15 Temmuz 2016,
10 Şubat 1998,
Bu tarihlerden biri hepimizin yakınen yaşadığı 15 Temmuz darbe girişimini belirtiyor.
Peki, 10 Şubat 1998’de neyin nesi?
Bu da nereden çıktı?
20 yıl öncesinin bu günle ne alakası var demeyin.
15 Temmuz 2016’da neler olduğunu anlamak istiyorsak, bu ülke bu günlere nasıl geldi anlamak istiyorsak ve en önemlisi bundan sonra yeni bir 15 Temmuz’lar yaşamak istemiyorsak, 10 Şubat 1998’i çok ama çok iyi anlamamız lazım…
1991 yılında batı dünyası Doğu Bloğu’nu-Rusya’yı dağıttıktan sonra kendisine hedef olarak İslam coğrafyasını seçti.
Artık yeni bir Haçlı savaşı başlamıştı. 
Arz-ı Mevud hayali ile yatıp kalkan İsrail, bu Haçlı işgali projesinin tam merkezinde ve projeyi koordine eden konumda idi.
Hedef, 22 İslam ülkesi ve nihayet işin merkezi Türkiye…
Ama bir problem var onlar için; Türkler, Hacı Bektaş’tan beri Anadolu’ya geldikleri günden beri hiçbir zaman savaş meydanlarında yenilmediler. 
Tam yenildi dedikleri an Mustafa Kemaller çıktı. 
Bu millet silahla asla yenilemez bunu çok iyi biliyorlar.
Öyleyse milletin birlik ve beraberliğini bozacak, onların kalbinden imanı, arkasından vatan sevgisini kopartacak, onları bir kılan Müslüman Türk kimliğini dağıtacak bir projeye ihtiyaçları vardı. 
Tabii bu projeyi uygulayacak yerli aktörlere…
Daha önce Hindistan’da, Ortadoğu’da ve Osmanlı’nın yıkılmasında kullandıkları projeyi, post modern hale getirip yeniden sahaya sürdüler.
Dinlerarası diyalog ve hoşgörü…
‘Hz. Muhammed’e (sav) bağlı olmadan da kurtuluş olur illa Müslüman olmaya ne gerek var’, ‘semavi dinler hepsi aynı’ fitnesini hızlı bir şekilde yaymaya başladılar.
Müslüman Türk, önce Hıristiyan sempatizanı yapılıyor, cebi dolar görüyor, sonra da zaten ‘siz Rumdunuz, Keldani idiniz, Ermeni idiniz’ denilmeye başlıyordu.
Kendi kimliğinden kopartılan insanlar artık her türlü yönlendirilecek sürüler haline getiriliyordu.
Dinlerarası diyalog ile milletin Haçlı işgaline karşı direnci devre dışı bırakılırken Türk askeri, Türk bayrağı düşman kabul ettiriliyor, ABD doları ve askeri demokrasi özgürlük beşiği olarak gösteriliyordu.
İşte bu projenin yüklenicisi geçmişin Hocaefendisi diye bilinen FETO idi.
10 Şubat 1998’de Papa’ya gittiğinde onun Anadolu’yu kutsamasını ondan isterken, elini eteğini öperken peşinden giden yüz binleri Hıristiyan rıhtımına demirletirken, bir tek Prof. Haydar Baş onların önüne dikildi ve bu sapkınlığa bu dini ve milli fitneye ‘dur’ dedi.
Hani şimdi her FETO’cunun cebinden o bir dolarlar çıkıyor ya işte bu diyalog fitnesinin yayılması sadece fikir ve konuşma ile olmadı.
Bugün FETO’ya dün hazret diyenlerin ceblerine tomar tomar dolar akmaya başladı. 
Cebine dolar giren siyasetçi, sanatçı, cübbeli, şalvarlı, gazeteci, sivili askeri bir anda sabah akşam FETO’yu rüyasında semada uçarken görmeye başladı.
Dolarlar havada uçtukça FETO da uçurulmaya başladı.
Din elden gidiyormuş, ülke işgal edilecekmiş kimsenin umurunda bile olmadı.
Bir tek O, Prof. Haydar Baş 20 yıl tek başına bunların karşısına dikildi. 
Bu zorlu yılların şahidi olarak yüzlerce olayın Prof. Haydar Baş’a reva görüldüğünü seyrettik.
Hz. Hüseyin’i Kerbela’da yalnız bırakanların yaptıklarının aynısı bu modern çağda Prof. Haydar Baş’a yapıldı, ama O onların beklentisinin aksine yılmadı, yıkılmadı.
Onların taptığı parayı ayaklarının altına aldı, onların terk ettiği Hz. Muhammed’in elini başının üstüne aldı.
Onların küfrettiği Mustafa Kemal’e kendini siper etti.
Eğer dün siyaset Haydar Hoca’yı dinlese bugün bu darbe olmayacaktı.
Eğer hacılar, hocalar Haydar Hoca’yı dinlese bunların peşinden bu yüz binler gitmeyecekti.
Ve eğer Haydar Hoca 20 yıldır bunların fitnesini tıkamasaydı 15 Temmuz’da darbe önlenemeyecekti.
Artık millet olarak ne zaman batılı alkışlamayı bırakıp bize hep doğruları gösteren Prof. Haydar Baş’ın hakkını ona teslim edeceğiz?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ö 1 yıl önce

perinçekin çözümü ne vahşi kapitalizm mi,kardeşi sosyalizm mi.bu millet müslüman kardeşim.çözümde islamda.Milli ekonomi modelinde.

Avatar
AYAZ 1 yıl önce

Doğu perinçek onun için mi apoyla boy boy fotoğraflar çektirdi.

Avatar
müslüman 1 yıl önce

çok eğlencelisiniz ya!!!

Avatar
Ekrem 11 ay önce

O kadar doğru söylüyorsunuz ki...

Avatar
kadirbey 6 ay önce

fetö her yere sızdı da bir tek akp'ye sızamadı, bence başkanlık akp'deki fetöcülerin cb kurduğu bir tuzak yarın kandırıldık diye salya sümük ağlayacaklarına adım gibi eminim

banner100