Beklenen görüşme gerçekleşirken en çok merak edilen, tüm kamuoyunun kilitlendiği PYD konusunda ses çıkmadı.
Ortada kuyu var yandan geç… Ne ikili görüşmede ve ne de heyetler arasındaki görüşmelerde PYD lafı yok.
Resmî açıklamalara bakalım;
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, görüşmelerde Türkiye-ABD ilişkilerinin stratejik öneminin vurgulandığını ifade ederken, “Ekonomi, ticaret ve savunma alanlarında atılacak adımlar değerlendirilmiştir. PKK ve DAEŞ başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadele masaya yatırılırken, FETÖ terör örgütüne yönelik atılabilecek adımlar görüşülmüştür. Temaslar sırasında Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmeler kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır” bilgisini vermiştir.
Soralım: PKK ve IŞİD terör örgütleri olarak masaya yatırılırken, PKK’nın uzantısı PYD nereye konulmuştur?
Sayın Erdoğan görüşme için “peşrev” demişti. Trump ise zurnada peşrev olmaz diyerek PYD’nin üstünü mü örtüyordu?
Ya da PYD zurnanın zırt dediği yer miydi?
Yağlı güreşte de zurna eşliğinde peşrev vardır ama orası er meydanıdır. Trump’a gelince er meydanına çıkacak yürek göremiyoruz onda. Nitekim ABD’nin operasyon örgütü olarak sahaya sürdüğü PYD’ye terör örgütü demeye dili varmadığı gibi, cesareti de yoktur.
Ortadoğu’da güç kaybeden ABD’nin türlü çeşit manevralarına kanmayalım. ABD’nin bir yandan terör örgütleriyle mücadele edelim derken diğer yandan kirli emelleri için himayesine aldığı terör örgütüne her türlü desteği vermesi, Trump’ın stratejik açmazı ve taktiksel yalpalamalarıdır.
Görüşmelerde PKK ve IŞİD’le birlikte FETÖ’nün de masaya yatırılması bize uzatılan havuçtur. Sopaya gelince o da PYD’dir.
Aslında bize söylenmek istenen, “kırk katır mı, kırk satır mı”…ne fark eder? Uyanık olalım yeter! 
Dipteki mayın duruyor. Üstündeki etiket PYD’dir. Etiketi kaldırdığımızda göreceğimiz, Sevr’dir, Kürdistan’dır, Büyük İsrail’dir ve de hepsini barındıran Ortadoğu’da hayalledikleri yeni düzenin adı Büyük Ortadoğu projesi (BOP) ya da Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’dir (GOP). İki ucu BOP’lu değnektir.
ABD’nin yeni manevralarına ya da ezelden aşina olduğumuz havuç-sopa taktiğine karşı rotamız bellidir: Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)
Rotamızı belirleyecek kerterizi zaten Prof. Dr. Haydar Baş çoktandır işaret ediyor ve uyarıyordu.
ŞİÖ, Soğuk Savaş’ın başlangıç yıllarının, Soğuk Savaş koşullarının, Soğuk Savaş’ın son dönemlerinin ürünü değildir. Soğuk Savaş bittikten sonra kurulmuştur.
ABD’nin tek kutuplu dünya düzeni dayatmalarına, küresel hükümranlığına, rakipsiz süper güç olma iddialarına karşı, Rusya ve Çin öncülüğünde kurulan ŞİÖ, genişleme ve derinleşme konusunda aceleci değil, sabırlı, temkinli davranmıştır.
Türkiye’nin ŞİÖ’yü kapsamlı, tutarlı bir seçenek olarak görmesi, sadece Batı’ya karşı elini güçlendirmekle kalmayıp, Türkiye’nin önüne çok zengin ekonomik, diplomatik, politik seçenekler de sunacaktır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100