Amerikan yönetimi Türkiye’ye karşı eteğindeki bütün taşları döküyor. Sadece Zerrab davasıyla değil, dört koldan çok ince taktiklerle Türkiye’ye karşı taarruza devam ediyor.
Son olarak Trump’un özel güvenlik danışmanından Türkiye’nin “düşman” kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği anlamına gelen mesajlar geldi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymon (HR) McMaster, Türkiye ve Katar’ı ‘radikal ideolojilerin yeni sponsorları ilan etti.
Yetmedi, şu cümleyi de ilave etti: “Günümüzde terörizmin ana destekçiler Katar ve Türkiye’dir. Şu anda çoğunlukla destek Katar ve Türkiye’den geliyor.”
Bu görüş, yani “Türkiye’nin terörizmi destekleyen bir ülke olduğu” görüşü, sadece güvenlik danışmanı McMaster’in değil, Amerikan yönetiminin görüşüdür.
Amerika’ya göre Türkiye teröre destek veren ülke konumundadır. 
Türkiye’ye göre ise Amerika hala samimi bir dost ve müttefiktir!
Oysa ABD’nin bu tavrına karşı Türkiye’nin elinde çok somut karşı veriler vardır ve bu verilerin sağlıklı kullanılması halinde Amerika’yı çok zor durumda bırakacağı aşikârdır.
Rakka’nın DEAŞ militanlarından tahliyesi sırasında DEAŞ üyelerinin Amerikan askerlerinin koruması altında şehirden çıkartıldığı bütün dünya basınında haber oldu.
Dünyayı kasıp kavuran, binlerce masum insanı hunharca öldüren bir terör örgütü, dünya lideri(!) ABD tarafından güvenle tahliye edilmişti.
Bunun adı apaçık işbirliği, ittifak ve terörle ortak hareket etmek idi.
Amerikan yönetimi bu tahliye operasyonunu itiraf etmişti üstelik.
Bununla da kalmadı, Amerika’nın DEAŞ’la yazılı anlaşma yaparak ve Rakka’daki petrol kuyularının PKK’ya teslim edilmesi karşısında bu tahliyeye izin verdiğinin belgeleri yayınlandı.
DEAŞ’la anlaşma yapan ABD, 1300 teröristin çıkarılması karşılığında Deyrizor’un el-Cafra petrol bölgesinin PKK’ya terk edilmesine dair söz aldı. ABD-PKK ittifakıyla eşzamanlı olarak Esad-Rus-İran ittifakının da ele geçirmeye çalıştığı zengin petrol rezervine sahip bölge, Rakka’da yapılan anlaşmadan hemen sonra DEAŞ tarafından PKK’ya teslim edildi.
Beyaz Saray bürokratlarından Brett McGurk’un bizzat yürüttüğü ABD-DEAŞ müzakere süreci Musul’da başladı. Kasım ayında DEAŞ’la Musul, Tel Afer, Rakka ve Deyrizor’a yönelik 6 ayrı anlaşma yapan ABD, sözleşme metinlerine ise anlaşmanın tarafı olarak ‘SDG’ ismini yazdı. Mutabakat metinlerinde DEAŞ’ı muhatap alan ve adeta devlet muamelesi yapan ABD, “bir terör örgütü ile anlaşma yaptığını” apaçık ilan etmiş oldu.
İşte bu ABD, Türkiye’yi “terör destekçisi” olarak görüyor. 
Türkiye, elindeki delilleri kullanarak ve karşı atağa geçerek Amerika’yı zor durumda bırakacak bir süreci başlatabilir ama bu cesaret maalesef yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner137