Tokat’ta bir lisemize adını verdikleri Mustafa Sabri’nin milli mücadeleye ihaneti, milli mücadele karşısında yer alması, Mustafa Kemal’in idamı için fetva vermesi gibi ihanet belgelerinden en önemli ikisini hatırlatayım:
Bir: Bu hain Yunanistan’a kaçıyor ve orada Yarın isimli bir gazete çıkarıyor. Gazetede yayınlanan yazısında Türklükten istifa ettiğini şöyle ilan ediyor: 
“Türklükten, şeref ve izzetimle istifa ediyorum. Tövbe Yarabbi Türklüğüme! Beni Türk milletinden addetme!”
İki: İzmir Yunan işgalinde iken İzmir işgal komiserine çıkarak şöyle bir teklifte bulunuyor: Mustafa Kemal’in pençesinden kurtulmak için Batı Anadolu’da Yunan’ın himayesinde bir hükümet kuralım.”
Bu teklif Atina’ya iletiliyor, Yunan Başbakanı teklifi inceliyor Başbakan Gunaris, “Kendi milletini satan hainlere ihtiyacımız yok” diyerek reddediyor.
Tokat’ta imam hatip lisesine adı verilen Mustafa Sabri, Yunanistan’a kaçıp orada “Ben Türk değilim, Türklükten istifa ettim” diye haykırıp Yunan gâvurunun kucağına oturuyor ama Yuna gâvuru bile onu “milletini satan hain” diyerek kabul ediyor.
İyi de böyle bir adama Milli Eğitim Bakanlığı nasıl sahip çıkar?
Milli Eğitim’in bir okuluna nasıl adını koyar?
Adam milli de değil, Türk de değil kardeşim, Türk’e de Türkiye’ye de sövüp saymış Yunanistan’dan. Bulun, Yarın dergisini bakın ne küfürler var.
Milli Eğitim bu hain adına okul açıyor.
İstediğiniz kadar, vatandaştan gelen tepkiler üzerine bu hainin adının yazdığı tabelayı apar topar indirin, tabela inse de “bu zihniyetin tabelası” Milli Eğitimin merkezinde duruyor.
İlginçtir bu topraklardaki tescilli Atatürk düşmanlarının çoğunun ne hikmetse gönlünde tarifsiz bir Yunan-Rum-İngiliz aşkı vardır.
Mustafa Sabri milli mücadele kazanılınca Yunan’a kaçtı.
Mehmet İhsan Efendi, milli mücadele kazanılınca Yunan’a kaçtı.
Atatürk ve milli mücadele düşmanı Şeyhulislam Dürrizade Abdullah Efendi İngiliz muhipleri cemiyetinin emrinde bir kukla idi.
Atatürk düşmanı İskilipli Atıf Hoca, İngiliz muhipleri cemiyeti üyesi idi.
Atatürk düşmanı Kadir Mısıroğlu bir ayağı çukurda olmasına rağmen “Keşke Yunan galip gelseydi” diye hayıflanarak Mustafa Kemal’in Yunan’a attığı tokadın acısını yaşar.
Köşesinde Atatürk’ü sürekli eleştiren Abdurrahman Dilipak’ın durduk yere neden “Hepimiz Rum’uz” diye yazılar yazdığını hala anlayabilmiş değilim.
Bence Atatürk düşmanlarının bu garip Yunan, Rum, İngiliz hayranlığının izini sürmek lazım.
Son söz: Mustafa Sabri tabelası, Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarihindeki en büyük utanç manzumelerinden biri olarak hafızamıza kazınmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Theold 2017-11-19 22:51:30

Makam para...dun ve bugün.

banner122

banner121