Türkiye’ye gerçek demokrasinin geldiğini, darbe dönemlerinin kapandığını, askeri vesayetin sona erdiğini söylemekten büyük keyif alanların döneminde nasıl oluyor da, Cumhuriyet tarihinin en büyük darbe girişimi olabiliyor?
Beni, darbenin nasıl engellendiğinden çok, darbe girişiminin bu kadar güçlü, gizli ve kanlı bir şekilde nasıl meydana geldiği ilgilendiriyor. Darbe girişimini engellemesi gereken legal güçler yerine, halkın sokağa çağrılarak “yardım” istenilmesi ve hemen ardından Cumhurbaşkanı danışmanı Şeref Malkoç’un darbeye karşı tedbir olarak “halkın silahlanmasının önünün açılacağının” söylenmesi Türkiye’nin nasıl bir sürece girdiğini gösteriyor.
Halkın can ve mal güvenliğini sağlaması gerekenler, halka silah dağıtarak “darbe olursa kendini de devleti de koru” noktasına geldiler.
Türkiye, devlet olma vasfını kaybettirmeye doğru gidiyor.
Oysa büyük imkanlar ve bütçeler verilen MİT’in, bu kadar kapsamlı ve kanlı darbe teşebbüsünü tespit edemeyerek ülkenin içine düşürüldüğü durumun hesabı sorulmalı değil mi?
Oysa bu ülkede 1963 Talat Aydemir darbe girişimi de, 1971 Madanoğlu darbesi de devletin legal güçleri tarafından ya tespit edildi ya da devletin asayiş güçlerinin mukavemetiyle engellendi.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti, “darbeye karşı sokağa inin”, diyerek devletin gücü açısından 50 yıl öncesinden daha geride olduğunu kabul etmiş olmuyor mu?
Darbenin arkasında sadece FETÖ’nun olduğu iddiaları da, darbenin oluş şeklini ve başka önemli destekçilerini kamufle etmek gibi bir sinsi amaca hizmet edebilir. Darbeye karışan yüzlerce subayın hepsi Fethullahçı ise Türk ordusunu cemaate teslim edenler kimlerdir? Ve bunlar için ne yapılacak?
Şu işe bakın:
El Cezire’nin haberine göre darbecilerden 4’ü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaverleri imiş. 3’ü aranıyor, Başyaver Yarbay Ali Yazıcı tutuklandı.
Milli Savunma Bakanı Fikret Işık’ın Özel Kalem Müdürü Kurmay Albay Tevfik Gök de darbeci olarak gözaltında.
AKP Genel Başkan Yardımcısı, Sakarya Milletvekili Şaban Dişli'nin kardeşi Tümgeneral Mehmet Dişli de darbeci olarak gözaltına alındı.
Ankara Müdürlüğü'nde gözaltında tutulan Mehmet Dişli'nin Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'ndaki darbe girişimini koordine eden komutanlardan biri olduğu söyleniyor.
Darbeyi planlayan ve koordine eden Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk’ü de o göreve getiren bizzat Erdoğan.
Eğer bu darbe FETÖ darbesi ise nasıl oluyor da devletin tepesindeki isimler, cemaate karşı bu kadar kapsamlı operasyonların yapıldığı süreçte “en yakınlarında bile bu kadar cemaatçi komutan görevlendiriyorlar?”
Kendilerini hala kimler yanıltıyor?
Darbe listesindeki komutanların çoğu cemaatçi değilse, ya da bu darbenin içinde  FETÖ’nun dışında “bir güç ve ülke varsa”, bu bilgi kamuoyuna açıklanacak mı?
Sormaya devam edelim:
Akşamın en yoğun saatlerinde başlayan ve bütün halk dışarıda iken tankları halkın karşısına koyan irade, planladığı darbenin başarılı olmasından çok, başarısız olmasına hizmet etmiş olmadı mı?
Emekli Deniz Binbaşı Erol Mütercimler daha gece yarısı olmadan “merak etmeyin sabaha kadar bu darbe engellenir” dedi.
Sahi “Sabaha kadar engellenecek bir darbe tuzağına askeri kim düşürdü?”
Dünyanın en büyük ordularından biri olan TSK’nın bir kesimini, halkla karşı karşıya gelecek bir pozisyona kim itti?
Bu güç her kim ise, darbeyi son anda ihbar eden güç de odur!  
Bu kanlı tablo sonrasında daha iyi bir demokrasi tesis etmek ve sosyal barışı sağlamak için adımlar atmak yerine, siyasi rant elde etmek için zemin yoklama yolu seçilirse darbeyi durdurmak uğruna sokağa dökülen halkın iradesine “en büyük darbe vurulmuş” olacaktır.
Ve son söz:
Sadece 4 ay önce, 22 Mart 2016’da, ABD’nin önde gelen “neocon” düşünürlerinden, Bush döneminde Pentagon’da Ortadoğu danışmanlığı da yapmış Michael Rubin, Türkiye’de askeri darbe olasılığının yüksek olduğunu savunan bir yazı kaleme aldı.
Amerikan Girişim Enstitüsü (American Enterprise Institute) sitesinde yayımlanan yazısında şöyle diyor:
“Eğer Türk askerleri, Erdoğan’ı devirerek yakın çevresini hapse atmayı düşünürse yanına kâr mı kalacak? Bunu onaylamak açısından değil ama mantıksal analiz açısından evet diyorum. Obama yönetimi darbeyi eleştirir ama yeni rejimle birlikte çalışır.”
ABD cephesinden aylar önce gelen mesaj bu.
Bu darbeyi “erken doğurtan ve başarısızlığa iten gücün” çok büyük hesabı olmalı.
Biz, devletin ve milletin birliğinin bozulmaması, daha büyük kaoslara düşmememiz için dua edelim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100