Katar ile komşuları arasında yaşanan krizde Türkiye’nin ortaya koyduğu politika bir mağdurun yanında olmaktan mı kaynaklanıyor, yoksa Türk dış politikasının gereği olan bir menfaat ilişkisi bağlamından mı?
Öyle ya koskoca bir İslam ülkesi tecrit edildi, aç susuz bırakıldı, buna göz mü yumsaydık diyenler var.
İyi de apar topar Türk askerini Katar’a gönderip üstelik bölgenin güvenliğini sağlamak gibi ütopik laflar üretmenin, Katar’ın susuz-gıdasız bırakılmasıyla ilgisi ne? 
Arap coğrafyasını ısrarla ve sürekli karıştıran elin, o bölgede huzuru ve istikrarın olmamasını istediği açık.
Dün Suriye’ye karşı birlik olup, onlarca terör örgütünü destekleyenler bugün namluyu bir birine çevirmiş durumda. Bir birlerine “Vay seni gidi terör destekçisi!” diye hakaret etmedeler.
Bir taraftan ülkesinde Ortadoğu’nun en büyük askeri üssünü Amerika’ya tahsis eden ve bu üsten kalkan savaş uçaklarının Müslümanların üzerine bomba yağdırmasına izin veren bir ülkenin diğer taraftan İran’a kuyruk sallamasını reel bir dış politika gerçekliği içinde açıklayamazsınız.
Böyle bir ülkeye asker göndererek olası bir savaşta askerleriniz savaşın tam ortasında bırakmanın da akılla mantıkla bir izahını yapamazsınız.
Bütün bu olayların tek sebebi var:
Atatürk’ün dış politika çizgisinden
uzaklaşmak.
Atatürk’ü ve onun engin deneyiminin ve “savaş tecrübesinin” ortaya koyduğu “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesini küçümser bir tavrın sonu bizi Irak’ta, Suriye’de, Katar’da batak üstüne batağa sürüklüyor.
Atatürk, dış politika ilkelerini çok net
belirlemiş: 
Bir: Komşularınızın içişlerine karışmayın.
İki: Rusya’yı tahrik etmeyin.
Üç: Arap ülkeleriyle tarihi, sosyal ve kültür ilişkilerinizi geliştirin. Fakat aralarındaki anlaşmazlıklara karışmayın.
Dört: Batının emperyalist emellerine alet olmayın.
Ömrünü Araplar arasındaki ihtilafların merkezinde geçirmiş, Şerif Hüseyin’in ihanetiyle kaybettiğimiz topraklarda kalan son orduyu Anadolu’ya çekmiş, Rusya’yla hem savaşı hem barışı yaşamış, Batının nasıl emperyal güç olduğunuhayatı boyunca her an tecrübe etmiş bir ismi dinlemeyip, kulak tıkayıp, küçümseyip kendi başınıza derinliksiz ve ufuksuz bir politika ile yola çıkarsanız sonu bu olur.
Atatürk ne demişse tersini yaptık.
Komşularımızın içişlerine karışmayı marifet saydık. Ortalık kan revan. 
Rusya ile gereksiz yere kavga ettik iki yıldır hala domates diye Rus turistler diye çırpınıyoruz.
Arap ülkeleri arasındaki anlaşmazlıklarda arabulucu olmak, ağabeyi pozisyonunda hareket etmek yerine, her türlü ihtilafın içine balıklama atladık, şimdi çıkamıyoruz.
Son madde olan emperyalizmin emellerine alet olduk mu olmadık mı konusunu ise tartışmaya bile gerek yok.
Hem alet olduk hem edevat!
Atatürk bugün yaşasaydı Katar krizinde Türk askerini anında Katar’a gönderip bütün bölge ülkelerinin tepkisini çekecek bir atak yapmak yerine bütün bölge ülkeleriyle barış ve istikrarı sağlayıcı “ağabey” rolünü üstlenirdi.
Bence Gazi’ye sığınmaktan başka çare yok.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121