Bu haber kez okundu.

Cahillerden ve hakkı tanımayanlardan uzak olunmalıdır
İmam, ma’rûfu emretmeli, kendisi de ma’rûfu yapmalı. Münkerden, yasaklardan nehyetmeli, kendisi de sakınmalıdır. İyiliği ve iyilik isteyenleri sevmelidir. Kötülüğe ve kötülere buğzetmelidir. İmam, namaz vakitlerini bilmeli ve öğretmelidir. İmam çok yememeli, afif olmalıdır. Elini haramdan çekmelidir. Dünya işlerine çalışmayı azaltmalı, Cenâb-ı Hakkın rızasını istemede çok uğraşmalıdır. Halkın eziyetlerine katlanmalı; çok sabırlı olmalıdır. Günahlardan gözünü yummalı, aleyhinde söz söyleyen ve cahillik eden kimsenin sözüne katlanmalı, kendisine kötülük eden kimseye, iyilik ve ihsan etmelidir. Harama bakmamalıdır. Bir kimsenin ayıp ve kusurunu görürse örtmeli, rezaletlerini gerektiren bir hâline şahit olursa gizlemelidir. Cahillerden ve hakkı tanımayanlardan uzak olmalıdır. Kendisi için zorluklara katlandığı halde, insanlar ondan rahatta olmalıdır. Boynunu Allah Teâlâ’nın azabından kurtarmaya çok uğraşmalı, kendini kurtarmaya çalışmalıdır. Kendini korku ve tehlikesi büyük bir hizmette tutulmuş bilmelidir. Bütün gayret ve niyeti, kendisine verilen bu büyük görevi, yerine getirmek olmalıdır. Az konuşmalıdır. Lüzumlu sözler söylemelidir. İmam, mihrabında ayakta durduğu zaman, kendisini peygamberler makamındadır ve Peygamberlerin Efendisinin (s.a.a.) halifesidir bilmelidir. Namazın tamam olması ve arkasında bulunup, imamlığını yüklenmiş oldukları için onları gözetip âlemlerin Rabbine münâcaat etmelidir. İmam, cemaatle namazı hafif yapmalıdır. Yani hâlin gerektirdiğine göre, zayıf, yaşlı ve hastaları göz önüne alarak kıldırmalıdır. İmam kendini, cemaatten aşağı ve bu görevi yüklenmiş görmelidir. Allah Teâlâ’nın kendisini, kendinin ve cemaatinin farzlarından sorumlu tutacaktır, bilmelidir. İnsanların önüne geçtiği için, kusurlarından korkmalı, geçmişte yaptığı günahlarına ve geçirmiş olduğu boş vakitlerine pişman olmalı, arkasında bulunanlara böbürlenmemen, kendini kendinden aşağı olanlardan iyi bilmemelidir. Kendinde bulunan veya bulunmayan bir hâl kendisine söylendiğinde, alınıp, utanıp, inat ve düşmanlık etmemelidir. Bu iki halde de cemaat onun yanında eşit olmalıdır. İmam, yalancılığı ile tanınmış kimse olmamalıdır. İmamın yemeği tayyib, elbisesi nazif olmalı, giyinmede alçak gönüllü, oturmasında huşu sâhibi olmalıdır. İnsanlar hakkında şüpheci ve kötü zan edici olmamalıdır. Mü’min kardeşi hakkında kin ve hasedi, onun vedia ve ticaretinde ve ariyetinde hıyanet edici olmamalıdır. Yemesi ve kazancı habis, imamlığı arzu edici, kin, çekememezlik ve düşmanlık edici bulunduğu halde cemaatin önüne geçmemelidir. İntikam alıcı, kızgın, başkasının ayıbını arayıcı, Muhammed aleyhisselâmın ümmetinden bir ferde hıyanet edici, fitne çıkaran söz söyleyici ve fitne çıkarıcı olmamalıdır. Sapık ve bozuklara galip gelmek için eliyle, diliyle ve kalbiyle doğruluk ve hak sahiplerine yardım edici, acı olsa da doğru söyleyici olmalıdır. İmam, Allah için, ayıplayanların ayıplamasından üzülmemeli. İnsanların kendini medhetmesini isteyici, kötülemesini istemeyici olmamalıdır. Namazdan sonra dua ettiğinde, kendisi için değil, hem kendisi, hem de cemaat için dua etmelidir. Yalnız kendine dua ederse, cemaatine hıyanet etmiş olur. Cemaatin bazısını bazısına tercih etmemelidir. İlim sahipleri bunun dışındadır. Onların diğerlerinin üzerine tercihi lâzımdır. Nitekim hadis-i şerifte, “Bana yakın olanınız, ilim sahipleri ve kendini kötülüklerden uzaklaştıran akıl sahipleridir. Sonra da onlara çok benzeyenlerdir” buyuruldu.
(Günyetü’t-Tâlibîn’den)…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100