Devleti yönetme mevkisinde olanların FETÖ tehdidinin ulaştığı noktadan sonra “yahu bunların bu kadar tehlikeli olduklarından hiç haberimiz yoktu, hiçbir uyarı almadık” diye savunmaya çekilmeleri karşısında bir belge de MGK toplantısından geldi.

25 Haziran 2004 tarihli MGK toplantısında ele alınan konulardan biri de “Fetullah Gülen faaliyetlerinin ülke için oluşturduğu tehdit ve bu faaliyetlerin takibi için bir eylem planı hazırlanması” idi.

Devletin en tepesindeki isimlerin katıldığı güvenlik zirvesinde, FETO hareketinin ülke için oluşturduğu tehlikelerden bahsederken bu zirvede alınan kararlara imza atan AKP’liler kimdi peki?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül.

2004 yılında MGK toplantısında “FETO hareketi çok tehlikelidir” diyerek alınan karara imza atanların, daha sonra imza altına aldıkları kararın tam tersini yaparak, devletin neredeyse bütün bu kurumlarını bu çeteye teslim edip ve hatta bunu “ne istediler de vermedik” diyerek itiraf etmelerinden sonra “kimse bizi uyarmadı, hiç uyanamadık, ne kadar safmışız” demeye hakları var mı?

Kaldı ki;

Devletin gerek iktidar gerek muhalefet cephesini ve gerekse sivil toplum kuruluşlarını bu konuda hem de 2004 yılındaki MGK zirvesinden çok çok önce uyarmaya başlayan bir isim vardı; Prof. Dr. Haydar Baş.

Devletin 2004 yılında MGK’ya getirdiği uyarıları, Prof. Dr. Baş ve ekibi, 1998 yılından itibaren bütün ülke sathında gerçekleştiriyordu.

Yani MGK’dan 6 yıl ilerideydi!

Daha önce yazdık tekrar hatırlatalım:

1998’den itibaren;

Haydar Hoca’nın görevlendirdiği heyetler, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, BBP Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu’na, Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a, başta Çarşamba cemaati şeyhi Mahmut Efendi olmak üzere onlarca cemaat önderine, dernek ve baro başkanlarına, medya temsilcilerine, binlerce din görevlisine, Diyanet İşleri Başkanlığı’na giderek FETO hareketinin din ve devlet üzerinde nasıl bir tahribat oluşturduğuna dair ayrıntılı raporlar sundular. (Bu konuda, 20 Ağustos 2016 tarihli ve  “Haydar Hoca’nın uyarı elçileri” başlıklı yazım okunabilir.)

En önemlisi Prof. Dr. Haydar Baş’ın bizzat kendisi, 2001 yılında İstanbul Beylerbeyi’nde Yakamoz Kafe’de buluştukları Recep Tayyip Erdoğan’a bu tehlikeyi ayrıntılarıyla anlatır.

Fakat maalesef bu uyarılar hiçbir işe yaramaz ve Türkiye kanlı bir darbe tehlikesi yaşar.

Oysa Haydar Hoca, bu tehlikeyi devletin zirvesinin ele aldığı 2004’teki MGK’dan dahi önce, bir vatansever Türk hassasiyetiyle gündeme getirmiş tarihi bir vazife icra etmişti.

Vazifesini icra edenleri de, uyarıları dinlemeyip ülkeyi felakete sürükleyenleri de tarih yazacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 2 ay önce

Herseyi bildikleri halde bilerek yapilan ciddi yanlislar!!! Nasil bir vicdan, nasil bir anlayis . Nasil bir ruh hali!!

Avatar
ismail Küçükay 2 ay önce

Menzilleri ayni imiş! .. Menzil meselesi bunlar için çok önemli olduğundan dolayı, şimdi FETÖ'nün yerine MENZİL TARİKATI'nı ikâme ediyorlar.. Dini duygu ve hassasiyetlerin istismarında Menzilsiz ve Partner Tarikatsız yapamıyorlar!