25 Şubat 2017 Cumartesi 15:55
Boşnaklardan kritik hamle!

Bosna-Hersek’in geçen hafta Sırbistan'a karşı yeniden soykırım davası açma konusunda aldığı karar, bu iki komşu ülkeyi diplomatik krizin eşiğine getirdi. Uluslararası Adalet Divanı 2007’de Sırbistan’ı savaş suçlusu olmaktan çıkaran bir karar almıştı; gerekçe ise delil yetersizliğiydi.

Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Boşnak üyesi Bakir İzetbegoviç ise bu kararının yeniden gözden geçirilmesi için başvuru yapacaklarını açıklamıştı. Lahey’in 2007’de verdiği kararın gözden geçirilmesi için gereken 10 yıllık süre Şubat ayında doluyor. İzetbegoviç’in bu hamlesinin Belgrad’dan çok Bosna-Hersek'teki özerk Sırp Cumhuriyeti'nin fiilî başkenti olan Banya Luka’yı ilgilendirdiği ve dolayısıyla Sırp Cumhuriyeti’nin son dönemde attığı ayrıştırıcı adımlara karşı bir cevap olduğu yorumları yapılıyor.

Başta Cumhurbaşkanı İzetbegoviç olmak üzere Boşnak siyasetçilerin yeniden başvuru hakkını kullanmak istemesinin altında, bölgesel dengeler ve Balkanlarda ciddi rolleri bulunan AB, NATO ve Rusya arasındaki güç çekişmeleri gibi sebepler yatıyor.

Lahey’in kararı siyasi

Lahey’in on sene önce verdiği karar, Sırbistan’ın 90’lı yıllarda işlenen soykırım suçlardan yasal yollarla sorumlu tutulmasını engellemişti. Bu nedenle, savaşta 100 bin canı kurban veren ve Bosna-Hersek’in yarısından fazlasını oluşturan Boşnaklar, bu karara karşı memnuniyetsizliklerini her fırsatta dile getirdiler.

On yıl önceki karara tepkili olan Boşnakların, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın objektif bir karara varmadığına, dönemin siyasal ve jeopolitik konjonktürüne göre karar aldığına dair şüpheleri var. 2000’li yıllarda Sırbistan uluslararası toplum tarafından bölgenin ‘şımarık ve sorun çıkaran çocuğu’ olarak görülüyordu.

Sırbistan’ın bir an önce ‘normalleştirmesi’, bölgenin huzurunu dert edinen bölge güçleri nezdinde daima bir gündem maddesiydi. Uluslararası topluma göre, siyasi çabalarla Sırbistan’ı Avrupa Birliği (AB) ve NATO’ya entegrasyon raylarına sokmak gerekiyordu.

Fakat bir sene sonra uluslararası toplum Kosova’nın bağımsızlığını tanıdığında, Sırbistan için zor olan bu süreçte, onu hâlâ rayda tutacak bir şeylere ihtiyaç vardı. Dönemin şartları göz önüne alındığında, Lahey’in kararı şaşırtıcı değildi. Ancak Srebrenica’da öldürülen Boşnakların yakınları, bir kez daha jeopolitik dengelerin kurbanı oldular.

AB ve NATO perspektifinden Lahey kararı

Lahey nezdinde atılan bu adımın doğru düşünülüp düşünülmediğini anlamak için, bölgeden uzaklaşıp meseleye küresel boyutta bakmak gerek. Küçük ulus devletlerden oluşan Balkanlarla ilgili birçok karar bölgede değil, diğer güç merkezlerinde alınıyor. Bölgenin başkentleri AB ve NATO’ya üyelik süreçlerinde ilerliyor.

Kısa bir süre önce Hırvatistan AB ve NATO’nun, Arnavutluk ise şimdilik sadece NATO’nun yeni üyesi oldu. Bölgedeki diğer ülkeler de bu yönde ilerlemeyi en önemli milli hedef olarak görüyor. AB ve NATO’nun bölgedeki son derece güçlü varlığından dolayı, Boşnak siyasilerin Lahey mahkemesinin kararını yeniden sorgulayacak bir adım atması, bu kurumları elbette yakından ilgilendiriyor.

Son yıllarda uluslararası düzeyde yaşanan çekişmeler bölgede de yankılanıyor. Özellikle Ukrayna ve Kırım krizinden sonra NATO ve Rusya arasında yaşanan ‘soğuk savaş’, Balkanlarda yakından takip ediliyor ve bazı siyasi kararlar bu çekişmelere göre alınıyor.

Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Milorad Dodik’in Moskova’ya olan yakınlığı, AB ve diğer Batılı devletler ve kurumlar açısından büyük bir endişe kaynağı. Batılı siyasetçiler, Sırp Cumhuriyeti’nin Putin’in Balkanlardaki uydusuna dönüşme tehlikesinin uzak bir ihtimal olmadığının farkında ve bunu önlemek için ellerinden geleni yapmaya hazır olduklarını da birçok kez açıkladılar.

Nasıl bir karar çıkar?

Akıllardaki soru 2007’deki Lahey kararını etkileyen güç odağı, fikrini şimdi neden değiştirsin? Sonuçta, on sene sonra görülen manzarada öne çıkan algı, Sırbistan’ın bölgede AB entegrasyonunun başarılı bir örneği olma gayretleri içinde olduğu. Kararı verecek olanlar, Saraybosna ve Belgrad arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak.

Özellikle NATO ve Rusya arasındaki krizi göz önüne alırsak, Saraybosna ve Belgrad örneğinde olduğu gibi, küresel çaptaki tüm aktörler (ki buna Ankara da dahil), çok iyi hesaplanmış ve derin düşünülmüş kararlar vermeye mecbur olacak.

Kararın bir ucunda ‘yola girmiş’ gibi görünen ama her zaman ‘yoldan çıkma’ tehlikesi taşıyan Belgrad yönetimi, öteki ucunda ise ağır ‘Dayton baskısı’ altında gün geçtikçe daha da ezilen ve zaman zaman ciddi ve derin krizlerle boğuşan Saraybosna yönetimi olacak. İki ülkenin de kendi problemleri ile baş etmek için desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönemdeyiz.

 Bölgede etkili uluslararası kurumlar ve güç merkezleri, atacakları adımları ve verecekleri kararları detaylı şekilde hesaplarken, Srebrenica’nın ve Bosna-Hersek savaşının ortada kalan tüm sivil mağdurları, ellerinden hiçbir şey gelmez bir halde olup biteni izleyecekler. Günümüzün uluslararası adalet anlayışı bu olsa gerek.

Yahya Muhasiloviç/AA

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.