BOP’un en önemli programlarından biri de “Arap Baharı” diye adlandırdıkları son derece kanlı eylem programıdır. Libya ve Mısır bu programla kan deryasına döndürülmüş, son olarak da Suriye cehenneme çevrilmiştir. En huzurlu Arap ülkelerinden biri olan Suriye’de beş yıl kadar önce birdenbire cadı kazanı kaynatılmaya başlanmış, tank dâhil ağır silahlarla donatılan çoğu yabancı, hatta Avrupa’dan gelen Hıristiyanlar dahil terör grupları devlete savaş açmış; devletine ihanet etmek istemeyen Suriye vatandaşlarını, çocuklarını esir alarak ve öldürmekle tehdit ederek saflarına katmışlardır. Çoğu Körfez ülkelerinden ve Suudi Arabistan’dan gelen sözde Müslüman teröristler Haçlılar hesabına Müslüman kardeşlerinin kanını dökmekten çekinmemişlerdir. Hani ‘Müslümanın kanı Müslümana haram!’ ilkesi? Bunlar nasıl Müslüman! Hele İŞİD ya da DAİŞ dedikleri kanlı katiller, Suriye’de, Irak’ta her yerde İslam adına Müslüman kardeşlerini, kurbanlık koyunlar gibi sıra sıra dizerek kesmişlerdir. Bunlar da “Müslümanım” diyorlar. Ama sağır sultan bile biliyor ki İŞİD’i kuran, örgütleyen, ağır silahlarla donatan ABD, İngiltere ve İsrail üçlüsüdür. İŞİD de haçlı ordusunun
Müslüman kanadıdır. Bunlar Müslümanlarla
savaşmak; İsrail’e komşu Müslüman ülkeleri İsrail hesabına zayıflatmak, çökertmek görevi almışlardır.
İşte 9. Haçlı Seferi, kendi ellerini fazlaca ateşe sokmadan, ülkelerde iç karışıklıklar çıkararak, dıştan yine İslam’a ihanet edecek sözde Müslüman müttefikler devşirerek; Müslümanı Müslümana kırdırma taktiği uygulamaktadır. Suriye’de yapılan da budur. Halk tarafından çok sevilen, her seçimde % 90’a yakın oy alan Esad zalim ilan edilmiş; “Kendi halkını bombalıyor” diye yalan haberlerle dünyada gözden düşürülmeye çalışılmış; “Esad gitmeli!” sloganı adeta beyinlere kazınmıştır. Maalesef bizim medyamızın büyük bir kesimi de haçlı İsrail kervanına katılmış ve katılmaktadır. Neden Esad gitmeli? Çünkü Suriye’nin birliğinin sigortasıdır. Birliğini koruyan güçlü bir komşu da İsrail’in işine hiç gelmez.
Ama bu kez sert kayaya çarptılar. Böyle bir direniş beklemiyorlardı. Suriye yalnız değildi. İran ve Rusya’yı da yanına alınca haçlı işgalini durdurdu.
Suriye son hedef değil. BOP bütün İslam coğrafyasını içine alan bir haçlı projesidir. ABD Eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Washington Post gazetesinde (07.08.2003) yayınlanan makalesinde “Başta Türkiye olmak üzere Fas’tan Basra Körfezi’ne kadar 22 devletin rejimlerinin, sınırlarının ve haritalarının değiştirileceğini...” ifade ediyor ki bu tanımlama çok doğrudur. “Başta Türkiye” de çok doğrudur. Bugüne kadar birçok yerde yayınlanan haritalarda Türkiye haritasının tam olarak çizildiğini görmedim. Doğu ve güneydoğusu koparılmış haritalar gördüm. 2006 yılında yayınlanan ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi’ndeki Türkiye haritası bölünmüş bir haritadır. NATO toplantılarına da hep böyle bir Türkiye haritası getirildiği ve zaman zaman problem çıktığını biliyoruz.
