Cübbeli Ahmet hakkında yazdığım yazımın devamının geleceğini, o iğrenç konuşmada ortaya koyduğu bir sürü bilgi sahtekârlığına tek tek cevap vereceğimi” belirtmiştim. Araya Afyonkarahisar Kampı girdi, Ramazan Bayramı girdi, biraz geciktirdik, affola!
Cübbeli Ahmet’in, Prof. Dr. Haydar Baş’ı sahabeyi tekfir etmekle suçlayan palavra dolu konuşmasına ilk yazımda gereken cevabı vererek nasıl bir yalan dünyasında yüzdüğünü anlatmıştım. Cübbeli’nin daha önce yaptığı konuşmalarda da “Haydar Baş sık sık İran’a gider, İran’dan para alır, İranlı mollalarla gizli gizli görüşür, sabah erkenden gizli gizli Elazığ’a gidip oradaki Şia dernekleriyle görüşüp geri döner” gibi mahalle karısı ağzıyla seviyesiz dedikodularla dolu konuşmaları internet ortamında hala dolaşıyor. 
Soruyorum:
A be din yobazı! “Haydar Baş’ın değil defalarca, BİR KERE DAHİ İRAN’A GİTTİĞİNİ İSPATLAMAZSAN ŞEREFSİZ OĞLU ŞEREFSİZSİN!
Git İçişleri Bakanlığı’na sor, “seni kullananlara sor!”, sana pasaport kayıtlarını verirler.
A be din yobazı!
Haydar Hoca’nın İran’dan para aldığını ispatlamazsan yine ŞEREFSİZ OĞLU ŞEREFSİZSİN! Hangi İranlıdan ne zaman, nerede, ne kadar para aldı, açıkla da millet de öğrensin!
A be din yobazı!
Elazığ’a sabah erkenden gidip Şia derneğiyle görüşüp geri döndüğünü, mollalarla gizli gizli buluştuğunu ispatlamazsan da ŞEREFSİZ OĞLU ŞEREFSİZSİN!
Bu kadar açık şekilde yalan konuştuğuna göre bu kadar ‘açık’ sorularımın ‘şerefli’ içeriğine de her halde tahammül edeceksin.
Bu kadar net konuşuyorum. Bu kadar açık ve seçik… Haydar Hoca’nın yaptığı bütün konuşmalar, programlar halkın önündedir, kameraların önündedir, gizli saklı değildir.
Kaldı ki Sayın Baş, ister İran’a gider, ister Sudan’a, sana mı soracak!
Cübbeli’ye inanan Müslümanlar da yukarıda sorduklarımı ona aynen sorup cevap alsınlar. Ben cevabını bekliyorum, İran’a giriş çıkış kayıtları, alınan paraların dekontları, sabahın köründe Elazığ’a gidip gelmeler...
Göndereceksin değil mi Cübbeli?
Gelelim diğer konuya:
Cübbeli’nin Prof. Dr. Haydar Baş’ı sahabeyi tekfir etmekle suçladığı konuşmasında bizzat kendisi sahabe-i kirama ağır hakaretlerde bulunuyor, onları küfürle itham ediyor. (Bu bölümü bir sonraki yazımda ele alacağım)
Gadir-i Hum hutbesinin neden irad edildiğini anlatarak özetle şöyle diyor:
“Hz. Ali Efendimiz Yemen’e gazaya gönderilmiş. Gazada ganimetler alındı. Ancak Hz. Ali Efendimiz Hz. Peygamberin Veda Hutbesi vereceğini öğrenince orduyu başka bir komutana bırakıp aceleyle Mekke’ye gitti. Ancak onun ardından İslam ordusu ganimeti kendi kafasına göre izinsiz paylaştı. Ganimet kıyafetlerini giydiler, atları bölüştüler, her şeyi talan ettiler. Daha sonra aynı askerler de Veda Hutbesinin verildiği yere geldi. Hz. Ali onlara çok kızdı. ‘Siz ganimeti Hz. Peygamberin izni olmadan nasıl paylaşırsınız. Bu, Beyt’ul maldır. Devlet malıdır, devlet hazinesidir. Derhal aldıklarını yerine iade edin’ dedi. Bunun üzerine ordunun askeri olan sahabe,  giydiklerini çıkardılar, atları iade ettiler. Ancak Hz. Ali hakkında çok dedikodu yaptılar. Hz. Peygamber de bu dedikoduyu önlemek için Gadir-u Hum’da ‘Ben kimin Velisi isem Ali de onun Velisidir’ konuşmasını yaptı.”
