Bu haber kez okundu.

Onlar âhireti dünyaya satmazlar

İmam Gazali Hazretleri buyurdu ki:

Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Kıyamet günü; azabın en çetinine duçar olan o âlimdir ki, bilgisini kötüye kullandığı için Allah ona faydasını göstermedi.”

“O ki, ilmi artar, doğruyu bulamaz; haliyle Allah'ın zatından uzaklık kazanır.”

Bil ki, ilmin derinliğine dalan her bilgin, orada kurtuluşunu bulamazsa, selâmeti yitirmiş olur. İlme çalışan her zatın önünde iki yol vardır; ya sonsuz saadet yahut ebedî helak...

Halil b. Ahmed, büyük bir dil ve din bilginidir. Derin görüşüyle insanları dört bölüme ayırır.

Der ki: “Bir kimse vardır, anlayış sahibidir; bu halini kendisi de bilir.  İşte bu, ilim sahibidir; tâbi olunuz. Bir kimse vardır anlayış sahibidir fakat bu halini bilmez. Bu zatı ayıklarınız; uykudadır. Bir kimse vardır dirayeti kıttır; bu halini bilir. Bu zat ise irşad talep etmektedir. Ona gideceği yolu anlatınız. Bir başkası vardır; anlayışı yoktur, bilgisi kıttır ama böyle olduğunu bilmez. Bu şahıs da cahildir; kendinizi koruyunuz.”

Süfyan-ı Sevrî şöyle der: “İlim, ameli çağırır; gelirse ne alâ, aksi halde gider.” Hazret, bu fikri şu âyet-i kerimeden alır: “(Habibim) onlara o kimsenin haberini de oku ki, biz kendisine âyetlerimizi vermiştik de, o bunlardan sıyrılıp çıkmıştı.” (Araf, 175).

Buraya kadar anlatılan İslâm dininde iyi sayılmayan âlimlerin vasfı idi. Üstün vasıflara haiz bilgin kişilere gelince kısaca deriz ki:

Onlar dinlerini, âlet ederek, dünyalık alıp yemezler. Onlar, âhiret bilginidir; orayı dünyaya satmazlar. Çünkü öbür âlemin izzetini, dünyanın da zilletini bilirler.

Dünya ile âhiretin çatıştığı zıt bölümleri bilemeyen, keza dünyanın zararlı tarafım anlamayan, ulemâ zümresinden sayılmaz. Bu iddiamızı inkâra kalkışan; Kur'ân'ın, hadisin ve geçmiş peygamberlere inen mukaddes kitapların şehadet etmekte olduğu hükmü inkâr etmiş olur.

Her kim, anlatmak istediğimizi bilir, işlerini ona göre eylemezse, o şeytana esirdir. Keza şehvet onu helak etmiş, kötü tarafı galip gelmiştir. Bu vasıfta olan âlime uyan, helak olur. Derecesi bu olan, ulemâ zümresine nasıl dâhil olur?

Hak Teâlâ; münâcaat esnasında Davud (a.s.)’a şöyle buyurdu: “Ey Davud, kötü isteklerini, sevgime tercih eden bilgini ne yaparım, bilir misini? Bana münâcaat etme tadını ona haram kılarım. Ey Davud, dünya tadına sarhoş olan âlime Benden sorma; sonra sevgi yolumu sana kapar. Bu zümre; kullarımın yol kesenidir. Ey Davud, Bana; candan talip olanı görürsen, hadimi ol. Ey Davud, her kim maddî şeylerden Bana kaçarsa; onu şehit defterime yazarım. Her kimi; şehit defterime yazarsam, ateş azabına hiç atmam.”

(El-Mürşidü'l-Emîn ilâ Mev'izeti'l-Mü'minîn’den…)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100