Bizler, Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in Sosyal Devlet tezleri, Milli Ekonomi Modeli ekseninde ve “insan gönüldür gönül” gözlüğüyle insan nedir, devlet nedir, millet nedir, üretim, para, tüketim, aile, istikrar vs. kavramlarını bu potadan gördüğümüz, görmeye çalıştığımız veya baktığımız, bakmaya çalıştığımız için; bugünkü siyasileri ve milletimizin duruşunu anlamıyoruz, anlamakta zorlanıyoruz.  
Misal, Prof. Dr. Haydar Baş der ki; “Milli devlet anlayışında millet ile devlet ‘birbiri ile çatışan’ iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir…” (Sosyal Devlet-Milli Devlet, sh: 23)
Yine aynı eserinde Sayın Baş; “Devlet, vatandaşlarına iş bulmak zorundadır. Yani yaşamak isteyen devlet, vatandaşlarını yaşatmak zorundadır…” der. (sh: 136)
Çalışma Bakanımız diyor ki, “Biz bir çılgınlık yaptık.” 
Nasıl bir çılgınlık? Taşeron olarak çalışan 715 bin vatandaşımıza kadro vermeyi çılgınlık olarak tariflendiriyorlar. 
Oysa bu çılgınlık değil devletin yani devleti yöneten siyasi iradenin görevidir. Üstlenilen görevi yapmak ne zamandan beri çılgınlık olarak tariflendiriliyor?
Şu soruyu da sormak lazım? Taşeron işçilik, vatandaş aleyhine olan bir durum mu? İnsanımız, devlet güvencesinde, devlet garantisinde bir işte çalışmak istediğine göre taşeronluk istenmeyen bir şey.
Sayın Bakan, ‘çılgınlık’ diyor ya! Çılgınlık insanımıza devlet kadrosu vermek değil onu özel sermayenin tekeline muhtaç etmektir. Bu çılgınlığı kim yaptı? Cevap AKP’dir.
Evet, AKP çılgınlık yaptı. Hem de hiçbir siyasi iradenin, hiçbir hükümetin yapamadığı bir çılgınlığı AKP yaptı. Neydi o çılgınlığın adı; “Babalar gibi satarız.”  
Hatırlatayım mı o çılgın açıklamaları?
“Babalar gibi satarız; kâr edeni de, zarar edeni de satacağız. Parayı veren düdüğü çalar. Ne banka bırakacağız, ne fabrika, ne de işletme. Liman da bırakmayacağız, hepsini satacağız.” 
“Sümerbank tarihten siliniyor; elinde bir şey kalmadığı için ismini de kaldırıyoruz!” 
“SEKA stratejik yermiş! Ne stratejisi? Önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına! Seviyorum bu işleri, arkadaş!” 
Şeker Fabrikaları: “Kâr edeni de, zarar edeni de satacağız!” 
PETKİM: “Ülkenin işgal altına girdiği söyleniyor; gelsinler işgal etsinler!” (Kemal Unakıtan)
“20 bin dolar veren kızımızı götürür!” (Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım). (Kızdan kastı TELEKOM).
“Ben Türkiye’yi pazarlamakla mükellefim.” (Dönemin başbakanı R.T.Erdoğan)
Sattılar, sattılar, sattılar. BORÇELİK, TÜPRAŞ, PETKİM, TÜRK TELEKOM başta olarak madenler, limanlar, işletmeler gibi yüz binden fazla işletmeler, fabrikalar, mülkler, araziler, binalar vs. satıldı. 
Şimdi elde kalan 15 şeker fabrikasını da satacaklarını açıkladılar. Bunun adı çılgınlıktır. 
Atatürk’ün vurguladığı, hiç kimsenin de aksini iddia edemediği bir gerçek vardır; “Her fabrika bir kaledir.”  
Söyleyin bana, kalelerini satan, yabancıya veren bir devlet nasıl iç ve dış güvenliğini sağlayacaktır.
Son cümle olarak kahvehane mantığıyla insanımıza soruyorum; insanımızı taşeron olmaya mecbur eden kim? 
Cevabı rakamlardan öğrenelim; AKP iktidara geldiğinde ülkemizdeki taşeron işçi sayısı 387 bindi. Bugün 750 bini kamuda olmak üzere toplamda 2 milyona yakın taşeron işçi var. 2002’den bu yana taşeron işçi sayısı yüzde 500 artmış.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.