Avrupa Birliği ile ciddi sorunlar yaşıyoruz. Almanya’nın da bastırmasıyla kasım ayında üyelik müzakerelerinin dondurulacağı bir sürece doğru giriyoruz.  
Bizim AB konusundaki görüşümüz ve tavrımız net: Avrupa Birliği bir yok olma, esaret, bağlanma ve mandayı kabul etme projesi. Ekonomimiz AB’ye bağlı olacak, eğitimimiz AB’ye bağlı olacak, siyasetimiz AB’ye bağlı olacak, ordumuz AB’ye bağlı olacak, parlamentomuz AB’ye bağlı olacak.
Özgürlüğünüzü ve bağımsızlığınızı kaybedeceksiniz.
Bunun adına manda denir.
İstiklal Savaşı yıllarında bize dayatılan mandanın modern bir tezahürüdür AB projesi.
Sanki bizi almak için nazlanıyormuşlar havasında iliklerimize kadar işleyen bir sömürü ve manda anlayışıdır.
Bugüne kadar bu konuda aktif siyaset ortaya koyan bütün siyasetçiler ve siyasi partiler bu konuda hatalıdır, mesuldür.
Tam da Sivas Kongresi’nin yıldönümünde, herkesin bildik bilmedik bir şeyler konuştuğu şu günlerde acaba Atatürk olsa idi ne derdi, Atatürk’ün bir manda projesi olan AB’ye bakışı ne olurdu sorularına cevap verelim isterseniz.
Önce, Atatürk’ün Sivas Kongresi’nde yaptığı konuşmadan bir kesit aktarmak istiyorum. İşgal altındaki İstanbul yıllarında birçok kişi Osmanlı’nın kurtuluşunu Amerikan ya da İngiliz mandasında görürken Mustafa Kemal, Sivas Kongresi’nde onlara şu konuşmayla karşı çıkar:
“İstanbul’dan gelen arkadaşlar manda konusunda hala nasıl ısrar ediyorlar ve mandanın bağımsızlığı bozan bir unsur olmadığına halkı inandırmak istiyorlar. İstanbul’dakiler ve buradaki mandacılar, umutsuz ve hasta insanlardır. Yabancı işgalin baskısı altında cesaret ve umutlarını yitirmiş olmanın verdiği üzüntüyle ve marazi bir ruh hali içinde hareket ediyorlar.”
Bakın devamında ne diyor Gazi, iyi dinleyin;
“Şerefsiz ve istiklalsiz esir bir milletin çocukları olarak yaşamak yerine efendice ve kahramanca ölmek bize yakışandır.”
Demek ki neymiş, emperyalizme esir olmak, hürriyetini kaybetmek ve bu durumu kabul etmek “şerefsizliktir.” (Erzurum’dan Ölümüne Atatürk’le Baraber, Mazhar Müfit Kansu, 1.Cilt, Türk Tarih KurumuYay. Ankara, 1988,sf.233)
Atatürk’e göre, mandayı yani Batının esareti altında yaşamayı kabul edenler hasta insanlardır, marazi bir ruh haline sahip insanlardır.
Böyle bir durumu kabul etmek şerefsiz ve istiklalsiz yaşamayı kabul etmektir.
Gazi’nin sözlerinden çıkan durum budur.
Emin olun Atatürk bugün yaşasaydı ve önüne Avrupa Birliği projesi gelseydi tavrı yukarıda anlattığım gibi olurdu.
Bunun için zararın neresinden dönersek kârdır.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın en az 20 yıldan beri AB konusunda anlattıkları, uyarıları, tavsiyeleri aslında Atatürk’ün anlattıklarının aynısıdır.
Türk milletinin ve Tük siyasetinin gelmesi gereken çizgi, her ne kadar büyük bir zaman kaybına uğrasak da Atatürk-Haydar Baş çizgisidir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 2017-09-09 11:20:59

Atatürk isteseydi hacli ab ile hic savasmadan kral olabilirdi Baskan olabilirdi. Ama O Bagimsiz Türkiye olmayi secti. Imani nin geregi.

banner100