Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, dün Suriye’de 30 günlük ateşkes ilan edilmesini öngören tasarıyı oylamak için toplandı. Yazıyı yazdığım sıralarda oylamanın sonucu belli değildi. Ama büyük ihtimalle Rusya’nın vetosuyla reddedilecek.
Ne hikmetse BM’de bu tür ateşkes oylamaları, ABD, Irak’ta Suriye’de ya da başka bir İslam ülkesinde sivilleri acımasızca katlederken yapılmıyor.
Daha yakın geçmişte Musul’da bunun örneğini gördük.
ABD’nin öncülüğünü yaptığı koalisyon IŞİD’le mücadele adı altında Musul’u yerle bir etti. 10 binin üzerinde sivil hayatını kaybetti, binalar yerle bir oldu, sokaklar cesetlerle doldu.
BM, dünyanın gözü önünde gerçekleşen bu sivil katliamını bir kez olsun masaya yatırdı mı? Hayır… Peki, ABD, YPG terör örgütüyle Rakka ve Deyrizor’da operasyon yaparken, IŞİD’le anlaşmaya varılmasına rağmen Rakka’yı yerle bir edip sivilleri katlederken BM hiç toplandı mı? Hayır…
Konu ABD’nin ve İsrail’in yaptığı katliamlar olunca BM’yi ne hikmetse hep kör, sağır ve dilsiz görüyoruz. Şimdi Suriye’de IŞİD terörü bitmiş, Türkiye Afrin’e yönelik terörle mücadele harekâtı yaparken, Suriye ordusu da Doğu Guta’da terörle mücadele ederken BM’nin bir anda aklına ateşkes gelebiliyor.
Yanlış anlaşılmasın, terörle mücadele olmadığı zaman ateşkes elbette ki istenilendir, arzulanandır ama burada BM’nin yaptığı ABD’nin perde arkasındaki talebiyle ateşkesi yine ABD’nin bölgedeki çıkarları için kullanmasıdır. 
Bugüne kadar ABD’nin söylediğinin farklı, sahadaki icraatlarının çok farklı olduğunu gördük. İnsani yardımdan kastının teröristlere ağır silah yardımı olduğunu gördük.
Neticede önümüzde resmi olarak Suriye’deki başta YPG olmak üzere terör örgütlerine 2018 yılı için 500 milyon dolar, 2019 yılında da 550 milyon dolar bütçe ayıran bir ABD var.
Rusya, ABD’nin propaganda hedefinde olan Doğu Guta ile ilgili BM’yi toplantıya çağırdı ve Rusya BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, “Suriye ordusunun savaştığı kişiler teröristler ve teröristler Şam’ı bombalıyor” ifadelerini kullandı.
ABD’nin daimi temsilcisi Nikki Haley ise, “Sivilleri hedef alan bu saldırıların terörizmle mücadeleyle bir alakası olduğunun iddia edilmesi akıl almaz” ifadesini kullandı.
Ama Türkiye olarak biz de iyi biliyoruz ki, ABD terör örgütü YPG’yi “kara ordum”, “sahadaki müttefikim” olarak nitelendiriyor. Yeri geldiğinde de bir tek sivilin bile zarar görmemesi için büyük gayret sarfeden Türkiye’yi sivilleri öldürmekle suçluyabiliyor.
Siz terörist vuruyorsunuz, ABD sizi sivil öldürmekle suçluyor; ABD sivil öldürüyor, terörist öldürdüm diyor. Yani ABD’nin literatüründe sivil demek terörist demek, terörist demek sivil demek…
ABD her şeyin tersine doğru diyor. Hatırlarsanız Irak’a insan haklarını, demokrasiyi getireceğim demişti, ardından Irak’a bombalar yağdırmış ve milyonlarca sivili kadın, çocuk, yaşlı demeden acımasızca katletmişti. İnsan haklarını nasıl getirdiğini Ebu Gureyb Cezaevi’ndeki manzaralardan görmüştük. Hala fotoğrafları internette dolaşıyor.
Türkiye’nin siyasileri de hep ABD’nin ağzıyla Suriye’yi eleştirdiler ama şimdi aynı suçlamalar Türkiye’ye yöneltiliyor. Peki, bu suçlamalar var diye “Türk askeri sivil katliamı yaptı” diyebilir misin? Elbette ki hayır… 
Batı basınında her geçen gün Türkiye’ye yönelik suçlamalar dozajı artarak devam ediyor, adeta Türkiye’nin siyasileri dün ABD ağzıyla suçladıkları Esad’ın kaderini yaşıyorlar.
Yalnız burada önemli bir hatırlatma yapmak durumundayız; Suriye yönetimi aleyhinde BM’de yapılan oylamalarda veto hakkını kullanan bir Rusya var, peki ya Türkiye’nin arkasında veto hakkını kullanacak kim var?
ABD mi, Fransa mı, İngiltere mi? Elbette ki hayır…
Peki, ABD’den Tillersongiller gelince bir anda Astana’yı, Soçi’yi unutuveren Türkiye için Rusya ve Çin veto hakkını kullanır mı? Görünen o ki hayır…
Türkiye’nin bugün uyguladığı tam bağımsız olmayan dış politika anlayışı maalesef Türkiye’yi bölgesinde ve dünyada yapayalnız bırakmıştır. Ve ABD’ye güvenerek attığımız her adım bizleri büyük bir karanlığın içine doğru çekmektedir.
Suriye’de işgalci konumda olan ABD’yle adım atmak, bizi de yarın işgalci pozisyonuna düşürür, kimse BM’deki veto hakkı sebebiyle ABD’ye hesap soramaz ama fatura Türkiye’ye kesilir. Astana ve Soçi süreci, Rusya ve İran’la bölgede beraber hareket etme ve de her şeyden önemlisi Suriye yönetimiyle olan yapıcı diyalog, Suriye’deki pozisyonumuzun meşru olmasına vesile olur.
Bunu deyince hemen birileri “Siz zalim Esed’den mi yanasınız?” diye soruyorlar, hayır biz isimlere fazla takılmıyoruz ama bugün Suriye devletinin başındaki meşru lider odur. Yarın başkası geçer, bunlar önemli değil; önemli olan başında kim olursa olsun Suriye Devleti ile birlikteliktir.
Bölgedeki tüm provokasyonların, risklerin, tehditlerin, can kayıplarının son bulmasının tek yolu, Prof. Dr. Haydar Baş’ın ifade ettiği gibi, Türkiye’nin bölge ülkeleri olan İran, Suriye, Irak ve Rusya ile doğrudan diyalog kurmasıdır, ilişkilerini geliştirmesidir.
Sadece, İbrahim Kalın’ın açıkladığı gibi istihbarat boyutuyla değil, Mart 2011 öncesinde olduğu gibi, her yönüyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hamit 2018-02-23 11:07:04

