin baş kasaplık sığır ithal etmek üzere ihale açtı. İhale 19 Şubat 2018 saat 10.30'da Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü'nde yapılacak. İhaleye yerli ve yabancı firmalar teklif verebilecek. 
Hayvancılık sektörü temsilcileri kasaplık hayvan ithalatına şiddetle karşı çıkıyor. 2010 yılından bu yana yoğun olarak ithalat yapıldığını belirten sektör temsilcileri, 'Biz başından beri karkas et ve kasaplık hayvan ithalatının ülke hayvancılığı için büyük sakıncalar doğurduğunu söylüyoruz. Doğru olan kendi ihtiyacımızı yerli üretimden karşılamaktır. İlle de ithalat yapılacaksa besilik hayvan ithal edilsin. Bu hayvanlar Türkiye'de 7-8 ay beslenecek. İstihdam sağlanacak, yem verilecek. İşletmeler boş kalmayacak. Fakat, kesimlik yani kasaplık hayvan ithal edilince kesilip tüketiliyor. Ülke ekonomisine hiç bir yararı yok. Yapılacak kasaplık hayvan ithalatı, yerli besiciye ve besilik dana ithal edenlere büyük darbe vurur. Bu yanlıştan dönülmeli' görüşünü dile getiriyor.”
AKP hükümetinin en çok anılacağı konuların başında “et ve saman ithali” hiç şüphesiz birinci sıralarda yer alacaktır. Birçok ilkleri bu millete yaşatan iktidar, ilklere imza atmaya devam ediyor. Şöyle Anadolu'ya bir kara yolculuğu yapın bakalım yol kenarlarında büyük ve küçükbaş hayvan topluluğuna denk gelebilecek misiniz?.. 
Bu bereketsizliği hiç düşünüp kafa yordunuz mu acaba sevgili okurlar? Ne yediğimiz ne tükettiğimiz belli değil. Adı sanı duyulmamış, büyükbaş hayvanı olmayan, okyanus ötesi ülkelerden et ithal ediyoruz. Bu haliyle de tüm dünyaya rezil-rüsva oluyoruz. Bu baştan kara ithal anlayış insanın kanına dokunur, bu ne haldir Allah aşkına?.. Aklı olan beri gelsin.
Bu ülkede hayvancılık yapmak, bu millete temiz ve en ucuz eti yedirmek için bakan-başbakan-cumhurbaşkanı olmanıza gerek yok. Dünyanın en basit işidir bu ülkede tarım yapmak, ihraç etmek, para kazanmak ve hayvan sayısını çoğaltmak.
Oysa hatırlanacağı gibi Türkiye, 1980'li yıllara kadar kendi kendine yeterli olan ve Ortadoğu'nun kırmızı et ihtiyacını büyük ölçüde karşılayan hayvancılık potansiyeline sahip bir ülke idi... Nereden nereye..
Tarım ve hayvancılıkta yıllardan beri yaşanan ve bir türlü iyileşmeyen gün geçtikçe de kötüleşen bir çöküş yaşanmakta.
Elbette diyeceksiniz ki bu ülkenin bir tarım politikası yok olsa bile ithalata dayalı bir tarım politikası var. Her şeyden evvel tarım politikası gözden geçirilip bu hususta samimi olmak gerekir diye düşünüyoruz sevgili okurlar. Eski yıllarda olduğu şekliyle üretip ihracata dayalı bir politika geliştirirseniz iş kökünden hallolur.
En iddialı olduğumuz tarım ve hayvancılığa dayalı sanayiden para kazanmak istemeyen bir tutum ve davranış içerisindeyiz. Sanki ithal etmek çözümmüş gibi. İthal etmek çözümse dünya devletleri yan gelip yatar üretmez ithal ederdi. Sayın Tarım Bakanımız ithalatın hiçbir zaman çözüm olmadığını söylüyor ama hep denilenlerin tersi yapılıyor, hiçbir iyileşme de olmuyor ve olamaz da...
Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'ya buradan sesleniyoruz. Çağırsınlar bizleri nasıl Türk tarım ve hayvancılığı ayağa kalkar bunun formülünü verelim kendilerine. Nasıl eski yıllarda olduğu şekliyle canlı hayvan ve kargas et ihraç ederiz anlatalım kendilerine.
Bu ülkenin zengin ve veren el olması dünyanın en basit işi.. Yete ki bu zenginliği isteyin ve kararlı olun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner137