İslam tarihinde Hz. Ali ile Muaviye arasında geçen hak-bâtıl mücadelesi herkesçe malumdur.
Bu mücadele tarihinin sayfalarını çevirdiğimizde enteresan ve ibretlik olaylar ile karşılaşıyoruz.  
İşte onlardan biri…
Hz. Ali taraftarlarından bir tüccar devesine mallarını yükler ve Şam pazarına gider. 
Şam pazarında gezerken bir Şamlı gelir ve “Bu dişi deve benimdir!” der.
Kûfeli kendisinden emindir, çünkü kendisinin olduğu gibi devesi de erkektir. 
İtiraz eder ama nafile, dinletemez. 
Halk meydanda toplanır, tartışma büyür.
Sorun Muaviye’ye kadar yansır.
Muaviye, “Bu dişi deve benimdir” diyen Şamlıya sorar: “Bu dişi deve kimindir?”
“Benimdir!”
Muaviye de onaylar: “Evet, bu dişi deve Şamlınındır!”
Sonra halka sorar: “Bu dişi deve kimindir?”
Halk, hep bir ağızdan cevap verir: “Bu dişi deve Şamlınındır!”
Kûfeli neye uğradığını anlayamaz, şaşkın şaşkın bir kenarda dururken Muaviye onu çağırarak, “Bana bak, ben de, sen de biliyoruz ki, bu deve erkektir ve senindir. Kûfe’ye dönüşte Ali’ye de ki; Şam’da öyle bir ahali var ki, erkekleri de dişileri de, onların cinslerine değil, Muaviye’nin ağzına bakarak söylüyorlar, o dişiye erkek dese, ya da erkeğe dişi dese, hepsi ona itaat ediyor. Var git Ali’ye söyle ayağını denk alsın!”
Güce ve menfaate tapan bir insan kalabalığının halini anlatan bir deve hikâyesidir bu.
Günümüze gelelim bir bakalım.
Maalesef bugün toplumumuzda menfaati için nice helale haram, harama da helal diyen bir toplum mozaiği oluştu.
Bu menfaat kültürü cehalet ve haram ile de birleşince kalabalıkları bir eden “millet” kavramımız ile birlik ve beraberliğimiz bozuldu. 
Bugün üzerinde yaşadığımız coğrafyada birlikte yaşayan insanlar topluluğuna “Türk Milleti” yerine “insan kalabalığı” desek yanlış olmaz.
Dini mezhepçilikle parçalanmış, 
Milliyeti etnik milliyetçilikle parçalanmış,
Kültürü batı hayranlığı ve taklitçiliği ile parçalanmış,
Özü, yalan söz ile parçalanmış,
Mertliği namertlikle parçalanmış,
Kardeşliği kalleşlikle parçalanmış,
Yüzünü helalden harama dönmüş ve daha nice illete yakalanmış insanlara “millet” demek ne kadar kâfi gelebilir.
İnsan kalabalıklarını “millet” yapan temel değerler vardır. 
“Korkma!” diye başlayan İstiklal Marşını bir kez daha okuyalım da anlayalım.
Ve tüm bu değerler bizlerin hassasiyetleri ve en mahremleridir.
Asla, ne tartışma ne de müzakere konusu dahi yapılamaz. 
Bu değerler mevzu bahis edilmiş ise eğer iç ve dış mihraklara karşı toplu vuran sinelere ancak “Türk Milleti” denir.
Medeniyetimizin ve maneviyatımızın tüm mahremlerini şahsında ve gönül dünyasında muhafaza eden, Ehl-i Beyt sevdalısı kadroya ve o kadronun üstadına selam ederek, Yüce Allah’ın şu kelamı ile gaflet ve dalalet ehlini bir kez daha ikaz ediyoruz;
“Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse duysun: Allah onun yerine öyle bir kavim getirecek ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler, mü’minlere karşı boyunları aşağıda (şefkatli), kâfirlere karşı başları yukarıda (onurlu), Allah yolunda mücahade ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar, işte o Allah’ın fazlıdır, onu dilediğine verir ve Allah vasi’dir, alimdir.” (Maide-54).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.