03 Şubat 2012 Cuma 12:02
1310 Okunma
30 kritik gün

YENİ MESAJ - ANALİZ

Fransa'da önce Millet Meclisi (22 Aralık 2011) ardından da Senato'da (23 Ocak 2012) onaylanan “yasa tarafından kabul edilen soykırımların inkârının cezalandırılmasına ilişkin yasa teklifi” iptal amacıyla 142 Fransız parlamenterin imzasıyla Anayasa Konseyi gündemine taşındı. İptal başvurusu Senato ve Millet Meclisi cephelerinden ayrı ayrı yapıldı. Senato'da 77, Meclis'te 65 imza toplandı. Anayasa Konseyi'ne başvuru için parlamentonun her iki kanadının en az birinden asgari 60 imza toplanması gerekiyordu.

Başvuru dilekçelerinde iptal talebine gerekçe olarak yasa teklifinin Fransız Anayasası\'na aykırı olması gösterildi. Bu tür bir yasal düzenlemenin yasama organının yetkilerini aştığı, Anayasa'nın yasama organına tarihi gerçeklerle ilgili görüş belirtme ve bu alanda cezai yaptırım uygulama hakkı tanımadığı vurgulandı. Yasa girişimine temel oluşturan 2008 yılında çıkarılmış AB Çerçeve Kararı'nın geçmiş değil günümüzle ilgili suçlara yaptırım öngördüğü hatırlatıldı. Başvurucular, yasa girişiminin ırkçı kine teşvik ve çağrının olmadığı bir ortamda ifade ve düşünce özgürlüğünü ihlal edeceği görüşünü de dile getirdi. Anayasa Konseyi'nin şimdi en geç 30 gün içinde parlamentodan geçen yasa teklifinin Fransız Anayasası\'yla uyumlu olup olmadığına karar vermesi gerekiyor. Bu süre, hükümetin \'hızlandırılmış süreç\' talebi üzerine 8 güne kadar inebiliyor.

Hukuksal açıdan normal değil

Daha birkaç gün öncesine kadar, yasa teklifinin Millet Meclisi ve Senato'da kabulünün ardından yasalaşacağı konusunda kuşku kalmadığı yorumları yapılmaktaydı. Ermeni diasporasının bazı temsilcileri, 23 Ocak pazartesi gecesi Senato binasında yasa teklifini taşıyan Fransız parlamenterlerle medya önünde pozlar vermişti. Ancak, yasa teklifinin hukuksal açıdan Fransa'nın gelecekte başına açacağı potansiyel sorunları dikkate alan çok sayıda Fransız milletvekili ve senatör de aynı anlarda işin henüz bitmediğini, Anayasa Konseyi'ne iptal için başvuru hakkının bulunduğunu hatırlatıyordu. Bunlar arasında Anayasa Konseyi'nin eski başkanı ve eski senatör Robert Badinter de vardı. Badinter, 15 Ocak 2012 tarihinde konu hakkında “Le Monde” gazetesinde yayımlanan makalesinde, “Beşinci Cumhuriyet altında Parlamento'nun yetkileri Anayasa tarafından sınırlandırılmıştır. Parlamento her konuda karar alamaz. Özellikle de kuvvetler ayrılığı ilkesi bakımından, bir soykırım suçunun herhangi bir dönem ve yerde gerçekleştirildiğine karar vermek konusunda kendini ulusal veya uluslararası bir yargı organının yerine koyamaz” ifadelerini kullanmıştı.

İşin bir başka boyutu ise, Türkiye'yle iş yapan Fransız şirketleri iki ülke arasında gelinen noktadan artık ürkmekte. Bu şirketler, Türkiye'nin 2001 Türkiye'si olmadığını ve kendilerine özellikle bu kriz ortamında para kazandıran bir ülke olduğunu düşünüyorlar. Bu nedenle yasa teklifi Parlamento'nun her iki kanadından geçtikten sonra erişebildikleri Fransız vekilleri harekete geçirdiler.

Uluslararası konjonktür, Türkiye'nin bulunduğu coğrafi bölgede olup bitenler veya yakın gelecekte olup bitebilecekler ve Türk-Fransız ticari ilişkileri dikkate alındığında Fransa'nın da oturup bir muhasebe yapması gerektiğini, iki ülke ilişkilerini Paris'te yakından takip eden herkes açıkça dillendiriyor.

Çok sayıda Fransız milletvekili ve senatör de yasa teklifine karşı, gerek bireysel bazda gerekse siyasi grup bazında mobilize oldu. Millet Meclisi\'nde Türk Dostluk Grubunun başkanı Michel Diefenbacher başı çeken isim oldu. Diefenbacher Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin iktidar partisi Halk Hareketi Birliği (UMP) üyesi ve bu yıl Haziran ayındaki genel seçimlere yeniden aday olacak. Meclis'te toplanan 65 imzanın 52'si Sarkozy'ye destek veren UMP ve Yeni Merkez\'in (NC) gruplarından gelmesi dikkat çekiyor.

Halk tarafından doğrudan seçilmeyen Senato kanadında ise girişime jakoben Fransız solunun temsilcisi olan Avrupa Demokratik ve Sosyal Birliği (RDSE) grubunun başkanı senatör Jacques Mezard öncülük etti. RDSE grubuna en güçlü destek Merkez ve Yeşiller gruplarından geldi. Ancak toplam 77 imzanın toplandığı Senato'da en fazla imza, 22 senatörle, yönetimi yasa teklifine taraftar olan ana muhalefetteki Sosyalist Parti'nin grubundan geldi. UMP grubundan ise 18 imza toplandı.

Sarkozy neden imzalamadı?

Öte yandan, tüm bu sürecin etrafında soru işaretleri de yok değil. Anayasa Konseyi'ne başvuru amacıyla imzaların 24 Ocak'tan itibaren toplanmaya başlandığı herkes tarafından biliniyordu. Öyleyse Cumhurbaşkanı Sarkozy, yasayı son 8 gündür neden imzalamadı? Bu bilinçli bir tavır mıydı? Yoksa kimilerinin öne sürdüğü gibi, “yasama geleneğine uyup kendisine imza için ayrılan yasal 15 günlük süreyi bekleme zorunluluğu” mu hissetti? Böyle bir durumda, yasanın Anayasa Konseyi'nden dönme ve uluslararası planda neredeyse komik duruma düşme riskini neden göze aldı? Yeterli imzaya ulaşılmasını beklemiyor muydu? Tüm bunlar netlik kazanmış değil. Fransa'da politik skandalları ortaya çıkarmakla ünlü haftalık hiciv gazetesi “Le Canard Enchaine”, Sarkozy'nin danışmanlarının 25 Ocak Çarşamba günü, imza toplama girişimine öncülük eden parlamenterleri arayıp baskı yaptığını ama bu baskının sonuçsuz kaldığını yazıyor.

Anayasa Konseyi ne karar vereceği gelecek haftalarda belli olacak. Fransa'nın, aralarında ülkenin iki eski cumhurbaşkanı Giscard d'Estaing ve Chirac'ın da bulunduğu akil adamları yasayı onaylayabilir, iptal edebilir veya bir ara formül bulup üzerinde rötuş yapılması için Parlamento'ya iade edebilirler.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100