Dolar zirvelerde, tedbirler cılız, yönetim çaresiz.
Özelleştirilen kelepir varlıklar ve ballı faize, üşüşen leş kargaları malı götürürken, dolarlar yağıyordu.
İşler yolundaydı, miras peşkeş çekilir, varlıklar talan edilirken iktidarın havasından geçilmiyordu.
Döviz akışının, doları 1.625 liradan 1.145 seviyesine düşürmesi başarı, ucuz dolar ile getirilen ithal ürünlerin piyasaya sürülmesi enflasyonda güzelleme, varlık satışı ve borçlanma maharet olarak sunuluyordu. Övgüler, alkışlarla kalpler kazanılıyordu.   14 yıl, har vurduk, harman savurduk.
Yurt dışında (-)eksi faizler konuşulurken, 
FED faiz artırabiliriz dedi, ralli tersine döndü.
Doların evine dönme ihtimali tedirginliğe, varlık fiyatlarında düşüşe, döviz ve faizde yükselişe sebep oldu. FED'in parayı kısma korkusu, döviz açığı olanların kapama iradesi, hisse ve emtia fiyatlarını geriletti, dövizi uçurdu. 
Ciro ve kârların düşmesi, komşular ve dünya ile kavga tedirginliği tetikledi, döviz zirveye çıktı.
Yabancı para ve aklın egemen olduğu Neoliberal model ile 14 yılda, -881 milyar dolar dış ticaret açığı, 695 milyar dolar faiz zarar yazmıştık. 
''Gökten ne yağmış ta yer kabul etmemiş'' diyerek yabancı sermayenin banka ve varlıklarımızı ele geçirmesine güzelleme yapanlar, günün sonunda; soyulduklarının farkına vardılar.
Bu yıl, vadesi gelmiş 166 milyar dolar döviz borcu ve asgari 34 milyar dolar cari açık toplam 200 milyar dolar bulmamız şart. 
Bankaların DTH hesabındaki, bireylere ait 89 milyar dolar, şirketlere ait 56 milyar dolar döviz, firmalara kredi olarak verilmiş harcanmıştır. Piyasaya müdahale sebebiyle, rezervi 92.1 milyar dolara düşen TCMB'nın kasasındaki paranın; 64 milyar doları bankaların rehin koydukları munzam karşılıklar, 16 milyar dolar değerinde İngiltere’de emanet altın bakiye kullanılabilir birkaç milyar dolar yangını söndürmeye yetmeyecek.
Piyasalar yanarken, başbakan; "Dolardan bize ne? dolsa ne olur, dolmasa ne olur?" diyor.
Suçu ona buna atma telaşı; Gezi tertipçileri, 17/25 Aralık, FETÖ, PKK, Amerika, İngiltere, İsrail, Türkiye’yi kıskananlar, çekemeyenler, dış mihraklar dendi de, sıra iktidara gelmedi.
Özelleştirme ve borçlanma yoluyla yağan paralar uçup gidince; 
"Dolar bozdur" dendi, olmadı.
''Tulumbaya su" feryadı da işe yaramadı,
"Yastık altı gelsin" talimatı, o da bekleneni vermeyince;
"Dolar bozdurmayan teröristtir" tehdidi de işe yaramayınca;
"Fedakârlık yapanı ödüllendireceğiz" yalvarmaları, günü kurtarmaya yönelik atraksiyonlar da nereye kadar?
Hem, darbe ertesi, cumhurbaşkanının talimatı ile 2.5 milyar dolarını ($=2.95) satanlar, son tahlilde bugün geri alsalar 600 milyon dolar zarar etmiş, alanlar kazanmıştır. 
Toplamda satılan döviz 13 milyar dolar hangi bankanın kasasındadır? İhtiyaç halinde arz etmez ise; terörist muamelesi görecek midir? 
Millet dolar basmıyor ki; 200 dolar veya korkusundan 200 bin dolar bozdursa hangi ihtiyacı karşılayacak?
İktidarın açıklamaları, ''laf olsun torba dolsun'' kabilinden ekonomi idaresinden bihaber, sorunu çözmekten çok uzak ifadeler olduğu açıktır. Alâyıvalâ ile şişirilerek getirilen IMF dervişleri eliyle, işgal ve tükenişin finalini yaşıyoruz.
Karar vericilerin cehalet ve iş bilmezliği, para sihirbazları tarafından iyi değerlendirilmiş, ülke ağır tavizlerin koparılacağı noktaya taşınmıştır.
Akl-ı selimi dinlemeyenler, aciz.
Ülkeyi teslim almada kullanılan maymuncuk mesabesindeki döviz, 3 sebeple tercih edilmiştir. 
1-Tasarruf (biriktirilen paranın değerini enflasyondan korumak). 
2-İthalat.
3-Sermaye (yatırımlar için uzun vadeli kredi ihtiyacına çare olarak yabancı para, özellikle de dolar özendirilmiştir.)
Oysa; Prof. Dr. Haydar Baş, 2002'de ecnebinin parasına da aklına da hayır, deyip Milli Ekonomi Modeli’ni (MEM) millete arz etmiş, dövize olan ihtiyacı boşa çıkarmış, sömürü ve işgale dur demişti.
Para ihtiyacı, 3 katrilyon değerindeki yeraltı madenlerinin yüzde bir kısmı (30 trilyon dolar)raporlanacak mahkeme kararı ile T.C. hazinesine teslim edilecek, karşılığında madenlere dayalı dünyanın en güçlü Türk lirası (milli para) ihtiyaç olduğu kadar dolaşıma sürülecekti. Değerli madenlere dayalı güçlü Türk Lirası, birikimlerin değerini enflasyondan koruyacaktı. Unutmayalım ki; yastık altına koyduğumuz "dolar", hem karşılığı olmayan hem de enflasyona tabidir.
İthalat ve ihracatta dolar-devre dışı bırakılacak, milli paralar devreye konulacaktı.
Sermaye ihtiyacı, uygulanan "sıkı para" politikası yüzünden, "para kıtlığı" dolayısıyla "yüksek faiz" mağduru iş alemi, yatırımlar için içerde bulamadığı uzun vadeli krediyi temin için dışarı yöneltilmiş, borçlandırılmıştır. 
Emisyon, GSMH oranında genişletilecek, iç dolaşımdaki döviz madenlere dayalı güçlü TL ile değiştirilecek, tüketim ve üretim sıfır faizli uzun vadeli kredi ile desteklenecek, sermaye ihtiyacı karşılanacaktı. Türkiye büyüdükçe büyüyecek, kâinat devleti olacaktı.
Son tahlilde; dövize ihtiyaç olmayacak, ekonomi yabancı tahakkümünden, teslim alma operasyonlarından kurtulacaktı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100