Kurtuluş Savaşı döneminde İstanbul basını malum Mustafa Kemal’e cephe almıştır.
Sarayın etkisinin yanında, Refii Cevat Ulunay gibilerin düşünceleri de bu karşı duruşta önemlidir.
“Refii Cevat Ulunay, Atatürk Samsun’a gitmeden evvel kendisiyle konuştuğunu, Atatürk’ün o zaman kendisine söylediklerini bir delinin hezeyanları olarak yorumladığı için ona cephe aldığını söylemiştir.
“Peki, şimdi pişman değil misin?” diye sorulduğunda ise, “hayır değilim” diye cevap vermiştir.
“Çünkü o zaman Atatürk hariç, herkes benim gibi düşünüyordu.”( A.M.Celal Şengör, Dahi Diktatör Atatürk, 9. Baskı, sayfa 30)
Türk milletinin hali gerçekten içler acısı.
Buna, ister bağrından çıkan üstün iradeye aklı ermiyor deyin, ister nasipsiz diye sıfatlayın… Kendini kurtaracak olanı anlamamak için adeta direniyor.
Atatürk Samsun’a çıkarken O’nunla aynı vapurda giden kader arkadaşlarını dahi, birkaç yıl sonrası için tasarladıklarına ikna edememişti.
Tam bağımsızlık sevdası onlar için dahi, “hezeyan”dı…
Aynı kafalar, tıpkı Osmanlı’nın son döneminde Atatürk’ü yalnız bırakan mantıkla bugün de devrede…
Çiftlik Bank vurgununda, ekranlara yansıyan “neden para kaptırdınız?” sorusuna kadının verdiği “80 bin kişinin hepsi de aptal olamaz ya” cevabı günümüzde de “sürü psikolojisi” yaşadığımızı gösteriyor.
Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in önlerine sunduğu deryadan bir yudum içmeyi tahayyül edemeyen bu “sürü psikolojisi”, dünyaya mal olmuş tezini “hezeyan” noktasına indirmeye çalışmıyor mu?
5 bin TL asgari ücret ile hepinizin karnını doyuracağım, sırtını giydireceğim dediğinde ve bunu Milli Ekonomi Modeli’nin kuralları ile izah ettiğinde, bu “sürü psikolojisi”, “nereden verecek, olur mu” diye sırtını dönüp gitmedi mi?
Yine kendileri, “madenler Türk Milleti’nin malı, onların karşılığında senyorajı devreye koyup para basacağım” diye ortaya çıktığında bu “sürü psikolojisi” “Amerika izin vermez” demedi mi?
Ya da 20 yıl tek başına FETÖ “milleti, dininden vatanından edecek, ey milletim ona kanma” şeklinde feryad ettiğinde, bu “sürü psikolojisi”, dedikleri doğru mu diye hiç düşünmeden “Haydar Hoca kıskanıyor” şeklinde kestirip atmadı mı?
Batı’nın oyunu, Şii - Sünni savaşının önüne ancak “tevhidin merkezine Ehl-i Beyt’i koyarak geçebiliriz” dediğinde, bu “sürü psikolojisi”, “on yıllardır ağzına baktığı sahte Sünni hocaların “Şiilerin katli vaciptir” fetvalarına doğrudur diye onay vermedi mi?
Yani, Türk Milleti’nin milli, dini, ekonomik hangi sahada hayati bir derdi olsa çözümü önüne getiren BTP lideri, maalesef her seferinde “sürü psikolojisi”nin duvarına çarptı.
Olan ise, Türk milletine olmuyor mu?  
Vatanı kurtarmak için çırpınan Atatürk’ü anlamayanlar ile Türk milletini sömürüden, fakirlikten, işsizlikten kurtarmaya çalışan Haydar Hoca’yı anlamayanlar arasında bir fark yok esasen…
Hz. Peygamber (s.a.v.) hadislerinde, Müslümanlar arasındaki gafletin, onların vatan toprağını müdafaalarına da engel olacağını beyan buyurmuştur:
"Hz. Sevban (r.a.), anlatıyor:
"Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:
"Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya üşüşen yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracağı zaman yakındır.
Orada bulunanlardan biri: “O gün sayıca azlığımızdan mı?” diye sordu.
“Hayır” buyurdular. Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çer-çöpler durumunda olacaksınız.
Allah düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!”
“Zaaf da nedir ey Allah’ın Resulü?” dendiğinde,
Hz. Peygamber: “Dünya sevgisi ve ölüm korkusu” buyurmuştur. (Ebu Davud, Melahim, 5)
Ahir zaman tablosunda Allah’ın sevgilisinin müjdelediği bir grup da olacaktır:
“Ümmetimden… bazı gruplar (Hak din olan İslam’dan saparak) müşriklere katılacaklardır. Kıyamete yakın zamanda deccaller türeyecektir. Bunların sayısı 30 ila 70 civarında olacaktır. Bunların kimi kendini peygamber (kimi de Mesih) zannedecektir…
Ve lakin ümmetimden bir grup sürekli olarak Hak üzere olacaktır. Onlar Allah’ın yardımını göreceklerdir.
Allah’ın emri olan kıyamet gelinceye kadar, bu kendilerine ters düşerek Allah’tan ayrılanlar onlara asla zarar veremeyeceklerdir.” (Ebu Davud, Sünen, Fiten, 1; İbn Mace, Sünen, Fiten, 9)
Ölüm korkusu, dünya sevgisi, dinden sapmaların arttığı, fitnenin gece karanlığı gibi zuhur ettiği ahir zaman alametlerinin tamamını yaşıyoruz.
Cenab-ı Hak, Ankebut Suresi’nin 49. ayetinde, “Kur’an kendilerine ilim verilenlerin göğüslerindeki apaçık ayetlerdir” buyrulur.
Sayın Baş, kıyamet alametlerinin zuhur ettiği bu ahir dönemde, kimseye verilmeyen bir ilim ile konuşmakta, insanlığın sorularına çözümler sunmakta; O’nu anlayan ve dinleyen bir grup da hadiste beyan buyrulan Hak üzere grubu oluşturmaktadır.
Allah, diğerleri gibi sapmamış ve Hak’tan hiçbir şekilde ayrılmayacak olan “Haydar Baş grubuyla” beraber olmayı nasip etsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Ali Gunaydin Karabük 2018-03-26 00:05:50

Amin, faydalı bir yazı olmuş tebrikler