19 Ekim 2013 Cumartesi 00:02
1968 Okunma
Türkiye'nin Çin füzesi ABD kıskacında
Türkiye’nin yaklaşık 4 milyar dolarlık stratejik önemdeki anti-balistik füze savunma sistemi ihalesinde ABD’li ve Avrupalı müttefiklerini değil Çin’in CPMIEC firmasını tercih etmesi uluslararası gündemin ilk sıralarını meşgul etmeye devam ediyor.  Kararın alındığı 26 Eylül gününden itibaren başlayan eleştirilerin tonu giderek artarken, gözler hükümetin bu baskılar karşısında geri adım atmayacağına çevrildi. Ankara’daki Türk ve yabancı diplomatlar arasında yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin kesin olarak Çin’le sözleşme imzalayacağına inanan da var, baskıların sonuç verip NATO ülkesiyle müzakerelere geçileceğine inanan da. Bir NATO ülkesinin büyükelçisi “Türkiye bu noktadan sonra geri adım atmayacaktır” ifadesini kullanırken, bir diğer büyükelçi ise “Kararı veren komitenin başında Başbakan yer alıyor. Savunma bakanı ile müsteşarın, Başbakanın sözünü desteklemekten başka bir şey dediklerini sanmıyorum. Dolayısıyla bir geri adım atılacaksa o kararı da Başbakan almak durumunda olacaktır ama geri adım geleceğini sanmıyorum.” Bu görüşe paralel olarak Türkiye’nin savunma sanayi politikasını teknoloji transferi ve yerli üretim parametrelerine endekslediğini anımsatan diplomatlar da bulunuyor. Çin’in Ortadoğu’daki siyasi ve ekonomi varlığını giderek artırdığını ve NATO üyesi Türkiye ile atılacak stratejik ve askeri adımlara büyük önem verdiğini ve dolayısıyla “sözleşmenin peşini kolay kolay bırakmayacağı” değerlendirmesini yaptı.

Serbest ticaret anlaşması kozu

Bu büyükelçi ve diplomatların şahsi değerlendirmelerine karşın bazı başka diplomatlar da, Türkiye’nin taktiksel bir manevra içinde olabileceğini, Avrupalı ve ABD’li firmalara karşı kozlarını güçlendirmeye çalışabileceğini iddia ediyorlar. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’nin NATO sistemlerine eklemleyemeyeceği bir sistemi almak istemeyeceği, Kürecik’e radar sistemi konuşlanmasına izin vererek füze savunma sistemini ittifakın uzun vadeli projeksiyonu içinde öngördüğü değerlendirmeleri de yapılıyor. Türkiye’nin kararını gözden geçireceğine inanan gruptaki diplomatların bir başka argümanı da ABD Kongresi’nin tepkilere katılması ve sert bir tonla Amerikan hükümetini adım atmaya çağırması. Türkiye’nin ABD ile AB arasında başlatılan Transatlantik Serbest Ticaret Anlaşması’na eklenmek istediğini, bunun için yoğun diplomatik bir süreç yürüttüğünü kaydeden diplomatlar, Türkiye’nin bu sürece katılımının ABD Kongresi’nce kararlaştırılacağını anımsattılar. Türkiye’nin ABD-AB süreci dışında kalması durumundaki kaybının yıllık 20 milyar doları bulabileceği hesaplanmıştı. Bu iki farklı değerlendirmeden hangisinin doğru olduğu büyük olasılıkla 2014 yılının ilk yarısında netleşecek. Eğer SSM ihalenin tümüne ilişkin radikal bir karar almazsa, füze sistemi ihalesinde Çin’in mi yoksa NATO’nun mu kazançlı çıkacağı bu süreç içinde belirlenecek. Hangisi olursa olsun, Türk hükümetini zorlu bir karar beklediği ortada. DIŞ HABERLER
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100