Atatürk’ün İslam’a ve dine karşı olduğu yönünde uzun yıllardır pompalanan görüşler ve bu yönde yapılan yayınların temel amacı, O’nun kurduğu Cumhuriyetin din karşıtı bir devlet olduğu algısının topluma yerleştirilmesiydi. Rahmetli Attila İlhan’la yaptığım televizyon programlarında bu konuyu pek çok defa gündeme getirdik ve rahmetli İlhan’a da sordum.
“Attila İlhan’la Sohbet” adlı kitabımda da anlatıldığı gibi, İlhan’ın bu soruya verdiği cevap, “Atatürk’ü din karşıtı gösterme politikasının, İnönü dönemine ait politikalar olduğu ve bu dönemde Atatürk’ün İslam’la alakası olmadığına dair yoğun bir yayın bombardımanı ortaya koyulduğu” şeklinde idi.
Doğrusu da buydu zaten.
Zira Atatürk’ün yaptığı yurt gezilerinde bir araya geldiği vatandaşlarla çok rahat bir şekilde “fıkıh, hadis” sohbetleri yaptığı, vatandaşın sorduğu dini sorulara cevaplar verdiği görülür. Ama ne hikmetse İnönü döneminin Atatürk’ünde, bu yönde yayınlar yerine laiklik çerçeveli, dinden uzak bir Atatürk portresi çizildi ve bunun faturası da bugün CHP’nin omuzunda kaldı.
Cumhuriyet Halk Partisi bu görüntüyü silmek için hiçbir politika üretememenin ceremesini yüzde 25 oya kilitlenerek çekiyor.
Zaten görüldüğü kadarıyla, dar ideolojik söylemlerin içinden çıkacak şekilde,  böyle bir reform ve dönüşüm yapmak gibi bir gayretleri de yok.
Ama Atatürk yaşasaydı eminim “Durun kalabalıklar! Ben, size anlatıldığı gibi biri değilim” diye haykırırdı.
Günümüz Müslümanları da bu topraklara ilk defe genelevi getiren Abdülhamid’i kahramanlaştırmak ve evliya ilan etmek için gösterdikleri çabanın onda birini, Atatürk’e küfretmek yerine onu biraz araştırmaya gösterselerdi ne güzel olurdu.
Hem CHP’lilerin hem günümüz dindarlarının “Hangi Atatürk” sorusuna doğru cevap vermeleri için bir olay aktarayım da belki şifreyi çözerler:
“Atatürk, 1930 yılında Fevzi Çakmak'la birlikte trenle yurt gezisine çıkar. Kompartımanında ülke sorunlarını konuşurlarken bir milletvekili içeri girip, Atatürk'ün kulağına bir şeyler söyler.
Atatürk'ün kaşları çatılır, Fevzi Paşa'ya dönerek, "Paşam, lütfen beni takip ediniz, arkadaşlar bir haber getirdi, inceleyelim" der. 
Hep birlikte diğer vagona geçtiklerinde yüksek rütbeli bir subayın kanepe üzerinde namaz kıldığını görürler. Atatürk, mareşale dönerek şöyle der: "Paşam, bu adamın (gammazcıyı işaret ediyor) biraz evvel kulağıma gizli bir şeyler söylediğini gördünüz. Bu adam muhafız kıtasına mensup yüksek rütbeli bir subayın namaz kıldığını gammazladı. Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor. Durumu size göstermek için buraya kadar zahmet ettim." Atatürk ilk istasyonda milletvekilini trenden indirir ve gelecek dönem milletvekili seçilmesini de engeller.” (Bu hatıra, değerli dostum Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu tarafından Diyanet Dergisi’nin 2008 yılı Nisan sayısında yayınlanmıştır)
Namaz kılan subayı şikâyet etti diye milletvekilini trenden atan bir Atatürk!
Sahi CHP’nin ya da günümüzün Atatürk’e küfreden dindarlarının hatıra defterlerinde böyle bir olay var mı?
Gerçek Atatürk buydu ve maalesef ülkemizde her şeyin sahtesi pazarlandığı gibi Atatürk’ün de sahtesi pazarlanıyor.
Acısını da bütün millet çekiyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
atakan 2017-04-24 13:52:52

sayın bayraktar:gerçekten güzel yazmışsınız...atatürk sevginiz takdire şayan sizlerde olmasanız millete yutturacaklar. Allah sizleri ve ustadınızı ahirettete Atatürk le beraber haşruneşr etsin.amin.bizden ancak dua.