Bu haber kez okundu.

Ana karnında başlayan ilim
 Hasan b. Abbâs, Hariş’ten, o da Ebû Ca’fer’den (a.s.) şöyle rivâyet etmiştir:
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Bizim ruhlarımız ve nebilerin ruhları her cuma gecesi Arş’ı ziyaret ederler. Böylece vasîler, sahip oldukları ilme çok daha büyük bir ilim daha eklemiş olurlar.” (Besâiru’d–Derecât, s. 132).
Ebû Ca’fer’den (a.s.) şöyle rivâyet edilmiştir:
Emîrü’l–Mü’minîn (a.s.) İbn Abbâs’a şöyle dedi: “Kadir Gecesi her senede vardır, o gece senenin bütün işleri indirilir. Bu işin de Resûlullah’tan sonra görevlileri vardır.” İbn Abbâs, “Bu görevliler kimlerdir?” diye sorduğunda, “Ben ve benim soyumdan gelen on bir muhaddes (meleklerle konuşan) imam” buyurdu. (el–Kâfî, 1/532).
İmam Cevad’a (a.s.) Ebû Haşim el–Ca’ferî sordu: “Allah için kesinleştirilmiş bir hüküm ile ilgili olarak beda söz konusu olabilir mi?” 
“Evet” dedi. 
Bunun üzerine dedik ki: “Biz, Kâim (İmam Mehdî) ile ilgili olarak da Allah için beda gerçekleşmesinden korkuyoruz.”
Buyurdu ki: “Kâim’in gelmesi, bir vaaddir ve Allah, vaadinden dönmez.” (el–Gaybet, Nu’manî, s. 302).
Benan b. Nafi’, Ebû Ca’fer’den (a.s.) rivâyet etmiştir:
“Biz İmamlar topluluğundan biri annesinin rahmine düşünce kırk gün boyunca annesinin karnında sesleri işitir. Annesinin karnında dört ayını tamamlayınca, Allah yeryüzünün işaretlerini onun için yükseltir. Böylece uzaklar ona yakın olur. Öyle ki yararlı veya zararlı bir tek yağmur damlası bile ondan saklı olmaz.” (el–Menâkıb, 2/432).
Amr b. Ferec er–Ruhhacî rivâyet etmiştir: 
Ebû Ca’fer’e (a.s.) dedim ki: “Senin taraftarların senin Dicle nehrinde olan her şeyi ve ağırlığını bildiğini iddia ediyor, buna ne dersin?” 
O sırada Dicle nehrinin kıyısında bulunuyorduk. Bana dedi ki: “Allah, bu bilgiyi mahlûkatından bir sivrisineğe vermeye kadir midir, değil midir?” 
Dedim ki: “Evet, kadirdir.” 
“Ben, Allah katında bir sivrisinekten ve daha birçok mahlûkattan daha değerliyim’ buyurdu.” (Bihâru’l–Envâr, 50/100).
Ebû Hıdaş el–Mehrî rivâyet etmiştir: 
Bir adam İmam Rızâ’nın (a.s.) yanına geldi ve ona üç soru sordu, İmam da sorularına cevap verdi. Sonra Ebû Hıdaş o sırada Ebû Ca’fer’in (a.s.) yanına gitti ve aynı soruları ona sordu. Cevap aynıydı.
Dedim ki: “Sana fedâ olayım, ümmü veled (çocuğu olan câriye) bir eşim var. Oğlumu emzirdiği sütle bir câriyemi de emzirdi. Bu câriye ile nikahlanmam haram mıdır?” 
İmam buyurdu ki: “Sütten kesildikten sonra tekrar süt emmek nikâhlanmayı haram kılan emzirme sayılmaz.” 
Dedim ki: “Haremeyn’de namazı nasıl kılmak gerekir?”
Buyurdu ki: “İstersen kısaltırsın (seferî kılarsın), istersen tamamlarsın.”
Dedim ki: “Kadınların yanına girip çıkan (hadım) hizmetçiye ne dersin?” 
Yüzünü çevirdi. Sonra beni kendisine yaklaştırdı ve “Başına gelen kölelik (hadımlık) vâkıasından başka erkeklik bakımından bir eksikliği yok ki!” buyurdu. (Delâilu’l–İmamet, s. 206).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.