Bu haber kez okundu.

Abbasiler’in sinsi ve çirkin planı
 (dünden devam…)
Abbasiler döneminde hilafet lakabı:
Bir gün Abbasi halifesi Mehdi’nin meclisinde bir kişi Velid b. Yezid’e zındık ve kâfir diye küfür etmesi üzerine halife Mehdi Abbasi ona hitaben dedi ki: “Allah’ın halifeliği bir zındık ve kâfire bırakılmaktan daha üstündür.” (Tarih-i İbn-i Kesir, c.10, s.8).
Abbasi halifesi Mehdi demek istiyor ki, Velid b. Yezid ‘halifetullah’ olduğuna göre zındık olamaz!
Yeri gelmişken şunu da hatırlatalım ki, Abbasiler Ehl-i Beyt adına, Hz. Ali’nin (a.s) evlatlarına haklarını onlara geri çevirmek için Emeviler’e karşı Ehl-i Beyt taraftarlarıyla birleşmişlerdi. Tam Emeviler’e galip gelmek üzereyken âni bir siyasi hareketle yönetimi ele geçirerek Ehl-i Beyt taraftarlarını kenara ittiler. Ancak Ehl-i Beyt’in intikamını almak adına Emeviler’e karşı düşmanlık beslemeyi, onların ve taraftarlarının kökünü kazımayı kendileri için bir propaganda vesilesi olarak koruyorlardı. Ama yukarıda geçen olayda Abbasi halifelerinden üçüncüsü olan Mehdi, Velid b. Yezid’i savunarak “zındık” suçlamasını onun üzerinden kaldırıyor. Bu da tabii ki Mehdi’nin onu ve kendisini Allah’ın halifesi bildiği ve belki de onun Allah’ın halifesi olduğuna inandığı içindir!
Abbasiler’in hilafetinin başlarında “halife” kelimesi “veliahd” ve “naib” anlamında kullanılıyordu. Bunu açıklarken de “halifetullah, halifet-i Resûlullah, halifet-u halifeti Resûlullah” diyorlardı.
Abbasiler’in döneminden itibaren hitabe ve mektuplarda halife kelimesini başka bir kelimeye izafe etmeksizin tek başına kullanıyor ve bu kelimden sadece “Resûlullah’ın halifesi”ni kastediyorlardı. Abbasiler döneminde bir süre de “halife” kelimesini “halifetullah” (Allah’ın halifesi) anlamında kullandılar; ancak çok geçmeden “halife” kelimesi tekrar “Resûlullah’ın halifesi” anlamında meşhur oldu.
Bilginler de o tarihten itibaren lügat kitaplarında “halife” kelimesini şöyle açıklamışlardır: “Halife: Birinin yerine geçen ve onun makamında oturan kimse, en büyük sultan. Şeriatta, kendisinden üstünü olmayan en büyük imam.” (el-Akrebu’l-Mevarid, halife kelimesi, 1889 Beyrut basımı).

İmam ve İmamet

“İmam” kelimesi salat, zekât, hac kelimeleri gibi Arap lügatinde olan, ancak İslam’da onlar için birtakım şart ve kurallar belirtilen ve sonuçta cahiliye dönemindeki anlamından çıkarak farklı bir anlam kazanan kelimelerdendir. Örneğin telbiye denilen “lebbeyk” demek hacc farizalarından biridir. Cahiliye Arapları da telbiye söylüyorlardı, ancak bunu söylerken Allah Teâlâ’nın (haşa) ortağı olduğunu dile getiriyorlardı. Cahiliye Arapları şöyle diyorlardı: “Lebbeyk la şerkie lek, illa şerikun huve lek/Lebbeyk, bir şerikten ve ortaktan başka senin şerik ve ortağın yoktur.”
Ancak telbiyenin İslam’daki anlamı cahiliye dönemindeki anlamından tamamen farklıdır. İslam’da telbiye şöyledir: “Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyk la şerike leke lebbeyk, innel hamde ven nimete leke vel mülk, la şerike leke lebbeyk/Lebbeyk ya Rabb lebbeyk, Lebbeyk senin ortağın yoktur lebbeyk, doğrusu, hamd, nimet ve mülk -saltanat- Senindir lebbeyk, Senin ortağın yoktur lebbeyk.”
(devam edecek…)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.