Cübbeli’nin anlattığı ve tamamen Emevi palavrası olan ganimet talanı olayı, İslam tarihinde yoktur. Hz. Peygamberin Hz. Ali’yi ‘veli’ tayin etmesini perdelemek, küçük düşürmek için uydurulmuştur.
Cübbeli’nin anlattıklarını doğru kabul edersek, savaştan dönen sahabi, devletin malını talan edecek, Hz. Peygamberden izinsiz paylaşacak kadar ‘iman problemi’ yaşamaktadır. Beytul mala göz koymuşlardır. Hz. Peybamber’in ve Hz.Ali’nin emirlerini dinlememişler, Hz. Ali hakkında dedikodu yapmışlardır.
Cübbeli Ahmet, sahabey-i kiramı, beytul malı talan eden, ( ki Hz. Peygamber, ganimetten izinsiz bir metre kumaş alan sahabinin dahi cenaze namazını kılmamıştır), hazine hırsızı, dedikoducu olarak gösteren Emevi palavralarıyla suçlarken hiç mi Allah’tan korkmaz?
Hz. Peygamber’in ‘gökteki yıldızlar gibidirler’ dediği sahabeye bu iftiraları atarken hiç mi yüzü kızarmaz.
Gadir-i Hum’la ilgili sağlam rivayetlere ‘acem palavrası’ diyen Cübbeli, sarıkla ve cübbeli ile âlim olunamayacağını da ispatlıyor.
Çoğunluğu Sünni inançtan olmak üzere 20 tarihçi, 54 hadisçi ve 26 tefsirci yani toplam olarak tam 100 bilgin, belgesel olarak yazmış oldukları kitaplarında GADİR HUM’da Hz. İmam Ali’nin Allah’ın emriyle Hz. Muhammed Mustafa tarafından, kendisinden sonra ve kendi yerine HALİFE olarak ümmetine tanıtıldığını teyit ve tasdik etmişlerdir. Bu bilginlerin en ünlüleri şunlardır:  Belazuri, Taberi, Şehristani, Hatib-i Bağdadi, Yakut-ı Hamevi, İbn-i Esir, İmam Şafii, İmam Malik, İmam Ahmed b. Hanbel, Buhari, Tirmizi, Fahr-i Razi, Kadı Beyzavi. Sadeddin-i Teftazani, Dr. Taha Hüseyin.
Bu âlimler, Cübbeli’nin uydurduğu, Emevi hikayelerini değil, aşağıdaki ayetleri delil olarak gösterirler: “Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, Onun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.( Maide/67.) 
“Bu gün size dininizi kamil ettim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim. ( Maide / 3.”
Cübbeli Ahmet’in “acem palavrası” dediği şeyler, Kuran ayetleri, Hz. Peygamberi sözleri, Sünni ulemanın rivayetleridir.
Ayete ve sünnete 'palavra' diyen kişinin hükmü
nedir?
Devam edeceğiz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
A. Kadir 9 ay önce

Muharrem bey kalemine sağlık. Şu cüppeli bu yazıyı okursa kalpten gider... Ona tavsiyem önce kalp ilacı alsın. fakat korkunun ecele faydası olmazmış...

Avatar
Saliha Tasci 9 ay önce

Aslinda bu yaratiklari hic kale almamak gerek zaman kaybi ama maalesef bunlara itibar edenler varki sizde aydinlatiyorsunuz... bu kadro bircok önemli meselelerle ilgeniyor ne yazikki böyle sacmaliklarda mesgul ediyor.

Avatar
C.sadik 9 ay önce

Sayın muharrem bey ağzına saglik yazık islama bunların eline kalmis haydar hocam a ve size Allah ömür versin doğruları sizden oyreniyoruz.

Avatar
RAHMİ BORA 9 ay önce

Sayın Muharrem bey makalelerinizi beyeni ile takip ediyorum.Yazınızın sonlarına doğru Hz.Peygamberimizin "Gökteki Yıldızlar gibidir" dediği hadis sanırım Ehl-i Beyt içindir. Saygı ve selamlar

banner100