Veya kolektif cezalandırma…
İlköğretimden yükseğine kadar tasarlanan ve kısmen de uygulamaya konulan eğitim politikasıyla amaçlanan: İçinde Atatürk bulunmayan bir cumhuriyet (!)
Cumhuriyetin bizzat Atatürk tarafından emanet edildiği gençleri, Atatürk karşıtı müfredat, plan ve programla emanete hıyanet noktasına taşımaya çalışırken, bir olmazı başaran Mustafa Kemal’in sevdalılarını ve Atatürkçü taraftarı da adeta cezalandırmak istiyorsun.
Bu kin, bu sevgisizlik ve nefret nereden geliyor? Atatürk’ü tanımamaktan ya da tanımak istemeyişinden, belki de en önemlisi bilerek yanlış tanıtılmasından kaynaklanıyor. Bu nefretten vazgeçin. Atatürk’ü sevmek tanımaktan geçer. Gerçek Atatürk’ü tanımak Prof. Dr. Haydar Baş’tan geçer.
Ne çare, dilimizde tüy bitti bunların gönlünde sevgi değil ot bile bitmedi. Yine de umudumuz var bizim; nasip işidir, gönül işidir bu.
Önceki yazımızda (2 Ekim 2017 tarihli) üniversitelerin durumuna değinmiştik. Bu kez ilk ve orta eğitimi yoklamak istiyoruz;
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 620 okulda pilot uygulama başlattı. Gelecek yıl tüm okullarda uygulanacak müfredatta spor ve sanat eğitimi hiçe indirilmiş.
Spor dersi önemlidir. Sporda şiddetin yoğunlaştığı ülkemizde, spor eğitimini hafife alırsanız, şiddeti önleyemezsiniz. Üstelik spor, çocuk ve gençlerimizi tehlikeli ve yanlış meşgalelerden, kötü alışkanlıklardan korur.
Sanat eğitimine gelince; bu eğitime önem verilmezse toplumda sanat ve sanatçı yok sayılır.
Nitekim şu tablo inanılır gibi değil; AKP iktidarının önceki içişleri bakanlarından biri, terör örgütünün eylemlerinin sadece dağda şehirde haince pusu kurarak saldırılardan ibaret olmadığını öne sürerek: “Bir başka ayağı daha var. Psikolojik terör, bilimsel terör var. Terörü besleyen arka bahçe var. Birileri de ciddi halde saptırma yaparak, kendine göre gerekçeler uydurarak, makulleştirerek, teröre destek veriyor. Resim yaparak, tuvale yansıtarak, şiir yazarak, şiire yansıtıyor, günlük makale yazarak. Hızını alamıyor, terörle mücadelede görev almış asker ve polisi sanatına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyorlar. Terörle mücadele edenle bir şekilde mücadele ediliyor. Arka bahçe İstanbul’dur, İzmir’dir. Bursa’dır, Viyana’dır, Londra’dır, Washington’dur, üniversitede kürsüdür, demektir, sivil toplum kuruluşudur.”
AKP Genel Başkanı Sayın Tayyip Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanım, senin bakanın sanatı, terörün arka bahçesi olarak görüyorsa… siyasal iktidarınız kültürel iktidara sittin sene ulaşamaz! Bu konudaki endişenize yerden göğe hak veriyorum. 
Oysa, toplum sanatla iyileşir. Sanat çatışmayı tırmandırmaz, barış getirir. Birbirimizi anlarız, severiz. Örneğin müzik bunu sağlar. Müzik, çocuğun kendini denetlemesine yardımcı oluyor. Notaları tanımak, onlara uyarak ritmi öğrenmek, ezgileri öğrenmek ve duymak, bir eseri seslendirmek zekânın her bölümünü geliştiriyor.
Sanatın diğer dalları da küçük yaşlardan başlayarak hem zihinsel gelişime hem duygusal gelişime olumlu katkılarda bulunuyor.
Sanata yapılan her katkı, bu ülkenin geleceğine yapılan katkıdır. Hepimizin sosyal sorumluluğu da bu katkıya bir yerinden katılmaktır.
MEB tam aksine bir müfredatla güzel sanatlar ve müzik derslerini önemsememiştir.
Gelelim işin kırılma noktasına; kurtuluşun “Atatürk’e Dönüş” te olduğu gerçeğine karşın mevcut siyasal iktidarın Atatürk ve ilkelerini karşısına alması ve dahası bunu eğitim politikasıyla yoğunlaştırması büyük çöküşe götürecek bir yoldur. Ama bu yolculuklarında yalnız kalmaya mahkûmdurlar. Yanlarında beraber yürüyecekleri Millet asla olmayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100