Bu haber kez okundu.

‘İmamet benim neslimin hakkıdır’
 Resûlullah (s.a.a.) Gadir-i Hum’daki hutbesini şöyle sürdürdü:

“Namaz kılıp rükû halinde zekât veren ve her halinde Aziz ve Celil olan Allah’a yönelen kimse Ali bin Ebi Tâlib’dir.

Ey insanlar! Ben Cebrail’den benim için Allah’tan, beni bu önemli şeyi tebliğ etmekten mazur görmesini dilemesini istedim. Zira takva sahiplerinin az olduğunu, münafıkların çokluğunu, kınayanların fesadını, İslam’ı alaya alanların hilelerini biliyorum. Onlar Allah’ın Kitabında kendilerini şöyle nitelendirdiği kimselerdir: ‘Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.’ (Nur, 15).

Hakeza, münafıklar defalarca bana eziyette bulundular ve beni, ‘uzun’ (her söze kulak asan kimse) olarak adlandırdılar. Onlar Ali’nin benden ayrılmaması, benim kendisine teveccüh etmem, O’nun bana temayülü ve beni kabullenişi sebebiyle böyle olduğumu sandılar. Sonunda Aziz ve Celil olan Allah şu ayeti nazil buyurdu: ‘İkiyüzlülerin içinde o her şeye kulak kesiliyor diyerek peygamberi incitenler vardır. De ki: O kulak, Allah’a iman eden ve müminlere iman eden, sizin için hayırlı olan, içinizden iman eden kimselere rahmet olan bir kulaktır.’ (Tevbe, 61).

Eğer ben, bana bunu (her söze kulak veren kimse olmayı) isnat edenleri ifşa etmek istersem ifşa edebilirim. Eğer onların şahsına işaret etmek istersem, işaret de edebilirim. Eğer onları alametleriyle tanıtmak istersem tanıtabilirim. Ama Allah’a yemin olsun ki ben onların işi hususunda yücelik gösterdim.

Bütün bunlardan sonra Ali hakkında bana nazil olan şeyi tebliğ etmediğim takdirde Allah asla benden razı olmayacaktır.”

Peygamber daha sonra şu ayeti tilavet buyurdu: “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez.” (Maide, 67).

“Ey insanlar! Onun hakkındaki bu konuyu biliniz ve anlayınız. Biliniz ki Allah, Muhacirlere Ensar’a ve onlara iyilikle tâbi olanlara, köylüye ve şehirliye; Arab’a ve Acem’e; özgüre ve köleye; büyüğe ve küçüğe; beyaza ve siyaha ona (Ali’ye) itaat etmeyi farz bilmiş, onu imam ve ihtiyar sahibi kılmıştır. Her muvahhid için onun hükmünü icra etmesi, sözüyle amel etmesi, emrini kabullenmesi gerekir. Her kim ona muhalefet ederse melundur. Her kim ona tabi olursa ve onu tasdik ederse Allah’ın rahmetine mazhar olacaktır. Allah onu ve onu dinleyip kendisine itaat eden herkesi bağışlamıştır.

Ey insanlar! Bu böylesine bir toplulukta ayağa kalktığım son defadır. O halde işitiniz, itaat ediniz, Rabbiniz olan Allah’ın emri karşısında teslim olunuz. Zira Aziz ve Celil olan Allah Teâlâ sizin ihtiyarınızın sahibi ve mabudunuzdur. Allah’tan ve sizleri muhatap kılan Peygamber’inden, yani benden sonra da Ali, Allah’ın emriyle sizin irade sahibiniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulüyle görüşeceğiniz güne kadar benim neslimin, onun çocuklarının hakkıdır.”

(devam edecek..)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.