21 Temmuz 2018 Cumartesi 13:15
Şaşırtan açıklama! 'Çözüme engel Rumlar değil'

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, temaslarda bulunmak üzere geldiği İngiltere'de, Anadolu Ajansının (AA) Londra ofisine ziyarette bulundu.

Buradaki konuşmasında, "Şu anda içerisinde bulunduğumuz dönemde, uluslararası toplum açısından bir samimiyet testi ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum" diyen Özersay, bunun neden bir "samimiyet testi" olduğunu ise şöyle anlattı: "Kolay olan şey Kıbrıs Rum tarafını suçlamaktır. 'Kıbrıs Rum tarafı çözümü istemediği için çözüm olmuyor' derseniz bu bir alt doğrudur ama doğrusunun esası değildir. Doğrunun esası, biz acaba Kıbrıslı Rumların yerine kendimizi koysak o şartlarda 'Biz çözümü ister miydik' diye kendi kendimize sormak durumundayız. Şunu söylemeye çalışıyorum: Biz eğer bugün Kıbrıs'ın kuzeyinde KKTC olarak bütün adayı temsil eden bir devlet olarak kabul edilmiş olsaydık biz eğer bugün Avrupa Birliği’nin (AB) içerisinde olsaydık ve Yunanistan AB’nin dışında, AB’ye girmeye çalışan bir ülke olsaydı ve Türkiye de AB’nin tam üyesi bir ülke olsaydı, bugün eğer doğal zenginlik, doğal kaynak Kıbrıs’ın kuzeyindeki sahillerde bulunmuş olsaydı ve biz çok sayıda uluslararası şirketle bu konuda anlaşmalar yapmış olsaydık ve bu kaynakları çıkarmanın eşliğinde olmuş olsaydık acaba kapsamlı bir çözüme 'tamam' deyip, yönetimi ve zenginliği Kıbrıslı Rumlarla paylaşır mıydık? Empati yapacak olursak eğer bu sorunun çözülmüyor olmasının aslında asıl sorumluluğunun bu şartları yaratan uluslararası toplum olduğunu, yani Kıbrıs Rum tarafını böyle bir comfortable (rahat) bir pozisyon içerisine sokan, bu şartları yaratanın uluslararası toplum olduğunu görürdük. Uluslararası toplumun, eğer Kıbrıs sorununun çözümü konusunda samimi olduğunu iddia edenler varsa bu samimiyeti test etmenin zamanıdır diye düşünüyorum."

'Türkiye'nin garantisi olmazsa olmazdır'

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 44. yıl dönümüne de değinen Özersay, "1974’ün öncesi Kıbrıs Türkü için karanlık günlerdir. Böyle bir harekatın yapılabilmiş olmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi aslında 1960 yılında yapılmış olan Garanti Antlaşması'dır" dedi.

Böylesine bir hukuki zeminin eksikliği halinde Türkiye'nin ya bu harekatı yapamayacağını ya da yaptığında uluslararası toplumdan alacağı tepkinin çok daha farklı olacağını vurgulayan Özersay, "O nedenle, bundan sonrasına ilişkin olarak da Kıbrıs Türkü açısından Garanti Antlaşması bir biçimde bir garanti sistemi, olmazsa olmazdır. Bu onun göstergesidir. 1974'ün kendisinden bahsederken sanki Kıbrıs'ta hiçbir şey yokken Türkiye böyle bir müdahale yapmış gibi davranılması doğru değildir. Onun çok kısa süre öncesinde Kıbrıs'ta bir darbe olmuştur, üstelik bir başka ülkenin, Yunanistan'ın Kıbrıs'ta yaptırdığı bir darbe vardır" şeklinde konuştu.

AA

Son Güncelleme: 21.07.2018 16:26
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.