Büyük Ortadoğu Projesi’nin mimarları tarafından Türkiye’nin bölünmesi gerektiği kesin ifadelerle anlatılmıştır. Ama Türkiye henüz açık bir saldırı ile karşılaşmamıştır. Bu saldırı yok demek değildir. Gizli ya da yarı açık saldırılarla sürekli karşı karşıyayız. Cephe savaşlarında bile düşman üzerine yumuşatma atışları yapılır, ikmal yolları vurulur. Düşman cephesi iyice zayıflatıldıktan sonra nihai sonuç için atış yapılır. Her şeye rağmen Türkiye güçlü çekinilecek bir ülkedir. Onun için önce yumuşatılması lazım. PKK’nın kuruluş amacı da bu olsa gerek. Türk kamuoyu yavaş yavaş alıştırılmaya kanıksatılmaya çalışılıyor. Artık şehit cenazeleri bile eskisi kadar etkili olmuyor. “Versek de kurtulsak, ne olur?” diyenler çoğaldı. Soykırım iddiaları da öyle. “Özür dilesek ne kaybederiz? Almanlar özür diledi kurtuldu” diyenler bir ara epey artmıştı. Bilmiyorlar ki Ermeniler özür istemiyor, toprak istiyor. Bunu açık açık da söylediler. Ermenistan haritalarında Doğu Anadolu Ermeni sınırları içeresinde “Batı Ermenistan” olarak gösteriliyor. Onlar bu iddia ve taleplerinden asla vazgeçmezler.
Soykırım saçmalığı da haçlı programının önemli bir bölümüdür. Gerçek soykırım yapan birçok ülke var. Hem de yakın tarihlerde. Kimsenin sesi çıkıyor mu? Ermenistan, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde 11 rayonu (şehri) işgal etti. Bir milyondan fazla insan Azerbaycan’a sığındı. Evsiz, yurtsuz kaldılar. 20 yıl geçti bir buçuk milyon insan çadırlarda yaşıyor. Kimsenin sesi çıkıyor mu? Bırakın artık insanlar evlerine dönsün diyen var mı? Karabağ faciası tam bir soykırımdır ve hala devam ediyor; kimseden çıt yok... Ama yüzyıl önce savaş nedeniyle ve geçici kaydıyla savaş bölgesinde her türlü ihtiyaçları karşılanarak yapılan yer değiştirme işlemine, bilerek ve utanmadan hep bir ağızdan “Haçlı Dünyası” soykırım diyor. Haçlı grubundan başka diyen yok. Haçlı devletleri peş peşe yasalar çıkarıyorlar. Yalan olduğunu bilmiyorlar mı? Biliyorlar ama “Haçlı Ruhu” bu. Haçlı ruhunun aslı Türk düşmanlığıdır. Haçlı seferlerinde yıkamadıkları Türklere karşı bitmez tükenmez, nesilden nesile aktarılan kindir. Her fırsatta intikam almayı düşünmüşlerdir. 1878 Berlin Konferansı’nda “Şark Meselesi” olarak ortaya koydukları program, Türkleri önce Rumeli sonra Anadolu’dan çıkarma programıydı. Başaramadılar. 1920 yılında “Sevr Barışı” adı altında aynı program ısıtılıp önümüze konuyordu. Sevr haritası parçalanmış bir Türkiye haritasıdır. Lozan da bu programda bozuldu. Ama “Haçlı” Türk düşmanlığından vazgeçmedi. Bu sefer aynı Sevr haritası Büyük Ortadoğu Projesi’nde yerini aldı.
Haçlıların Türkiye üzerindeki emellerinden vazgeçmeyeceklerini bilmeli, ona göre önlemlerimizi almalıyız. Örnek alacağımız Atatürk’ümüz var. İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi üzerine “yayılmacı” emelleri anlaşılmış; Türkiye, Irak, İran ve Afganistan ile anlaşarak “Sadabat Paktı” imzalanmış; “Balkan Paktı” ile de batı sınırlarımız emniyet altına alınmıştır. Bugün ise topyekûn İslam coğrafyası tehdit altındadır. Yangın ülkemize de çoktan sıçramıştır. “Haçlı Seferi” çoktan başlatılmıştır. Bu Büyük Ortadoğu Projesi’dir. Buna karşı önce komşularımız ile geçmişi geride bırakarak anlaşmalıyız. Daha sonra bütün İslam ülkeleri ile ittifaklar kurmalıyız. Birlikten kuvvet doğar. Birleşirsek kimse “Özgürlük getiriyorum.” diye elini kolunu sallayarak ülkelerimize giremez. Ne demekmiş “İslam ülkelerinin rejimlerini, sınırlarını değiştireceğiz.” Siz kimsiniz? Değişmesi gereken şeyler varsa biz kendimiz değiştiririz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100