Abide?i Hürriyet Meydanı?nda yapılan ?tarihi bayrak mitingi? üzerine çok şey yazıldı, söylendi. Zaman zaman mitingden görüntüler, konuşmalar aktarıldı ekranlara. Çağlayan Meydanı?na gelemeyen milyonlar da, yeniden canlandırılmaya çalışılan bayrak ruhunu teneffüs etti.

?Bir sol parti? genel başkanının arayarak ?o kalabalık oraya nasıl toplandı, hem de böylesine bir kriz ortamında? Doğrusunu isterseniz, biz bile o dalgalanan bayraklardan, tamamen unuttuğumuz Kuvayı Milliye ruhunun canlanmaya başlamasından büyük bir heyecan duyduk? demesi de geniş bir sosyal bütünleşmenin işaretini veriyordu.

Bir başka anlamlı işaret Kastamonu?dan gelen bir telefonda gizliydi: ?Büyükannem 103 yaşında diyordu telefondaki ses. Yıllardan beri gözleri görmüyor. Her şeyi seslerle kavramaya çalışıyor. Televizyondan Haydar Baş Hoca?nın miting konuşmasını izliyorduk. O?nun ?bu vatan bizimdir, bizim kalacak? sözlerini duyunca birden heyecanlandı. ?Evladım, ?dedi, ?bu ses kimin, bu ses vatan sevgisi kokuyor. Hem~|~ de hakiki vatan sevgisi. Televizyonun sesini açın?.

?Bu sese? bütün vatan sathının kulak vermesi çok anlamlıdır. Yurdun her tarafından, bütün ideolojik farklılıkları bırakarak, bütün siyasi kimlikler bir tarafa konularak ?bu sese? yükselen alkışlar ülkenin içine düştüğü badirenin birinci dereceden hassasiyetle kavrandığının işaretidir.

?Bu ses? aynı zamanda bir ?kavga ve küfür? ortamında yükselmiş bir sesti.

Her şeye, her değere küfretmenin moda haline geldiği bir kritik ortamdı bu ortam. Türkiye?yi, ?Türkiye?nin değerlerine küfretmenin çok olağan karşılandığı? bir konjonktüre sokmuşlardı.

Devlete küfrediyorlardı, askere küfrediyorlardı, bayrağa küfrediyorlardı, vatandaşa küfrediyorlardı. Küfürler koro halinde yükseliyordu.

Ulusal bütünleşmenin yerini kavga, kaos ve küfretmenin aldığı bir konjonktürde ?biz kavga ve küfür istemiyoruz? diyen yüz binlerce kişinin Abide?i Hürriyet Meydanı?na toplanması aynı zamanda bir çözümün de sinyallerini veriyordu: Çözüm birlik ve beraberlikte, çözüm Kuvayı Milliye ruhundaydı.

Bu nedenledir ki, Trabzon?dan Diyarbakır?a, İstanbul?dan Kayseri?ye, Edirne?den Hatay?a kadar gönlü vatan aşkıyla dolu bütün Türk evlatları Şişli?ye koşmuştu.

Türkiye?nin içindeki problemlere çözüm bulmak için içeride değil, dışarıda çare arayanlar; milyonlarca insanın akın akın ?milli ruha? koşarken milli ruhtan kaçıp Washington?dan reçete alanlar nasıl bir acınası duruma düştüklerini de gösteriyorlardı millete. Nasıl milletle tenakuza düştüklerini de ispatlıyorlardı böylece.

Bayraklar sallanırken, dalgalanan bayraklardan rahatsız olan ?dar bir kesim? vardı ki, onların en büyük telaşı, bu birlik ruhunun dalga dalga Türkiye?yi sararak Türk insanını şaha kaldırmasından gelen korkudandı.

Onlar için en büyük tehlike, yıllarca masallarda kalan birlik ?hikayelerinin? artık gerçek kimliğine kavuşarak, Türkiye?yle Türk insanıyla kucaklaşmanın kapısının açıldığının görülmesiydi.

Bu ülkeyi ?satacağız? diyenlerle, bu ülkeyi ?sattırmayacağız? diyenlerin mücadelesiydi bu.

Çözüm ?Kuvayı Milliye?de? diyenlerle ?Çözüm Kuvayı gayr?i milliyede? diyenlerin mücadelesiydi.

Çözüm ?Türk insanında? diyenlerle çözüm ?ithal prenslerde? diyenlerin mücadelesiydi.

Ve bu mücadelede zafer ?Türk bayrağının altında toplananların? olacaktı.

?Bu ses? işte orayı işaret ediyordu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100