Kader, acı gerçekleri bir bir önümüze koyarken, aynı zamanda yüzümüze en sert tokatları da şaklatıveriyor.
Dost ve kardeş bildiğimiz Suriye devletine ve Esad’a karşı Amerika’nın talimatı ile düşmanlık çığlıkları atmaya başladığımızdan ve “dost Esad’ı, zalim Esad’a” dönüştürmemizden sonra geçen 6 yılın ardından biz de “Amerika’nın düşmanı olduk!”
Türkiye’yi de kullanarak, komşu coğrafyamızı içinden çıkılmaz bir kan deryasına dönüştürdüler, dost Esad’ı düşman yaptırdılar ve sonunda “tamam sizinle işimiz bitti, siz de düşmanımızsınız” demeye başladılar.
Biz hala vize olayının Amerikan elçisinin kendi başına aldığı bir karar olduğu düzeyinde bir devlet anlayışı ortaya koyalım, Amerikan yönetimi anında “Büyükelçimizin arkasındayız, ona talimatı biz verdik” diye ilan ediyor.
Müttefikimiz, dostumuz(!), kardeşimiz(!), eşbaşkanı olduğumuz BOP’un mimarı, NATO’da partnerimiz canımız(!), ciğerimiz(!), “Amerika’mız(!) bize devlet olarak, millet olarak unutulmaz bir kazık attı.
Bu son olayda olduğu gibi “İslamcı kardeşlerimizin” ferasetine ve fikri tutarlılığına derin bir hayranlık duyuyorum!
Dün yazdık tekrar yazalım:
“İslamcı kardeşlerimiz”, Amerika’nın talimatı ile Esad’la aramız bozulduğunda sokaklara dökülüp, “Kahrolsun Esad” diye bağırdılar, Suriye elçiliklerine saldırdılar.
“İslamcı kardeşlerimiz” Mısır ile aramız bozulduğunda sokaklara dökülüp “Kahrolsun Sisi” diye bağırdılar, Rabia işareti yaptılar, Mısır konsolosluklarının önünde protesto gösterileri düzenlediler.
“İslamcı kardeşlerimiz”, İsrail ile Mavi Marmara olayı yaşandığında “Kahrolsun Siyonizm” diyerek İsrail elçiliklerinin önünde İsrail bayrakları yaktılar.
“İslamcı kardeşlerimiz”, Rusya’nın savaş uçağını düşürdüğümüzde, Halep’teki cihatçı kardeşlerine sahip çıkmak adına nerdeyse Moskova’ya sefer düzenleyecek kadar coşku içinde gaza nutukları attılar, Rusya’ya en galiz hakaretleri ettiler.
Ama aynı “İslamcı kardeşlerimiz”, Amerika ile yaşanan çok derin ve utanç verici vize krizi dolayısıyla “ortalıkta yoklar.”
Amerika’nın Türk devletine, Türk milletine, Türk bayrağına, Türk vatandaşına bu ağır hakareti ve aşağılaması karşısında sus-puslar.
Sokaklar bom boş!
Amerikan temsilciliklerinin uzağından bile geçmiyorlar!
Amerika onların kalplerinde o kadar içselleşti ki, Amerikan “kanı” damarlarında öylesine sinsi ve usulca dolaşıyor ki, bir an önce bu krizin bitmesi için dua ediyorlar.
Daha önce “Kahraman Amerikan askerlerinin sağ salim evlerine dönmeleri için dua ettikleri” gibi.
Bugün, hükümetin Amerika’ya göstermelik ve “mütekabiliyet” esasına dayanan tepkisi “Amerikan emperyalizminin gerçek yüzünü görmenin verdiği hassasiyetten kaynaklanmıyor.”
“Mutlaka bizim de bir şeyler yapmamız gerek” telaşından kaynaklanıyor.
O halde, darbede Amerikan parmağı varsa sonuna kadar ve İncirlik’ten Amerikan elçiliğine kadar korkmadan izini sürecek bir kararlılık ortaya koyarak, Amerika’nın Ortadoğu’da bizi düşürdüğü pespaye duruma bir an önce dur diyerek “düşman ilan ettiğimiz dostlarımızla” yeniden barışarak, üzerimizdeki Amerikan hegemonyasını kırmak için gerekli adımları bir bir atacak bir “atağa” ihtiyaç var.
Yoksa “Amerika’dan” gelecek küçük bir tebessümle sevinç çığlıkları atarsanız, bundan sonraki Amerikan kazığı “ambargo” olur bilesiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ALATTİN 2017-10-12 22:13:50

maalesef aci gerçekler.güzel yazi i̇çi̇n teşekkürler

Avatar
cemal 2017-10-13 12:59:25

rol geregi ozaman öyle buzaman böyle

banner100