Rakka operasyonunun başladığı gün gerçekleşen ABD’nin Genelkurmay Başkanı Dunford’un Ankara ziyareti zamanlama açısından oldukça dikkat çekici…

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford’un ziyareti ABD tarafının talebi üzerine gerçekleşti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile yaptığı görüşme sonrasında yapılan açıklamada, görüşmede Münbiç'ten PYD/YPG terör örgütünün çıkarılması ile Rakka'daki son durum, Musul Harekatı, PYD/YPG terör örgütünün Suriye ve Irak'taki faaliyetleri ve bölgedeki mezhepsel çatışma riski konularında karşılıklı bilgi ve görüş alışverişinde bulunulduğu bildirildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi: “Suriye ve Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasının ve terörizmle mücadelenin müştereken yürütülmesinin öneminin altı bir kez daha çizilmiştir… Müteakip dönemde El-Bab ve Rakka başta olmak üzere, Suriye ve Irak'ta DEAŞ'a karşı ortak mücadele yolları görüşülmüştür…”

ABD’nin, Irak’ta merkezi hükümete rağmen Barzani’yi, Suriye’de Esad yönetimine rağmen PYD’yi desteklediği, silahlandırdığı, ön plana çıkardığı kısaca hem siyasi hem de askeri açıdan çift başlılığı körüklediği bir denklemde Irak’ta ve Suriye’de nasıl toprak bütünlüğü korunacaksa, merak konusu…

Musul ve Rakka operasyonlarında Türkiye’nin terör örgütü kabul ettiği PKK ve de YPG’nin rol alması, Türkiye’nin ise denklem dışı kalması dikkate alındığında hangi müşterek operasyonların altı çizildi, yine merak konusu…

Yoksa, Dunford’un bu ziyareti, Türkiye’ye “Rakka operasyonu YPG ile yapılacak, haddinizi bilin” ziyareti miydi? Talep ABD’den gelince ve zamanlama operasyonun tam başladığı gün olunca, ister istemez böyle bir soru akla geliyor.

Evet, dilerseniz biraz Rakka operasyonunun detaylarına girelim.

Rakka, IŞİD’in başkenti konumunda…

Operasyonun başladığı, YPG’nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) yetkililerinin YPG bayrağı altında ilan etmesiyle öğrenildi.

Operasyonun adı “Fırat’ın Gazabı”, 30 bin SDG’li katıldı.

Operasyona başta ABD olmak üzere ABD’nin koordinasyonunda koalisyon güçleri hava desteği sağlıyor.

Türkiye, Musul’da olduğu gibi denklem dışı…

Türkiye, YPG’nin operasyona katılmaması şartıyla katılabileceğini söylemişti.

SDG sözcülerinden Talla Sello, “Türkiye’nin ya da Türkiye ile müttefik silahlı grupların operasyonda yer almayacağına dair uluslararası koalisyonla kesin olarak anlaştık” demişti.

Pratik olarak görüldü ki, “Türkiye mi, PYD mi?” sorusuna ABD yine “PYD” dedi, Rakka operasyonu, bırakın YPG’nin katılmasını, bizzat YPG unsurlarıyla, onun bayrağı altında yapılıyor.

ABD’li yetkililer, “Biz YPG’ye silah vermiyoruz” diyorlardı; SDG’li Sello ise, ABD öncülüğündeki koalisyondan yeni silahlar aldıklarını ve bunların içinde tanksavar füzeler olduğunu açıkladı.

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, SDG’nin başlattığı Rakka operasyonunu memnuniyetle karşıladıklarını söyledi. Carter, Rakka’nın izolasyonu ve nihayetinde kurtarılması çabalarının, uluslararası koalisyonun sürdürdüğü kampanyanın bir sonraki adımını oluşturduğunu kaydetti.

Yani Rakka operasyonunun YPG ile yapılacağını ABD planladı diyor Carter…

ABD’nin desteğini alan SDG’nin komutanları yaptıkları açıklamada, Türkiye'nin Suriye'nin içişlerine karışmamasını talep ettiklerini bildirdi. Suriye’nin içişlerini karışmamamız gerektiğini ABD’nin desteklediği bir terör örgütünden duyuyoruz.

Hatırlarsanız, geçen hafta ABD'li komutan General Stephan Townsend “kısa süre içinde etkin olabilecek tek gücün içinde YPG'nin de dahil olduğu Suriye Demokratik Güçleri olduğunu” ifade etmişti.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan başka bir ABD’li üst düzey yetkili de aynı şekilde, “SDG, Rakka’yı izole edebilecek en kabiliyetli müttefik güç ve yerel halktan savaşçıların içinde yer almasının SDG’nin önemli bir avantajı olduğuna inanıyoruz” dedi. Amerikalı kaynak, müttefikleri ve ortaklarıyla Rakka’nın kurtarılmasını ve kurtarılmasının ardından IŞİD’in geri dönmesini önlemek için sahayı kimin tutacağını planlamaya devam edeceklerini de belirtti.

Operasyonu yapanların YPG olduğunu düşünürsek, sahayı tutacak iradenin de elbette ki YPG olarak planlandığını ifade edebiliriz.

Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki, ABD’nin bölgedeki müttefiki Türkiye değil, Irak’ta Barzani ve Suriye’de PYD… O halde ABD, Türkiye’yi niçin Suriye bataklığına çekti diye sorarsanız, bunun Türkiye’deki gelişmelerle alakası olduğunu, Türkiye içinde bir iç savaş planlandığını, aynı zamanda bölgemizde ve ülkemizde mezhepsel ve etnik savaşların planlandığını ve de nihai anlamda da BOP’un asıl hedefi olduğumuzu hatırlarız.

İşte Prof. Dr. Haydar Baş, Suriye’deki operasyonları durdurup kendi iç güvenliğimize yoğunlaşmamız gerekir derken bizi bu tehlikelerden koruma adına bunu söylüyor.

Dikkate almayıp bizi her fırsatta satan ABD’nin ipiyle inmeye devam edersek, Sayın Baş’ın uyarılarındaki haklılığını bir kez daha görmüş olacağız; tavsiyelerini dikkate alıp, çözümlerine kulak verirsek de çıkış yolundaki haklılığını görmüş olacağız.

Tercih sizin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.