Bölgemizdeki ve dünyadaki küresel istila ve sömürge savaşları, geçmişin Moğol istilasına adeta rahmet okutacak raddeye varmış…
Dahası, klasik politik nakaratlar ve bilindik şeyler artık adalet, barış, huzur ve çözüm getirmiyor.
Mevlana’nın dediği gibi, artık yeni şeyler söylemek lazım cancağızım… Vahşi kapitalizm ve küresel işgalcilerin her türlü oyunlarını bozacak yepyeni şeyler!
Ekonomiden gönül dünyamıza kadar her alanda çağın idrakine yepyeni şeyler sunan ve ezber bozan bir ilim, gönül ve siyaset adamı vardır; Prof. Dr. Haydar Baş Bey.
Milli Ekonomi Modeli ve milli para formülü onun iktisat devrimidir. Yepyeni bir iktisat çağı açtı.
Sosyal devlet, onun tüm halklara, millete ve insanlığa insan haklarını doya doya yaşatma projesidir.
Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt onun mana dünyamızda açtığı gönül birliği ve kardeşlik çığırıdır.
Hoş Geldin Atatürk, onun bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni, Türk devleti ve milletini kurucu değerlerimiz ve Gazi M. Kemal Atatürk’ün bağımsızlık karakteri ekseninde yeniden inşa etme seferberliğidir.
Onun, insanlık için çare ve çözüm olan birçok projesini sayabiliriz…
Gören için sadece bir devrimi, mesela Milli Ekonomi Modeli yahut Milli Para sistemi yeter.
Görene… Köre ne?
Rusya, Asya ve BRICS ülkeleri başta olmak üzere dünyanın 4 milyar nüfusluk kesimi Prof. Dr. Baş’ı dinledi, kulak verdi; her türlü çağdaş sömürge ve prangalardan kurtulmaya, şahlanmaya başladı.
Türk milleti gibi kulak vermeyenler ise küresel düzenbazların savaş ve banknot ateşinde yanmaya, her şeylerini kaybetmeye başladı. Aç kuşlar gibi tuzağa koşuyoruz, adeta kendi celladımıza aşık olmuş vaziyette küresel sömürgecilerin bizim için kurdukları ekonomik, askeri ve stratejik darağacına sürükleniyoruz. 
Prof. Dr. Haydar Baş’tan gayrı ateşten kurtuluşun, tuzakları bozmanın adresi yoktur.
Türk milleti, kendi çağında Mevlana’yı dinlemeyenler gibi olmamalı, Mevlana’nın ikazına kulak vermediği için hep kaybedenler gibi olmamalı... Darı için tuzağa konan kuş olmamalı!
Şöyle diyordu Hz. Mevlana:

Oraya gitme demedim mi sana?
Seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim?
* * *
Bir gün kızsan bana, alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen
Dönüp kavuşacağın yer benim, demedim mi?
Demedim mi, şu görünene razı olma.
Demedim mi, sana yaraşır otağ kuran benim asıl.
Onu süsleyen bezeyen benim, demedim mi?
* * *
Ben bir denizim, demedim mi sana.
Sen bir balıksın demedim mi…
Demedim mi, o kuru yerlere gitme sakın.
Senin duru denizin benim demedim mi? 
* * *
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan benim, 
Senin kolun kanadın benim, demedim mi? 
* * *
Demedim mi, yolunu vururlar senin,
Demedim mi tövbeni bozarlar senin.
* * *
Türlü şeyler derler sana demedim mi? 
Kötü huylar edinirsin demedim mi? 
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi? 
Yani beni kaybedersin demedim mi…
Söyle, bunları sana hep demedim mi!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.