Bu haber kez okundu.

Tarihi şahsiyetler etrafında kurulan dostluk
Türkiye ile Suriye arasında ortak tarihi ve kültürel değerlerin ortaya çıkartılması ve geliştirilmesi amacıyla dört aşamalı bir proje hayata geçirildi. Planın ilk aşamasında Türk ve Suriyeli akademisyenler ve halk temsilcileri, Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan'ın evsahipliğinde Osman Gazi'nin dedesi Süleyman Şah'ın Suriye'deki türbesinde buluştu ~|~

RECEP BAHAR - İSTANBUL

İnsanlık tarihinin en eski kentlerinden, Kuran-ı Kerim'de isimleri geçen 8 peygamberin doğduğu ya da yaşadığı diyarı ve bölgesel kalkınmanın merkezi ili Şanlıurfa, Türkiye ve Suriye'den akademisyenler ve halk temsilcilerinin katılımıyla önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. İki ülke arasındaki ortak tarihi ve kültürel değerlerin ortaya çıkartılması ve geliştirilmesi amacıyla hayata geçirilen dört aşamalı "Ortak Tarih ve Medeniyetin İzlerini Sürmek" projesinin ilk adımı, 'Süleyman Şah Buluşmaları'yla atıldı. 'Süleyman Şah Buluşmaları' kapsamında geçtiğimiz haftasonu Şanlıurfa'da ve Halep Üniversitesi'nde konferans ve paneller düzenlenirken, katılımcılar Suriye'nin Rakka şehrinde bulunan Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin dedesi Süleyman Şah Türbesi'nde bir araya geldi.

Manevi değerler güç katar

Etkinliğin her aşamasına bizzat katılan Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan, Süleyman Şah adıyla sembolleşen ortak değerlerin bölge halkları arasındaki bağı güçlendirdiğine vurgu yaparak, bu değerlerin etrafında kenetlenip Türkiye ve bölge halklarının kalkınmada gücüne güç katacağını vurguladı. Vali Okutan, Suriye'nin Rakka ilinde Fırat Nehri'nin kenarında bulunan Süleyman Şah'ın türbesini Türkiye ve Suriye'den katılımcılarla birlikte ziyareti esnasında yaptığı açıklamada ise türbenin bulunduğu alanın Türk toprakları sayıldığına işaret ederek, "Benim bölgemde bulunan burada nöbet tutan bir manga asker (12 - 14 arasında asker) ayda bir değişmektedir. Türbe ve müştemilatı, Şanlıurfa Valisi olarak benim dolaylı görev alanlarımdan birisi" dedi. Süleyman Şah'ın bölgenin Türkleşmesinde çok önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret eden Vali Okutan, şunları söyledi: "Süleyman Şah, Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in büyükbabasıdır. Dolayısıyla bu tür manevi şahsiyetler etrafında toplanarak, hem kendi aramızda safları sıklaştıracağımıza, hem de Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkileri pekiştireceğimize inanmaktayım. Hem Türkiye, hem de Suriye sınırında Süleyman Şah'ın akrabaları var. Bunlarla bugün buraya geldik, dualar ettik. Böylece Süleyman Şah'ın tarihi misyonunu bir kez daha hatırlamış, onun etrafında bir kez daha buluşup kucaklaşmış olduk. İnanıyorum ki, iki ülke arasındaki sıcak ilişkiler Süleyman Şah'ın türbesine yapılacak ziyaretlerle daha da pekişecektir. Şanlıurfa Valisi olarak Türk bayrağının dalgalandığı burada Süleyman Şah'ın akrabalarıyla bulunmak da gurur verici."

Türbenin tarihi çok dokunaklı

Suriye'de Lozan Antlaşması uyarınca Türk toprağı sayılan, üzerinde Türk bayrağı dalgalanan Fırat Nehri'nin kenarındaki 10 bin 96 metrekarelik alan ve arazideki yaklaşık 800 yıllık türbe, çavuş komutasındaki bir manga Türk askeri tarafından önünde nöbet tutularak korunuyor. Türbe Osmanlı Devleti döneminde Rakka Valisi Hüseyin Paşa tarafından 1700'de onarıldı, ardından 1882'de 2. Abdülhamit türbeyi yeniden yaptırdı. Caber Kalesi 1. Dünya savaşı'nın son günlerinde İngilizlerce işgal edildi. Suriye bilahare Fransa manda yönetimi altına girince, Kurtuluş Savaşı esnasında TBMM Hükümeti ile Fransız Hükümeti arasında 1921'de imzalanan Ankara Anlaşması ile Caber Kalesi'nin yakınında Süleyman Şah'ın türbesinin bulunduğu alan Türk toprağı olarak kabul edildi. Süleyman Şah'ın türbesine Atatürk döneminde de ihtimam gösterilerek, türbede bulundurulan 'saygı kıtası' için 5 Mayıs 1938'de bir saygı kıtası yaptırıldı. Yine 1939'da tarihi önem ve özelliğine uygun bir türbe inşa ettirildi.  Ancak Suriye 1966'da Fırat Nehri üzerinde inşasına başladığı Tabka Barajı nedeniyle 1973'ten itibaren türbenin baraj gölü içinde kalacağını Türkiye'ye bildirerek, Türkiye'den ya türbenin yerini değiştirmesini ya da türbeyi Türkiye sınırları içinde bir yere nakletmesini talep etti. Türkiye ile Suriye arasında yapılan görüşmeler sonucunda 1973'te bir anlaşma yapılarak türbenin müştemilatıyla birlikte Fırat kıyısındaki Halep iline bağlı Karakoz köyüne taşınmasına karar verildi. Bu taşıma işlemi başarıyla gerçekleştirildikten sonra, 1995'te Hafız Esad liderliğindeki Suriye tarafı bu kez Fırat nehri'nin daha üst kotlarında inşasına başladığı Teşrin Barajı nedeniyle türbenin baraj bölgesi dışında başka bir mevkiye ya da Türkiye'ye nakledilmesini bir kez daha gündeme getirdi. Bunun üzerine Türkiye, bu kez türbenin yerini değiştirmeden 2007 - 2010 yılları arasında gerçekleştirilen inşaat faaliyetleri neticesinde türbenin bulunduğu alanı tahkim etti, türbenin içini ve dışını onardı, karakol binasını yeniden inşa etti. Süleyman Şah'ın türbesinin bulunduğu alan Türkiye'nin büyükelçilik binaları hariç sınırları dışında bulunan 'tek toprak parçası' olarak da dikkat çekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100