‘Şimdi Suriye’de IŞİD terörü bitmiş, Türkiye Afrin’e yönelik terörle mücadele harekâtı yaparken, Suriye ordusu da Doğu Guta’da terörle mücadele ederken BM’nin bir anda aklına ateşkes gelebiliyor.’

Sayın Murat bey
Yazınızda terörle mücadeleden söz ederken Esad’ı da Türkiye gibi terörle mücadele eder gibi Türkiyeyle eş görmenizden ve ifade etmenizden doğrusu şok oldum.
Esad terörle mi mücadele ediyor yoksa Doğu Guta’da halkını mı çoluk çocukları hastaneleri mi bombalıyor! Batının çifte standartlarını eleştirirken farkında mısınız bilmiyorum Esadın ekmeğine yağ sürüyorsunuz. Medyada zalimce haberlerini işittikten sonra nasıl böyle bir insanı terörle mücadele ediyor diye yazıyorsunuz. tütfen zalimden yana değil doğrulardan yana olmanızı tavsiye ediyorum.

Avatar
Murat 2018-02-24 01:06:58

Hamit bey hangi medyada zalimce haberlerini isittiniz? Reuters? Cnn?El Cezire? Hollywood set kurmus suriyede film cekip servis ediyor haber ajanslarina ve müslüman zanettiklerimiz büyük bir iştahla bu haberlere itibar ediyor.Ayni medya ayni senaryoyu Türk Askeri icin de uygulamaya basladi sivilleri katlettigimizi yayiyorlar buna da inanacak misiniz?"Size bir fâsık haber getirdiği zaman o haberi arastirin"diye emrediyor Cenab-i Hakk.. siz araştirdiniz mi suriyedeki haberler hangi fâsıklardan geliyor diye ?