Geçtiğimiz günlerde ABD’nin başkenti Washington’daki tarihi Washington Ulusal Katedrali’nde ilk kez Cuma namazı kılındı. Burada Bazı Amerikan başkanlarının göreve geldiğinde yemin törenlerinin gerçekleştirildiği ve yine ABD başkanları ve diğer önemli devlet görevlilerinin cenaze merasimlerinin yapıldığı biliniyor.. Kilise liderleri ve ülkedeki önde gelen İslam liderleri, Katedral’de kılınan bu Cuma namazının, dinci radikallerin İslam’ı kullanarak yaydıkları kin ve nefrete karşı, bütün dünyaya iki din mensuplarının yan yana barış içinde yaşayabileceği mesajı verdiğini savundular.
Güney Afrika Büyükelçisi bu ibadetin Amerika’da yaşayan üç milyon Müslüman’a, Hıristiyanların çoğunlukta olduğu bu ülkedeki hoşgörüyü gösterdiğini ve Müslümanların kendi çoğunlukta olduğu ülkelerde de aynı hoşgörüyü dini azınlıklara göstermelerini umduğunu söyledi.
Amerika'nın Müslümanlara olan "hoşgörüsü" herkesin malumu.. Irak'ta Amerikan askerleri tarafından zevk için havaya uçurulan cami görüntüleri henüz hafızlarda tazeliğini koruyor. Irak'ta Binlerce Müslüman öldürüldü, işkence gördü, tecavüze uğradı, evinden yurdundan edildi. Küba'da bulunan ve Müslüman "terör şüphelilerinin" kapatıldığı Guntanamo Amerikan üssü ve Irak'taki "direnişçilerin" konduğu Ebu Garib Hapishanesi, işkence merkezleri olarak tarihe geçti.
2008'de aralarında bir Türk doktorun da bulunduğu 6 doktor, ABD güçlerinin Guantanamo, Ebu Garib ve Bagram'da yaptığı işkenceleri raporlaştırdı.
Rapora göre yapılan işkencelerden bazıları şöyle: Kaba dayak ve duvara fırlatma, köpekle korkutma, dinsel, fiziksel, cinsel aşağılama, tecavüz, tutuklunun ailesine zarar verme, aşırı ışık ve sesle duyuları etkisiz hale getirme, aşırı sıcak ya da aşırı soğuğa maruz bırakma, bilgi almak için ya da direnci kırmak için enjeksiyon verme, elektrik şoku, temel ihtiyaçlardan mahrum etme.
Bunun gibi binlerce örnek vermek mümkün…
İşte ABD'nin Müslümanlara gösterdiği hoşgörü…
Henüz geçtiğimiz hafta İsrail askerleri Mescid'i Aksa'ya girip Kur'an-ı çiğnedi, bunu protesto eden birçok Müslüman tutuklandı.
Diyalog, hoşgörü, barış niye buralara uğramıyor?
İyi bilelim ki Dinlerarası Diyalog projesi İslam ümmetini Hıristiyanlaştırmak, haçlıya karşı direniş ruhunu kırmak için ortaya konmuş çok yönlü ve geniş kapsamlı bir plandır.
Maksat: İslam'la Hıristiyanlığı eşitlemek suretiyle işgal edilen yerlerdeki direniş ve cihat ruhunu kırmak. Ne diyor Cuma namazını organize edenler "Katedral’de kılınan bu Cuma namazının, dinci radikallerin İslam’ı kullanarak yaydıkları kin ve nefrete karşı, bütün dünyaya iki din mensuplarının yan yana barış içinde yaşayabileceği mesajı"nı vermek.. Bu ifadelerin açık şekli şudur: "işgal edilen ülkelerdeki Müslümanlar herhangi bir şekilde bir direnç göstermemeli, haçlıları sevgiyle karşılamalı. Topraklarını, kaynaklarını sömürmelerine karşı çıkmamalı. Kendi ülkelerindeki Hıristiyanlarla da bir ve beraber olmalı… Camilerini Hıristiyan ayinlerine açmalı.. Yoksa dinci radikal, İslamcı terörist olurlar. Ve Guantanamo, Ebu Garib gibi işkence merkezlerini boylarlar…
ABD'de yaşayan 3 milyon Müslüman da  bu ülkenin ne kadar hoşgörülü olduğunu görmeli ve ona göre davranmalı yani ayağını denk almalı.."
Ülkemizde de diyalog projesi çerçevesinde "üç hak din" gibi batıl bir kavramı ortaya attılar. Hıristiyan bir erkekle Müslüman bir kadının evliliğini "devrim" olarak lanse ettiler. Papazlara, hahamlara iftar sofralarında dualar yaptırdılar." Ehli kitapla amentüde ittifakımız var" diyerek (ki bu Kur'an'ın hakikatlerini inkâr etmek demektir) bu milletin imanıyla oynamaya çalıştılar. Maksat hep aynıydı.  İmanını ve vatanını savunma refleksini kaybetmiş, kimliksiz, kişiliksiz yığınlar oluşturmak..
İyi bilelim ki, bu deccal fitnesinin ta kendisidir. Türk milleti ve İslam âlemi bu fitneye karşı uyanık olmak zorundadır. Diyalog projesinin temelinde yatan üç hak din iddiası bir safsatadan ibarettir. 
Zira;
"Allah katında din ancak İslam'dır" (Al'i İmran-19) 
"Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır" (Al'i İmran-85)
Müslümanlar, dostlarını ve saflarını seçerken Ebu Garib ve Guantanamo'da yaşananları bir kez daha düşünmeli ve Dinlerarası Diyalog söylemleri ile değil; 
"Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar yalnızca birbirlerinin dostlarıdırlar. Ve hanginiz onları dost edinirse, kesinlikle onlardan olur. Allah zalimler topluluğuna doğru yolu göstermez" (Maide-51) 
İlahi düsturuyla hareket etmelidirler… Aksi takdirde dünyanın pek çok yerinde akan Müslüman kanı, akmaya devam edecektir…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100