28 Aralık 2016 Çarşamba 15:18
1691 Okunma
‘Dua edenin duasına karşılık veririm’

Besmeleden sonra şöyle derdi:

“Allah’ım! Sana hamd olsun; öyle bir hamd ki, Sana en yaraşan hamd, Senin en râzı olduğun hamd, Senin için en gerekli hamd ve Senin katında en sevimli hamd olsun.

Sana hamd olsun; senin lâyık olduğun gibi, kendin için râzı olduğun gibi, bütün kulların içinde hamdına râzı olduğun kimselerin Sana hamd ettikleri gibi.

Sana hamd olsun; bütün nebilerinin, resûllerinin ve meleklerinin Sana hamd ettikleri gibi; izzetine, büyüklüğüne ve azametine yakıştığı gibi.

Sana hamd olsun; öyle bir hamd ki, diller onu vasfetmekten yorulsun, söz onun nihayetine ulaşamasın.

Sana hamd olsun; öyle bir hamd ki, rızâna ulaşmaktan eksik kalmasın ve övgülerinden hiçbirini dışarıda bırakmasın...

Allah’ım! Cömertliğin ve kereminle talebini Sana getirenleri, Senden isteyenleri, katındaki nimetleri arzulayanları yüz üstü bırakmazsın. Senden istemeyenlere ise buğzedersin. Ki Senden başka hiç kimse böyle değildir.

Ey Rabbim! Rahmetine ve mağfiretine olan ümidim, ihsanına ve fazlına olan güvenim, beni Sana dua etmeye, arzularımı Sana iletmeye, ihtiyacımı Sana açmaya yöneltti.

Hâcetlerimi Senden istememin önünde, katından hakkı ve doğruluğu, nurunu ve dosdoğru yolunu getiren, sayesinde kullarını hidâyete erdirdiğin, nuruyla memleketleri dirilttiğin, kerâmete has kıldığın, şahâdetle onurlandırdığın ve resûllerin ardının kesildiği bir zaman diliminde elçi olarak gönderdiğin Peygamberine teveccüh ettim...

Allah’ım! Sen kullarını kendine ilettin ve dedin ki: ‘Kullarım Sana Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben yakınım; Bana dua ettiği vakit dua edenin duasına karşılık veririm. O hâlde (kullarım da) Benim davetime uysunlar ve Bana inansınlar ki, doğru yolu bulalar.’ (Bakara, 186).

Ve buyurdun ki: ‘De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.’ (Zümer, 53).

Yine buyurdun ki: ‘And olsun, Nuh Bize seslendi. Biz de ne güzel icâbet edenleriz!’ (Sâffât, 75).

Evet, ey Rabbim! Sen ne güzel çağrılansın, Sen ne güzel Rabsin ve ne güzel icâbet edensin!

Ve buyurdun ki: ‘De ki: İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O’na hastır.’ (İsrâ, 110).

Allah’ım! Sana o isimlerinle dua ediyorum ki, onlarla Sana dua edildiği zaman icâbet edersin, onlarla Senden istendiği zaman verirsin. Sana yalvararak, Sana sığınarak dua ediyorum. Gafletin teslim aldığı, ihtiyacın bitkin düşürdüğü kimsenin duasıyla Sana dua ediyorum. Boyun eğmiş, günahını itiraf etmiş, mağfiretinin genişliğinden ve sonsuz sevabından dolayı Sana umut bağlamış biri olarak Sana dua ediyorum.” (Bihâru’l-Envâr, 78/48-51; Cemalu’l-Usbu ve’l-Müteheccid’den naklen).

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100