(dünden devam)    Yanılmıyorsam! 2014 yılbaşı akşamı İncirlik’teki bir grup coni, ellerinde içki şişeleriyle yakınlardaki bir camimize girmiş, caminin camlarının kırmış, duvarlarına zarar vermiş ve Kutsal Kitabımızı parçalamışlardı. 
İktidar ve muhalefet olayı kapatmak için neredeyse hiç konuşmadı. Bizler günlerce bu milli ve manevi lekeye karşı millet ve devletimizi uyarıcı yazılar yazdık. Ama ilginçtir! Dün dediğim gibi 90’dan, 2 bine kadar her Cuma, ABD bayrağı yakan, 15 yıldır piyasada görünmeyen dinci medyadan, mücahit (!) kalemlerden vızıltı dışında yine ses ve görüntü alamadık. 
İşte bu dinciler dün medyasıyla, cemaatleriyle, siyasileriyle, “İstanbul, Amerikan genelevi, Türk kızları, Amerikan cariyesi olamaz” diyen gençlerimizin karşısına çıkmışlar ve gençlerimizi silahla, dayakla, kanla susturmuşlar, 77’kerde başlatılan sağ-sol çatışmalarının tohumlarını ekmişlerdi. 
İlginçtir! Bu zulümlerini cihat olarak adlandırıyorlardı. Neden? Çünkü bu gençlerimiz, komünistmiş. 
Peki, kendileri neydi? Said Nursi’nin bu topraklara, bu millete ektiği en zehirli tohumlardan biri olan, İslam ile alakası olmayan “küfr-ü mutlaka (komünizm’e) karşı Ehl-i Kitap (emperyalizm-kapitalizm, Siyonizm) ile dost olmak” inancı. 
Bu inancın ortak paydası Atatürk düşmanlığıdır, cumhuriyettir, demokrasidir. FETÖ malum süreçte tankları çıkardı milletin karşısına yine bu süreci fırsat bilen bu zihniyetin bir başka kanadı ise ‘Atatürk Devrimlerine’ darbe, deme cüretinde bulundular ve günlerdir cumhuriyete üstü kapalı kan kusuyorlar. 
Mesela! Şimdi Milli Gazete yazarı olan o günlerde ise Bugün gazetesinde yazan Mehmet Şevket Eygi, Said Nursi mantığını nasıl savunuyor ve o gençlerimize yapılan zulmü nasıl haklı görüyordu, bir hatırlayalım;  
‘Rusya ve Çin, Allah’ı inkâr ediyor; Amerika ise Allah’a inanıyor. Dini var. Amerika’da İslamiyet’i yayabilmek hürriyeti var. Amerika inançlarımıza hürmet ediyor. Amerika ehvendir (zararsız), ehaftır (hafif). Rusya kızıl kâfirdir. Amerika ise ehli kitaptır.”
İngilizlere, Yunanlılara, Fransızlara karşı verilen Milli Mücadeleye yani bu milletin bağımsızlık mücadelesine düşman Said Nursi’de şöyle diyordu; “Misyonerler ve Hıristiyan ruhanileri, hem nurcular çok dikkat etmeleri elzemdir, ittifak etmeleri lazımdır… Şimal cereyanı kendini müdafaa etmek fikriyle İslam ve misyonerlerin ittifaklarını bozmaya çalışacaktır.” (Emirdağ Lahikası Sayfa, s. 147).
Siyasilerin eliyle hayat bulan, devlet ve milletimizi kuşatan bu emperyalizm sevdası yıllardır bu toprakları sömürüyor, insanımızın kanını içiyor. Bu doymak bilmeyen canavar artık vatanımızı istiyor. İşte 15 Temmuz bu hedefin provasıydı. Bu filmin fragmanıydı. 
Şimdi meselemiz, bu prova sahiplerinin asıl oyunlarını sahnelemelerine müsaade edecek miyiz, etmeyecek miyiz?
Hayır, etmeyeceğiz, diyorsanız Türkiye’deki ABD (NATO) üstlerinin kapatılması için el birliği, dil birliği ile siyasilerimizi harekete geçirmeli ve bu milli isteği yerine getirtmeliyiz. 
Evet, ortada bir devlet-millet kaynaşması, muhalefet-iktidar kaynaşması var. Var ama bu varlığı sürdürebilecek miyiz?
Sayın Erdoğan isyan sonrası Prof. Dr. Haydar Baş’ın yıllardır dile getirdiği “Müslüman öldürmek kafir işidir” gerçeğini ifade etti ve ‘bunu ancak kafirler yapar’ dedi. Artı ‘geldiğimiz noktada, ‘eskiden şunu dedik, bunu söyledik’ demenin anlamı ve gereği yoktur. Bundan sonra önümüze bakma zamanıdır” diyerek, yarına yönelik önemli bir mesaj verdi.
Bu mesajın hayat bulması, milli bütünlüğümüzün devamı, devletimizin hayatta kalabilmesi için Said Nursi ve bugünkü temsilcisi FETÖ ve diğer zihniyetlerin yani Yahudi ve Hıristiyanlarla dost olma, mantığının sonlandırılması lazım. 
Başka! FETÖ’yü bitirmek için onun arkasındaki gücü etkisiz hale getirmek şarttır. Kimdir arkasındaki güç? ABD. 
Aynen 68’lerde olduğu gibi şimdi madem sağcısı da, şalvarlısı da, milliyetçisi de, solcusu da “ABD’ye hayır, diyor.” O zaman yukarıda da dediğim gibi ABD’nin (NATO’nun) üstlerini, askerlerini topraklarımızda istemiyoruz, noktasında birleşmemiz lazım. 
Başka! Madem ki bugün toplumun herkesimi bir araya geldi. Bu birlikteliği siyasi çıkarlara veya şahsi ihtiraslara veya ideolojilere kurban edip, kardeş kavgası çıkarmayalım. Çıkarma gayretine girenleri aramızdan çıkaralım. 
Unutmayalım ki! Ne AB, ne ABD, ne emperyalizm, ne sosyalizm bu milletin mayasıyla uyuşmaz. Bu millet asla esaret altında yaşamadı, figüran olmadı. Tam bağımsızlık için, bağımsız Türkiye için “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE” demek zorunda ve mecburiyetindeyiz.      
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adnan Yılmaz 4 ay önce

Akın bey. Emirdağ lahikası 1944te yazılmaya başlandı. Misyoner ittifakı esasen 1919da tarihçesi hayat eserinin 432.sayfasında aynı cümle ile vardır. Kurtuluş savaşımız'ın 1919da başladığını ve rusyanın yardımlarını dikkate aldığınızda, bu misyoner ittifakının kurtuluş savaşını yürüten vatanseverlere karşı yapıldığı ortaya çıkar. Ayrıca "bozmaya çalışacaklar" ifadesi misyonerler ile ittifakın 1919dan evvel kurulduğunun ispatıdır.