Bir gün içinde “eğitim sisteminin ne kadar mükemmel çalıştığını!” ortaya koyan üç ayrı haber düştü önümüze:
Bir: Cumhurbaşkanı, “TEOG” kaldırılacak dedi, kaldırıldı. Ama yerine gelecek sistem belli değildi. Başbakan Binali Yıldırım “isteyen istediği okula girecek” diyordu ama bunun gerçekleşme imkânı yoktu. Sözüm ona  “adrese dayalı yerleştirme esasına göre” öğrenciler evlerine en yakın liseye yerleştirilecekti ama son gelen haberler bunun da balon olduğunu ortaya koyuyor. Adreslerine yakın okullara yaptıkları tercihlere yerleşemeyen öğrenciler için milli eğitim müdürlüklerinde bir komisyon kurulacak. Bu komisyon öğrencileri rast gele yerleştirecek.
İstediğin okula yerleştirme projesi, istemediğin okula yerleştirme projesine dönüşecek.
Habire sınav sistemi değiştirmenin eğitimin kalitesine hiçbir katkı sağlamadığı ortaya çıktı. LYS’den OKS’ye, OKS’den SBS’ye, SBS’den TEOG’a,TEOG’dan LGS’ye sınav sistemini sürekli değiştirerek elinize ne geçti?
Ortaokuldaki öğrenciye nasıl daha iyi bir eğitim veririmin hesabını yapmak gerekirken habire sınav sistemi değiştirerek bir yere varmak mümkün mü?
Bu mantığın vahim sonucu ortada.
İki: On iki yıl önce, “el yazısı ile okuma yazma modelini” getirdiler. Zorunlu olarak çocuklarımıza el yazısı işkencesi çektirdiler. Bu konuda yapılan hiçbir uyarıyı dinlemediler. Sonuçta bu yıl zorunlu el yazısını kaldırdılar. Daha doğrusu öğretmenlerin tercihine bıraktılar. Ancak görüldü ki, öğretmenlerin sadece yüzde 5’i el yazısını tercih etmiş. Bu defa yeni bir karar aldılar. Bundan sonra el yazısına okullardaki zümre öğretmenler kurulu karar verecek. Bu karara göre el yazısı ya uygulanacak ya uygulanmayacak. Yani muhtemelen yürürlükten kaldırılacak.
Çocuklarımız üzerinde uyguladıkları “kobaylık” el yazısında da ayan beyan karşımıza çıkmış olacak. Heba olan 12 yılın çetrefilli yazıları, tarihin sayfalarında yerini alacak.
Üç: Birçok üniversite kontenjanlarını dolduramadığı hatta boş kaldığı için bazı bölümleri kapatma kararı aldı. Aslında bilhassa devlet üniversitelerinde boş kalan bölümler o kadar çok ki, masa başında sırf bölge halkını hoşnut etmek için açılan bölümler masa,sandalye ve sıralardan ibaret, “öğrencisiz!” bir şekilde öğrenim hayatına devam ediyor. Üniversitelerde 350 bin kontenjanın boş kaldığı bir sistemin örneği var mı dünyada?
Demem o ki, milli eğitim ehil olmayan ellere emanet. Çocuklarımız kobay. Aileler kobay. Okullar kobay.
Üniversiteye giriş sınavında hala ne tarz soruların çıkacağını kimse bilmiyor. Hala sistemde netlik yok. Hala, bir biri ardına yapılacak olan, birinci ve ikinci sınavın nasıl sonuçlar doğuracağı belli değil. Ve emin olun “SENEYE BU SİSTEMİ DE DEĞİŞTİRECEKLER.”
Otuz yıllık sistemi birkaç kişinin keyfi için değiştirip gencecik çocukların yaşadığı travmayı seyretmenin kime ne faydası var.
Milli eğitim sisteminde reform şart ama önce, eğitime yöne veren bürokratik ve siyasi kafa reforma tabi tutulmalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.