Tarım adına konuşan etkili ve yetkililerimize bakılırsa Türkiye, tarımda dünyanın parlayan yıldızı. Üretimde, ihracatta, verimlilikte, desteklerde, kredilerde rekor üstüne rekor kırıyor. Avrupa şampiyonluğu mu ararsınız yoksa dünya yedinciliği mi? 
AKP iktidarında 2006 yılında yasalaşan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesinde tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hâsılanın yüzde 1'inden az olamayacağı hükme bağlanmıştı. Bu kanun sonrası bütçeden tarıma ayrılan desteklere baktığımızda; 2007 yılında 5.5 milyar TL, 2008'de 5.8 milyar TL, 2009'da 4.5 milyar TL, 2010'da 5.8 milyar TL, 2011 yılında 6 milyar TL, 2012 yılında 7 milyar 552 milyon lira TL ve 2013'te 8 milyar 975 milyon lira.
GSMH’nın yüzde biri ayrılması gerekirken, yaklaşık yüzde yarımı tarıma ayrılmış. Yasa’nın 2007 yılından itibaren uygulanması halinde tarıma aktarılması gereken kaynağın 2007-2010 döneminde 37.6 milyar lira olduğu, buna karşılık aynı yılların tarım bütçesinin 21.4 milyar lira olarak gerçekleştiği; dolayısıyla yasa hükmüne rağmen 16.2 milyar liranın tarıma aktarılmadığı ortadadır.
Bu tutarları millî gelirle kıyasladığımızda, 2013 yılı hariç tarımsal desteklemelere verilen finansmanın millî gelirin yüzde 1'ine ulaşmadığını görmekteyiz. Hükümet kendi elleri ile çıkarmış olduğu kanunu 2006'dan beri hep ihlal ettiğini görmekteyiz.
Tarım Kanunu'nda öngörülen bu, yüzde 1'lik oranın yeterli olup olmadığı ortada iken Hükümet kanunda yer alan bu yüzde 1'lik orana dahi maalesef uymayarak suç işlemiştir...
AB ülkeleri ve ABD bütçelerinin yarısından fazlasını tarımsal hibe ve desteklemelere ayırırken hükümet bütçenin yüzde 1'ini bile köylüsüne çok görmektedir. Görmenin ötesinde deyim yerindeyse adeta çiftçinin sırtından geçinmektedir. Son 10 yılın tablosu bundan ibarettir maalesef sayın okuyucu. Çiftçi bizzat salınan dolaylı vergilerle devleti desteklemektedir. Sorun yalnızca yetersiz tarımsal destek konusu değildir. Türkiye’de tarım sektörü bırakın desteklenmeyi, vergilendirilmektedir.
Yalnızca mazot üzerindeki dolaylı vergi yükü nedeniyle çiftçinin ödediği vergi miktarı, tarımsal destek bütçesinden daha fazladır. Şöyle ki; Türkiye’de tüketilen 13 milyar litre mazotun 3.5 milyar litresi çiftçi tarafından kullanılmaktadır. 1 lt mazot için ödenen 4.5 TL’nin yarısı 2.25 TL ÖTV+KDV’den oluşmaktadır. Dolayısıyla, mazot alırken çiftçinin ödediği vergi miktarı (3.5 milyar litre x 2.25TL) 7.87 milyar TL olmaktadır. Dolayısıyla üretici, tarım desteğinden daha fazlasını yalnızca mazot üzerindeki vergilerle geri ödemektedir. Diğer vergiler de düşünüldüğünde, AKP’nin tarımı desteklemediği, tersine vergilendirdiği ortaya çıkmaktadır.
AKP döneminde tarımda yapılan gerileme bunlarla sınırlı değil elbet. Doğal kaynaklarımız, toprak, su ve mera varlığımızın ranta teslim edilmiştir. Tarımsal kitler zarar ettirilerek yok pahasına ya özelleştirilmiş ya da kapısına kara kilit asılmıştır. Tarımda üretken kamu yatırımları tamamen durdurulmuş, ülkemiz adeta bir ithal cenneti olmuştur. Tarım girdileri yüzde 300'lere varan artışlar gösterirken; üretilen ürünler ederinde ya da ederinin altında satılmaktadır.
Gün geçtikçe yoksullaşan ve hep cepten yiyen bir köylü profili var karşımızda...
Anadolu yaylasında üretmek bir zuldür, zulümdür ve haybeye bir iştir artık... Toprağına küsmüştür köylü, eli böğründe çaresiz ve hacizlidir. Bankaya borcu olmayan bir çiftçi gösteremezsiniz şu an itibariyle!..
Hiç düşündünüz mü sevgili okurlar; bankalar çiftçilere kredi vermek için niye yarıştadırlar?.. Bunun adı tek kelimeyle işgaldir inanın... Başka bir şey değildir.
Oysaki tarımımız ülke ekonomisini pik yaptıracak bir güçte ve en fazla "senyoraj geliri" getiren bir stratejik sektör olarak karşımızda durmaktadır. Prof. Dr. Haydar Baş Bey tarım köylüsünün nasıl zengin, ağa, paşa ve patron olması gerektiğini yıllardan beri müdellel bir şekilde anlatmaktadır.
Ağa, paşa, patron olmak ya da yerlerde -pardon toprakta- sürünmek köylümüzün elindedir. Sadece ve sadece vereceği 1 oy'a bakmaktadır...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.