Değerli dostlar bu yazıda sizlerle geçenlerde ailecek başımıza gelen ilginç ancak o kadar da düşündüren bir olayı, gerçek bir olayı paylaşmak istiyorum. Tam da bugünlere örnek teşkil etmesi bakımından manidar bulduğum için gönlüme düştü ve paylaşayım dedim...
Bizim hanımın büyük abisinden olan erkek bir yeğeni var, evlendiği günden bugüne maalesef ailevi sıkıntıları oldu. Bu ailenin iki tane de güzel kızları oldu. Birçok olay, evden gitmeler, mahkemeler v.s gerçekten tüm sülaleyi etkiledi. Bizim hanım tarafı hep yapıcı olmak kastı ile tarafları birçok kez barıştırdı. Süreci kısa anlatıyorum çünkü yaşananlar bizi bu bağlamda ilgilendirmiyor. Yoksa bir dizi çıkacak kadar olay var.
Gene ayrı oldukları bir zaman da bizim hanım, gelin hanıma geri dönmesi için, arayı bulmak kastı ile telefon açar. Zaten her şey bu telefonla başlar. Malesef gelin hanım bizim hanıma biraz hakaretvari konuşur ve kapatır. Epey sinirlenen bizim hanım tekrar tekrar arama yapar ve her seferinde telefon yüzüne kapanır. Artık bizim hanım için tek bir yol kalmıştı, aklına mesaj çekmek geliyor ve mesaj çekiyor. Zaten ne oluyorsa bu mesaj ile oluyor. (Birinci bölüm.....)
Bundan sekiz ay önce değerli bir telefoncu arkadaşımdan ikinci el bir telefonu hanıma aldım. Biraz kullandıktan sonra telefon çalıntı çıktı ve geri iade ettik başka bir telefon aldık. Tabi bu çalıntı olan telefonun sahibi savcılığa başvurmuş ,teknik takipte telefona takılan hat benim üzerime olunca bizim evi emniyetten arayıp beni veya hanımı farketmez ifadeye çağırıyorlar. Tabi biz de bir ara gideriz dedik. Ancak ilgili memur tarafından birkaç kez daha aranınca, bizim hanım bari ben gideyim diyor. Ve o ilginç olaylar zinciri bu karar ile başlıyor. (ikinci bölüm)
Olay günü hanım öğlen gibi emniyete gider. Tabi içeri alınırken kimlik kontrolü yapılır. Hanım gayet rahat bir şekilde görüşeceği Ahmet memurun ismini verir ve içeri girer. Biz de işimiz gereği piyasada bulunuyoruz. Bu arada hanım ile irtibattayım durumu izah edip ifadesini vermesini söylüyorum. Zaman geçmiş ben de hanımın emniyetten ayrıldığını zannederken, telefon çaldı ve hanım bana kendisini bırakmadıklarını ve burada tutacaklarını söylüyorlar deyince memur ile beni görüştürmesini istedim. Memura "neden bırakmıyorsunuz bir durum mu var, ben geleyim siz hanımı bırakın" dedim. Memur "kesinlikle olmaz telefonda söyleyemem ayrı bir durum var, yengeyi salamayız" dedi. Tabi insanın aklından o an farklı bir çok senaryo, komplo, yolsuzluk, açılım geçmiyor değil. Hızlı bir şekilde bizde eve yakın olan emniyete gitmek için yola düştük. Derken hanımdan bir telefon daha geldi ve Bakırköy Mahkemesine götüreceklerini ve mahkemeye çıkaracaklarını söyleyince daha da şaşırdım. Az bir zaman geçmişti ki hanımdan bir telefon daha geldi ve polis otosu ile mahkemeye gittiklerini söyleyince şaşkınlığımız iki kat daha arttı. (bölüm üç)
Meğer bizim hanımın geline attığı mesajı bu kardeşimiz savcılığa suç duyurusu olarak bildiriyor ve başvuruyor. Mahkemeler yapılıyor bizim eski eve tebligatlar geliyor. Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovalıyor. Ancak bizim bu süreçten hiç haberimiz olmuyor ve sonuçta bizim hanım için tutuklama kararı çıkıyor. Emniyette kimlik kontrolünde bu karar görülünce, telefon için gidilen emniyette, bizim hanım tutuklanıp gözetim altına alınıyor. Hemen ardından mahkemeye polis otosu ile sevk ediliyor. Biz ancak mahkeme salonunda hanım ile buluştuğumuzda tüm bu gerçekleri öğreniyoruz. Bekleme sonunda mahkeme oluyor ve iki ay sonrasına başka bir güne tehir ediliyor.
Devletin bu kadar savcısı, hakimi, polisi, kalem memurları, sekreteri, otomobili, benzini, kırtasiye malzemesi bir mesaj peşine bu kadar zaman koşturuluyor. Şimdi soruyorum; ülkemizde birileri paralel devlet yapılanması kurarken, akaid konusunda İslam'a nice yanlışları uygularken; devleti idare edenlerin çocukları ayakabı kutularını doldururken; savcılar, hakimler ve polisler neyle uğraşıyordu? Bunu sizin engin vicdanınıza bırakıyorum. Artık şapka düştü kel gözüktü.
Bu kadar çürümüşlüğe rağmen bu Yüce Türk Milletinin gene de çözümü ve çıkış kapısı var. Milli Ekonomi Modeli ile Bağımsız Türkiye Partisi kadroları ve tabii ki Prof. Dr. Haydar Baş var.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ramazan Ünlütürk 8 ay önce

Büyük geçmiş olsun kardeşim
Sizinle uğraşanları Allahım fetöcülerden beter etsin

banner100