Medyanın bazı kesimlerinde, hükümet politikalarına karşı eleştiri getirmek neredeyse vatan hainliği ile eş değer tutulmaya başlandı. “Nerdeyse” kelimesi fazla bile, bazı konularda hükümet politikalarına eleştiri doğrudan ihanet kapsamında yorumlanıyor.
Sezar’dan fazla Sezar’cı kesilen bu medya, hükümeti de çok yanlış bir istikamete sürüklüyor.
Siyaset mi medyayı tetikliyor, medya mı siyaseti angaje ediyor bilemem ama tekmili birden ihanet çığlıkları havada uçuşuyor.
15 Temmuz darbesi ile ilgili hükümetin temel tezleri ve görüşleri dışında bir görüş ortaya koyarsanız hainsiniz.
FETÖ konusunda hükümetin temel tezleri ve görüşlerine aykırı bir görüş ortaya koyarsanız hainsiniz.
OHAL niye kalkmıyor diye bir görüş ortaya koyarsanız hainsiniz.
Birbiri ardına çıkartılan KHK’larla ilgili (mesela 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaşanan terör olayları ve devamı niteliğindeki olaylara müdahale edenlere af getiren KHK’daki “devamı” kelimesine itiraz) eleştiri getiriyorsanız hainsiniz.
Türkiye’nin Suriye politikasıyla ilgili yanlışları ortaya koyuyorsanız hainsiniz.
Afrin operasyonu hakkındaki temel politikalara farklı açıdan ve sadece yol göstermek amaçlı bir itirazınız varsa hainsiniz.
En küçük bir eleştirinin dahi ihanet kapsamına alındığı bir ülkede siz istediğiniz kadar demokrasi ve hukuk devleti edebiyatı yapın hiçbir işe yaramaz.
En küçük bir eleştiriyi dahi FETÖ’cü, darbeci, terörist, hain diye yaftalarsanız ülkeyi yaşanmaz hale getirirsiniz.
Hain çığırtkanlığına girişmiş bu basın asalaklarına bakıyorsunuz; Kandil Dağı’na gidip Murat Karayılan’ın, Duran Kalkan’ın önünde el pençe divan duran gazeteciler bunlardan çıktı.
Kandil Dağı’nda PKK liderlerinin önünde uzun kuyruklardan oluşan sıralara gidip donlarına kadar aranarak “huzura” kabul edilenler bunlardan çıktı.
FETÖ’nün bir zamanlar el üstünde tutulduğu dönemde, FETÖ’nin kirli bütçesinden en büyük reklamları bunlar aldı, en büyük “hocaefendi” propagandasını bunlar yaptı.
PKK ile yapılan açılıma bunlar kol kanat gerdi.
Bugün Türkiye’nin başına bela olan terör örgütü YPG’nin lideri Salih Müslim’in Ankara’ya yaptığı ve kırmızı halılarda yürütüldüğü haberleri bunlar manşete taşıdı, Müslim’e övgüleri bunlar dizdi. 
Şimdi en küçük bir eleştiriyi de yine bunlar “ihanetle” suçluyor.
İktidarın işlevi “Ben yaptım oldu, ben ne dersem ona biat edeceksiniz” olmamalıdır.
Gazeteler de durumdan vazife çıkarıp bu biat mantığını her gün beyin yıkarcasına binlerce haber/ yorumla ve “ihanet” suçlamalarıyla kamuoyunun önüne saçmamalıdır.
Terörün, teröristin, ihanetin tanımını yeninden yapacak değiliz, kanun var, hukuk var, hâkimler var. Yargıya “rahat bırakın” onlar ihaneti de haini de cezalandırırlar merak etmeyin.
Ama iktidara da medyaya da sesleniyorum; “Bu ülkeyi, konuşmanın, düşünce açıklamanın, tenkit etmenin” cehennemle eş değer hale geldiği bir görüntüye atmayın.
Tamam, böyle yaparsanız ülkeyi tam bir Ortadoğu ülkesi yapmış olursunuz, amacınız buysa bilelim.
Yok, gerçekten demokrasi diyorsanız, “konuşanlardan, tenkit edenlerden korkmayın.”
Tek sesli, tek renkli bir ülkeden kime ne fayda gelir?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.