Şimdiye kadar Cadılar Bayramı’nın ülkemizde kutlandığını hiç fark etmemiştim. Önce birkaç ünlü markanın vitrin süsü olarak bal kabağı kullandığını gördüm, sonra sosyal medyada bir de baktım ki ciddi ciddi makyajlar yapmış, korkunç kıyafetler içinde bir sürü insan fotoğraf paylaşmış, yorum yapmış. Özentilik olur da bu kadar da olmaz… Acaba biri de merak edip nedir bu cadılar bayramı dedi mi? Bir araştırıp baktı mı?
Cadılar Bayramı, Pagan ve sonrasında da Hıristiyan kültüre ait bir kutlama. Her yıl 31 Ekim’de kutlanıyor. Çok eski zamanlarda Keltler yazın bitişi, kışın başlangıcı olarak 1 Kasım tarihini kabul ederlermiş. Bir gün öncesinde de kutlamalar yapılırmış. Sürüler yaylalardan dönermiş. Toprak ağaları yeni sezon için anlaşmalarını bugün yaparlarmış. Ayrıca bugün ölülerin ruhlarının da evleri ziyaret ettiğine inanıldığından bu kötü ruhları uzak tutmak için  tepelerde ateş yakma adeti varmış. Bu kötü ruhlar geldiğinde onları tanımasın ve lanetlemesin diye de maske takma veya korkup gitsinler diye kılık değiştirme ve acayip makyajlar yapma adeti varmış.
7. yüzyılda Papa 4. Boniface 13 Mayıs'ta kutlanan Azizler Günü'nü 1 Kasım'a taşımış. Azizler Günü'nün arifesi (31 Ekim) de kutsal kabul edilmiş ve Batılı dillerdeki Halloween (holy evening/kutsal akşam) adı da  buradan gelmiş. Avrupa'daki Reform hareketleri esnasında, özellikle Protestan Hıristiyanlar arasında, Cadılar Bayramı kutlamalarına son verilmiş; İngiltere'de ise kutlanmaya devam etmiş.
Amerika'ya yerleşen ilk kolonilerde Cadılar Bayramı kutlaması yasaklanmış. Bununla birlikte 1800'lü yıllarda, Cadılar Bayramı'ndan öğeler taşıyan bir hasat bayramı ortaya çıkmış. 19'uncu yüzyılda başta İrlandalılar olmak üzere İngiltere'den Amerika'ya göçenler Cadılar Bayramı kostümlerini beraberlerinde götürmüşler ve Cadılar Bayramı, ABD'deki başlıca çocuk bayramlarından biri olmuş.
Günümüzde ABD’de çocuklar Cadılar Bayramında değişik kostümler giyip kapı kapı dolaşarak elma şekeri topluyorlar. Muziplikler, şakalar yaparak eğleniyorlar. 
İşte bizim de bu Batı geleneğini alıp kutlamaya başlamamız Atatürk’ün dediği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın ne demek olduğunu hiç anlamadığımızı gösteren bir durum aslında. Attila İlhan’ın üstüne basa basa söylediği batılılaşmak onlar gibi yaşamak, onlar gibi davranmak değildir sözünün bir örneği. 
Biz Müslüman Türk bir toplumuz. Zengin bir kültür mirasına sahibiz. Böyle özentiliklere hiç ihtiyacımız yok. Ayrıca bizim kültürümüzle çelişen bir şey bu. Neden mi? Bizim inancımıza göre kötü ruh diye bir şey yoktur. Ölmüş olan yakınlarımızın ruhları bizden Yasin bekler, Fatiha bekler, dua bekler. Peygamber Efendimiz kabir ziyaretini tavsiye etmiştir ibret alalım diye. ‘Günde 70 kez ölümü düşününüz’ diye buyurmuştur bir hadisinde. Ölüm tefekkürü yapmak bu dünyaya bağlanmayı engeller, hesap vereceğimizi hatırlatır. Ölümü düşünen insan kul hakkı yemez, yalan söylemez, menfaat için vatanına milletine ihanet etmez. Ölmüş insanın ruhundan insana zarar gelmez ki korkasın. Onlar kıyamete kadar beklemededir ve kabir sorgusundadır. Maske takınca onlar seni tanımaz fikri batıldır bize göre. Kıyamet günü tekrar dirildiğimizde bütün ruhlar bir meydanda toplanacaklar ve günahlar, sevaplar ortaya dökülecek, kul hakkı için hesaplaşma olacak. Biz böyle inanıyoruz.
Bizim kültürümüzde çocuklar dini bayramlarımızda  mahallenin büyüklerini dolaşır, ellerini öper, bayramlaşır. Büyükler de onlara harçlık verir, şeker, çikolata ikram eder. Bizim kültürümüzde milli bayramlarda sokaklarda davul zurnayla, akşamları fener alaylarıyla festival gibi kutlamalar yapılır.
Bizde bal kabağından tatlı yapılır, üzerine bolca cevizle harika olur. Hele bir de tahin eklerseniz tadından yenmez.
Biz böyle özentilerle kendi kültürümüzden uzaklaştığımız ve kendimize yabancılaştığımız içindir ki ne kendimiz gibi olabiliyoruz, ne onlardan olabiliyoruz. Öyle arada bir yerde ne yaptığımızı bilmeden yaşıyoruz. Artık bundan vazgeçmemiz lazım. Batılılaşma kelimesi başlı başına yanlış. Onların ilimde, fende, teknolojide yaptıkları yenilikleri alıp, daha da geliştirmek olmalıdır hedefimiz. Yoksa onların yaşam tarzını, batıl inançlarını almak ve hayatımıza geçirmek taklitçiliktir ve bize hiçbir şey kazandırmadığı gibi aksine kaybettirir. İnanın kendi kültürümüzle, dinimizle, örf adetlerimizle barıştığımız ve bu taklitçilikten kurtulduğumuz anda tekrar birlik beraberliği yakalayacak, gelişecek, güçlenecek ve şu an yaşadığımız birçok sorunun kendiliğinden hallolduğunu göreceğiz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100