04 Eylül 2011 Pazar 00:00
1005 Okunma
Batı'nın Suriye stratejisi
Batılı ülkeler, Esad rejimini yaptırımlar yoluyla değişime zorlamaya çalışıyor, askeri müdahaleyi gündeme getirmek istemiyor. Bunda Suriye'nin 25 milyon nüfusa sahip olmasıyla İran ile ilişkisi etkili ~|~

Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Suriye'ye uygulanan yaptırımları petrol ambargosu ile sertleştirmeyi planlıyor. Böylece Şam yönetiminin rejim karşıtlarına uyguladığı şiddete son vermesi ve Beşar Esad'ın bu kez geri adım atması hedefleniyor. Suriye ürettiği petrolün yaklaşık yüzde 90'ını Avrupa ülkelerine ihraç ediyor. Almanya da 2010 yılında yüzde 32'lik petrol ithalatı ile en büyük alıcılar arasındaydı. Ne var ki, Suriye'nin petrolden kazancı gelirinin yüzde 30'unu oluşturuyor. Bu nedenle de Avrupa, Suriye'nin küçük ölçekli bir tedarikçi olduğu kanısında. Avrupa'nın ambargo uygulaması halinde, Çin'in Suriye petrolüne talip olacağı tahmin ediliyor. Ayrıca, en kötü senaryoda, Suriye'nin petrolünü satacak bir ülke bulamaması durumunda, bunun ülke ekonomisine büyük etkileri olacağı öngörülmüyor. Zira Libya yaklaşık 6 aydır petrol ihracatını durdurmuş durumda ve yine Irak'ta da Saddam Hüseyin'in devrilmesinden bu yana petrol ihracatı rayına oturmuş değil. Bu iki ülkede de petrol ihracatının aksamış olması, rejimlerin tutumunu gevşetmesine yol açmadı.
Peki, Libya'ya askerî müdahale kararını çabucak alan NATO'nun Suriye'de benzer bir yöntem izlememesinin nedeni ne? Irak ve Afganistan'dan birliklerini geri çekmeye başlayan ABD başta olmak üzere, AB ve NATO da Libya'dakine benzer bir askerî müdahaleye sıcak bakmıyor. Bunun sebebi, sadece devletlerin savaş yorgunu olması değil tabii ki. Sebep, Suriye'deki ihtilafın karmaşık bir yapıya sahip olması.

Suriye kalabalık bir ülke
Libya'ya kıyasla, Suriye'nin nüfusu çok daha büyük. Suriye'nin nüfusu Libya'nın 6 milyonluk nüfusunun yaklaşık dört katı büyüklüğünde. Rejimin devrilmesi ya da sadece şiddetli çatışmaların geniş bir alana yayılması durumunda, bunun komşu ülkelere ve tüm Orta Doğu'ya öngörülmesi mümkün olmayan etkileri olacağı tahmin ediliyor. Avrupa ülkeleri ve diğer devletler daha önce bölgede ne çatışmaları sonlandırabilmiş, ne de sorunları çözebilmiş olduklarından, zaten var olan yangının daha da büyümesinden çekiniyorlar.

Suriye İsrail karşıtı, İran yanlısı
Suriye'nin bölgedeki konumuna ilişkin sorunlar çok yönlü. Suriye, başarısızlıkla sonuçlanan birçok barış görüşmesine karşın, Ortadoğu krizinde İsrail karşıtı son ülke konumunda. Şam Filistinlilerin uzlaşmadan yana olmayan kanadının merkezi; Hamas lideri Halid Meşal'in Şam'da yaşaması da bunun bir göstergesi. Bu nedenle İsrail, Suriye'deki gelişmeleri kaygı ile izliyor. Öte yandan Şam yönetimi, tarihi ve siyasi nedenlerden dolayı, İran'ın da destek verdiği Lübnan ile de sıkı bağlara sahip. Her ne kadar Tahran yönetimi, kısa süre önce Şam'a halkın taleplerini yerine getirme çağrısı yapmış olsa da, Suriye İran'a destek veren tek Arap ülkesi konumunu koruyor. Bölgedeki diğer bir komşu olan Irak ile de ilişkiler de önemli bir etken. Suriye Irak ilişkileri Saddam Hüseyin'in devrilmesinden sonra daha ılımlı bir hal aldı. Zaman içinde Saddam Hüseyin'in Baas partisine kardeş partisi ile yaşanan ihtilaf yatıştırıldı. Ancak yine de Suriye, Irak'taki yönetim değişikliği ve Iraklı mülteciler nedeniyle sorunlar yaşıyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100