Amerika’nın Afrin operasyonuna takındığı olumsuz tutuma karşı, Türkiye ilginç bir 'tavır' ortaya koydu. Ankara Büyükşehir Belediyesi, ABD Büyükelçiliğinin bulunduğu Nevzat Tandoğan Caddesi’nin ismini değiştirme kararı aldı. Bundan sonra Tandoğan Caddesi’nin adı Zeytin Dalı olacak.
Tabela değişecek; Tandoğan Caddesi, Zeytin Dalı olacak.
Böylece Amerika’ya tepki göstermiş olacağız!
Oysa Amerika’nın böyle tabela tepkilerini, tabela değişikliklerini fazla umursamayacağı aşikâr…
Daha önce de Birleşik Arap Emirlikeri'ne karşı 'sokak' adıyla tepki göstermiştik. Bu konuyu şöyle dile getirmiştik bu köşede: "Malumunuz, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, Medine Müdafaası kahramanı Fahreddin Paşa’yı ‘hırsız’ olarak niteleyen bir tweet atmıştı. Bunun üzerine Türkiye’nin somut tepkisi ne olacak diye bekliyorduk. O 'somut tepki!' sonunda geldi. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı kararla, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Ankara Büyükelçiliği’nin bulunduğu 613. sokağın adı Fahrettin Paşa Sokağı olarak değiştirildi.
O sokağın girişindeki 609. Sokağa ise Medine Müdafii Sokak ismi verildi. Sizce BAE bu değişiklikten dolayı üzülür, kahrolur ya da çılgına döner mi? Emin olun umurunda bile olmaz. Hatta onlar da misliyle karşılık verir. Dubai Büyükelçiliğimizin bulunduğu bölgenin Embassy’s Area (Elçilik Bölgesi) olan adını tam da kendilerine yakışır bir şekilde Şerif Hüseyin Caddesi olarak değiştirirler. 
Biz de bunun üzerine Fahrettin Paşa Caddesi’ne paralel sokaklardan birine Cemal Paşa Sokak adını veririz. Onlar da elçiliğimize yakın bir sokağa Lawrence adını verirler.
Biz de Fahrettin Paşa’nın eşi Sıdıka Hanım’ı sokak ismi yaparız, onlar Osmanlı’yı perişan eden istihbaratları İngilizlere ulaştıran ünlü Yahudi ajanı Sara’nın adını Dubai’de bir sokağa verirler. Sokak savaşları karşılıklı olarak devam eder gider. Bu mudur yani? Bir kabile devleti ecdadımızı hırsızlıkla suçlayacak biz ona 'sokak ismiyle!' cevap vereceğiz. Adama gülerler beyler." (11 Ocak 2018, Yeni Mesaj)
Sokak kartını bu defa Amerika’ya gösterdik. Bu tepki aslında 'bir tepki' değil acziyetin ifadesi. Adam gibi tepki gösteremememin ifadesi, adam gibi tavır alamamanın ifadesi. Elimizin kolumuzun ne kadar bağlı olduğunun ifadesi…
Değil bir cadde ismini değiştirmek, Ankara’daki bütün cadde isimlerini değiştirseniz, birini Afrin yapsanız, diğerine Menbiç adını verseniz, öbürüne Burseya, diğerini Şehit Astsubay Ömer Bilal Akpınar koysanız, ABD Büyükelçiliğine giden bütün sokaklara Afrin şehitlerimizin adını koysanız, Şehit  Şahin Kaya, Şehit Ahmet Aktepe, Şehit Selim Vurdal, Amerika ders alır mı?
Almaz.
Zerrece umursamaz.
Sokak ismi değiştirerek, cadde ismi değiştirerek tepki olmaz.
Soner Yalçın geçen hafta köşesinde Onur Öymen’in Zor Rota adlı kitabında geçen bir olayı şöyle anlatır: “Fransızlar, Ankara’ya, Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu’na, Akkuya’ya yapılacak nükleer santral projesi önerisi sundu. Çok cazip bir teklif… En son teknolojiyi kullanacaklar. Çok uzun ödemesiz süre var. 
Bu teklifi getirenlere Halefoğlu şöyle der: 'Bu projeyi getirdiğiniz için teşekkür ederim. Fakat siz bu odadan çıkınca ben bu projeyi şurada gördüğünüz çöp kutusuna atacağım. Siz Ermeni teröristlere kol kanat gerdiğiniz sürece size hiç bir proje vermeyeceğim. Bu teklifi bakanlar kuruluna bile getirmem.
İki hafta sonra...
Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand, Galatasaray Lisesi eski hocalarından Etienne Manaque’ı Türkiye’ye gönderiyor. Manaque şu mesajı veriyor:
“Biz bu konuda gerçekten hatalı bir politika izlediğimizin farkındayız. Bundan sonra daha dikkatli olacağız. Hiç bir Türk diplomatı Fransa’da bu teröristlerin saldırısına uğramayacak.
Sonuçta, Mitterand’ın sözünden sonra Fransa’da ASALA’nın terör eylemi olmadı.” (7 Şubat 2018,
Sözcü)
Geçmişte Türkiye kendisine yanlış yapanlara karşı böyle sert ve anlamlı tepkiler veren diplomatlara, bakanlara, başbakanlara sahipti.
Batı'nın anladığı dilden konuşan siyasetçilerimiz, bürokratlarımız vardı.
Nükleer santral projesini çöpe atacak kadar cesur bakanlar vardı.
Şimdi tepki olarak 'sokak tabelalarının' adını
değiştiriyoruz.
Gücümüz buna yetiyor.
Bir de “Heeeyt! Sabrımızı taşırmayın!” diye
celalleniyoruz.
YPG’ye 5 bin tır silah gönderen Amerika’nın Dışişleri Bakanı Tillerson'u karşılamak için bekliyoruz.
“Artık Amerika’dan buğday almayacağız,
Artık Amerika’dan soya almayacağız,
Artık Amerika’dan makine-teçhizat almayacağız,
Artık Amerika’dan pamuk almayacağız, plastik ürünleri almayacağız, cep telefonu almayacağız, bilgisayar almayacağız” diyemiyoruz.
İslamcıların 'mason' dediği Demirel’in 1975’de ABD’ye ait 21 üssü kapatması gibi bir delikanlılığı hiç bir zaman sergilemeyeceğiz.
Ne yapacağız.
Sokak ve cadde isimlerini değiştireceğiz.
Eee, küresel bir güç haline gelmenin yolu da budur zaten: Tabela değiştirmek!
Bence siz bu kafayı değiştirin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mersinli yusuf 2018-02-14 22:42:28

hocam kaleminize sağlık iyi bir dış politika olmadan olmaz borç alan emir alır vesselam

Avatar
Erdal 2018-02-14 08:29:25

abi sen bu kakış açılarını nereden buluyorsun helal olsun vAllahi

banner137